Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7439 Lv.
GBP GBP 2.1822 Lv.
TRL TRL 0.3041 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
21 Temmuz 2019
HABERLER » Kırcaali
Mevlid Kandili ve Kâinatın Efendisine (s.a.s) muhabbetin tezahürü Bey’at

Mevlid Kandili ve Kâinatın Efendisine (s.a.s) muhabbetin tezahürü Bey’at

21 Ocak 2013

Değerli Din Kardeşlerim.

Mevlid Kandili, İslam takvimimizin “Mübarek gün ve geceler” bölümünde ayrı bir önemi ve müstesna bir anlamı vardır. ’’Mevlid’’ kelime manasıyla, doğum demektir. Yani Hz. Muhammed (s.a.v.)’in doğumu. Altı yüz yıl öncesinde kaleme alınan“Mevlid” eseri de Hz. Muhammed (s.a.v.)’in mucizelerle dolu doğumundan başlayarak, güzide hayatından ve mucizelerinden ebedi bir üslupla bahseder. Eserin asıl ismi ise “ Vesiletü’n- Necat”, Kurtuluş vesilesidir. Yani dünya ve ahiret, saadet ve bahtiyarlığı (hasenesi) ancak Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ittiba (Bağlılık) ile mümkün olduğunu, eserin yazarı terennüm eder. “Mevlid kandili”nde “ Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.)”in ibretlerle dolu hayatı ele alınır, O (s.a.s) anılır ve anlamaya çalışılır...Hz. Muhammed, İnsanlığa gönderilen son Rahmet elçisidir. O’nun yeryüzüne teşrifleri, islam toplumu için aslında en büyük bayramdır! Nitekim Yüce Allah’ın rıza ve sevgisine nail olmak ancak O’nun (s.a.s) sünnetine uymakla mümkündür. Hz. Aişe-i Sıddika annemizin, Sevgili Peygamberimizi tasvirleri “O (s.a.v.) yaşayan Kur’an’dır” şeklindeydi. Nazil olan ilahi mesajları ( vahy)’ı Hz. Peygamber (s.a.v.) tatbik ediyor, katiplerine yazdırıyor, sahabesine ezberletiyor, anlam ve tefsirini açıklıyordu... Hz. Muhammed (s.a.v.)’in kıyamete dek geçerli mucizesi Kur’an, Yüce Allah’ın insanlığa en büyük lütfudur, Hz. Muhammed’in şahsiyetinde inananlara gönderilen son evrensel çağırıdır.

Veladetü’n-Nebiy – (Hz. Muhammed’in Yeryüzüne Teşrifleri)

Hz. Muhammed (s.a.v.) 12 Rabiu’l evvel 571 yılında Mekke-i Mükerreme’de yeryüzüne teşrif ettiler. Annesi Amine, Kainatın efendisini doğum sancıları hissetmeden dünyaya getirmiş, ismini “Muhammed” (Yerde anılan, semada (gökyüzünde) övülen) ismini vermişti. Esasında Hz. Muhammed (s.a.s) İslam tarihinde“Fil olayı” diye bahsedilen olaydan 50 gün sonra yetim olarak doğumuştu.Babasını görememiş! Anasına doyamamıştı. Babası Abdullah doğumundan yaklaşık 2 ay önce, annesi ise henüz kendileri altı yaşındayken irtihal etmişlerdi... Yüce Allah’ın murakabe ve terbiyesinde yetişen ve kurani ifadeyle “En yüce ahlak üzere olan” Allah’ın peygamberi, bütün beşeri ve dünyevi sevgilerin geçici olduğunu, ancak Muhabbetullah’ın....kalıcı olduğunu küçük yaştan itibaren idrak ediyordu. Nübüvvet (Peygamberlik) döneminde de virdi zeban edindiği sözlerden biri: “ İlahi ente maksudi ve rızake matlubi” – Allah’ım maksadımız sensin,sadece senin rızanı umuyorumuz” nidasıydı.Nitekim kamil manada bir İman : “Allah’ı ve Peygamberini canımızdan, malımızdan ve evlad-u ıyalimizden daha çok sevmeye bağlıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) “ Allah’a inanan, O’nu çok anan ve ahirette mükafat bekleyenlere Üsve-i hasenedir (En güzel örnektir -Modeldir). Kainatın Efendisi (s.a.v.) Cahiliyye diye isimlendirilen, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü, putlara inanıldığı ve yardım umulduğu, alkolün sudan fazla tüketildiği, insan haklarına riayet edilmediği, zinanın ve hırsızlığın işlendiği ve bunlarla beraber pek çok etik olmayan hadiselerin işlendiği dönemi, 23 yıl içinde medeni bir topluma dönüştürdü. O Yüce Allah’ın son elçisi, Rahmet Peygamberidir (s.a.v.). Biz O’nu Ashabtan (Âma olan) Abdullah b. Ümmü Mektum gibi göremedik, Saadet devri diye nitelendirilen O’nun yaşadığı dönemde yaşayamadık, XIV asır sonra, pozitivizm diye nitelendirilen ve maddenin önemli olduğu dönemde...kararlılık ve muhabbetle Hz. Muhammed (s.a.v.)’in saadet kervanına katıldık... Sahabe’nin sevdiği gibi sevmeye çalışıyor, sünnetine ittiba ediyor, tavsiyelerine uyuyoruz. Günde 5 kez yanık yüreklerle “ Eşhedü Enne Muhammeden Rasülüllah” – Şahidiz Hz.Muhammed Allah’ın Elçisidir...diyor, Ezan-ı Muhammediye icabet ediyoruz. Biliyoruz ki “Haydin Namaza ve böylelikle huzur ve kurtuluşa” çağrıları hocalara ve hacılara yönelik değil! Bütün islam toplumunadır. Namaz ise dinin temelidir, müminin mi’racıdır.

14 asır önce Peygamberimizin ( Allah’ın Elçisi s.a.v.) yeryüzüne teşrifleri münasebetiyle, büyük bir ilgi ve muhabbetle tertib edilen “Mevlid Kandili “programlarında “ana tema” ne olmalı? Kanaatimce“Bey’atlerimizi” (Bağlılığımızı) yenilememiz olmalıPeygamberimizin sünnetine bağlılığımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. Bey’at ayrıca “karşılıklı sözleşmek” anlamını taşır, bu doğrultuda bir ayeti hep beraber hatırlayalım:
“Ey iman edenler! Büyük bir ticareti size arz ederim. Allah’a ve Resülüne inanacak, malınız ve canınızla cihad edeceksiniz. Karşılık olarak, günahlarınız affı ve Cenneteki mertebeleriniz olacak”? Ne dersiniz?
Muhterem Kardeşlerim!

Ahir zaman ümmeti bizlerin Bey’atleri, Peygamberimizin bıraktığı emanetlere sahip çıkmakla olacaktır. Efendimiz (s.a.s) “ Size iki emanet bırakıyorum onlara sıkıca sarılırdığınızda başınıza sıkıntı ve dalalet gelmez, aranıza tefrika girmez buyuruyor, iki emanetin: Allah’ın kitabı Kuran-ı Kerim ve Peygamberinin sünneti (sözleri, davranış ve tavsiyeleridir) olduğunu bildiriyor. Mevlam okumayı anlamayı va hayatımıza yansıtmayı nasip etsin. Efendimiz (s.a.s) hayırlılar kervanını “ Kur’anı öğrenen (okuyan) ve öğreten (okutan) dir ” şeklinde tasvir ediyor. Rabbim salihlerle beraber eylesin, hayırlılar kervanında “ Hayırda yarış” nidasıyla –Halkımıza hizmet götürmeyi nasip etsin.Hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’i öğrenip öğretenlerden eylesin ..

Değerli Dostlar!

Biz İnsanları ve tüm alemi var eden, varlığından haberdar eden, kainata ahengi veren, güneşin planlı- programlı doğup batmasını sağlayan, gece olunca gökyüzünü yıldızlarla süsleyen...Yüce Allah! Biz kullarını seviyor, bahşedilen bunca ni’mete karşılık bizleri sınıyor! Dünya hayatının geçici, ahiret aleminin ise baki olduğunu bildirerek “ dengeleri” oluşturmamızı istiyor. Helale- harama dikkat ederek, adaleti tevzi etmemizi, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyalık meşgalelerle beraber, her an dünyaya veda edecekmişçesine ahirete hazırlık yapmamızı istiyor.

Kardeşlerim! Aslında ibadet ve taate bizlerin ihtiyacı var! Huzur ve itminanın ancak Allah’ı anmak, yaratılış gayemiz Allah’ı esma-i ilahisiyle tanıyıp, kalben inanmak ve samimiyetle kulluk görevimizi yerine getirmekle mümkün olacaktır. Bu doğrultuda her birimizin yeni bir formül üretmesi gerekmiyor! Mevlam Kur’anı rehber, Yaşayan Kur’an Hz.Muhammed’i (s.a.s) de İslam toplumuna Model kılmıştır.Mevlam Al-i İmran 31’de “ Allah’ı sevenler, Hz. Muhammed’e uysunlar- teslimiyet göstersinler, böylelikle Allah’ın sevdiği ve merhamet ettiği kullarından olsunlar” ayetine kulak verelim. Allah’ın rıza ve sevgisine nail olmak için Hz. Peygamberi her yönüyle tanımalı, tanıdıkça sevmeli ve balılığımızı yenilemeliyiz.Yani takip edilen yol haritası“marifet’ten muhabbete” olmalı.

Peygamberimizin bir iki tavsiyesini hatırlayarak, bir kez daha bey’atimizi gerçekleştirelim.
“Ben en güzel ahlakı tanımlamak üzere gönderildim” “Güzel ahlakları sayesinde mü’minler, gündüzleri nafile oruç tutuyormuş gibi, geceleri nafile namaz kılıyormuş gibi sevaba nail olurlar” “Mü’min elinden ve dilinden digger insanların Güvende olduğu kimsedir” – Güvenilir insandır!

“ Bizi aldatan, bizden değildir” , “Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir”, “ Büyüklere saygı, küçüklere sevgi göstermeyen, ve alimlere hürmet etmeyen bizden değildir”.

Sevgili Peygamberimiz, Cenneti arzulayan ve Yüce Allah’ın vadine nail olmak isteyenlere yönelik şu müjdeyi veriyor:
“Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girin”.(Tirmizî, Cum’a, 8).
Muhterem Din Kardeşlerim!

İslam Toplumunun birer bireyi olarak bizler, günde beş kez Ezan-ı Muhammedi ile Peygamberimizi ,Muhabbet ve hasretle tasdik ediyor, bey’at ve balılığımızı yeniliyoruz. Salat O’na selam O’na ...

En kalbi dileklerle “Mevlid kandili”nizi kutlar, Dareyn Saadeti dilerim ( Dünyada sağlık afiyet ve ihlaslı ibadet, ahirette Cennet) . Mevlam Rızasına nail eylesin Peygamberine Cennette komşu kılsın.

Hürmet ve Muhabbetlerle

Beyhan MEHMET – Kırcaali Müftüsü

Makalede geçen bazı kelimelerin anlamları:

Fil olayı -(Yemen’li Ebrehe 60.000 kişilik dönemi için muazzam bir orduyla Kabe’ye saldırmak üzere yola koyulur, ordunun başına da Fili yerleştirir. Mevlam bu olayı “ Fil suresi” ile bizlere anlatır. Kabenin sahibi Allah, bu orduyu “ ebabil kuşlarıyla” mahf eder. Tafsilatlı bilgi için – Fil suresi Meal ve Tefsirini okuyunuz.
İman ( Allah’a kalpten inanmak,- Kalb ile tasdik Dil ile İkrar etmek)

Mi’rac – Müslümanın “Yükselişi” Namazdır, ayrıca recep ayının 27. Gecesi Mi’rac kandilidir.

Bey’at: sözlük manasıyla- karşılıklı ahitleşmek, terim manasıyla ( Ashab-ı Kiramın Hz. Peygambere muhtelif mevzuularda bağlılıklarını yenilemeleridir.)
Kur’an: Yüce Allah’ın gönderdiği son ilahi evrensel kitaptır. Çok okunan, sürekli okunan anlamındadır. Tecvit ilmine uygun okunmalı ve özellikle anlam ve tefsirini merak ederek Mevlam bize ne buyuruyor demeli? Ve buyrukları tatbik etmeliyiz. Davranışlarımızı Amel-i salihe dönüştürmeliyiz.

Muhabbetullah - Allah sevgisi

Kaynak: Kırcaali Haber

Ziyaretci sayısı: 2685


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


Er 2013-01-21 11:27:00
Dincilere ne oldu? Daha dun rojden den kutlamak gunahtir diyorlardi simdi haftalarca rojdenden kutluyorlar.Ne oldu yeni dinmi geli yoksa amerika yeni dinmi icat ettirdi.
Müslüman 2013-01-21 16:24:05
Ya Muhammed eğer seni yaratmasaydim alem ve Adem'i yaratmazdim - sözü hadis miydi? mevlid kandiliniz mübarek olsun
gizemli 2013-01-21 20:43:17
Er kardesimiz aklini basina topla lutfen!Rojdenden kutlamak yasak oldugunu sana kim soyledi ve dikkatini 4ekerim Ne senin ve nede senin gibiler hatta hic kimsenin Peygamberimizin KUTLU DOGUM haftasiyla ilgili alay etmeye soz konusu bile olamaz Hem dinimizi tanimiyorsun hemde bos bos ileri geri konusuyorsun bu hakarete sezziz kalamam haddini bil!Bukadarda cahil insan gormedim kusura bakma
Er 2013-01-21 21:50:26
KURAN’DA KANDILLER VE BAYRAMLAR KONUSUNDA NE GIBI AÇIKLAMALAR BULUNMAKTADIR?


Kandil ve bayram uygulamaları ve benzeri özel gün ve geceler Kuran ayetlerinde yer almayan konulardandır. Müslümanlar birtakım hadislere dayanarak bu ve benzeri gün ve geceleri mübarek kabul etmişlerdir. Kuran’da sadece Kadir suresinde Kadir gecesine işaret edilir. Kadir gecesi Kuran’ın indirilmeye başlandığı Ramazan ayı içindedir ancak geleneksel kabullerde olduğu gibi tam olarak hangi günü olduğu ile ilgili bir bilgi yeralmaz. Bu gibi gün ve uygulamalar Kuran ayetlerine aykırı inanç ve kabuller barındırmadıkları müddetçe kutlanabilir ve müslümanlar bir birbirlerini arayarak hatır sorabilir. Bu gibi günler insanların en azından ilişkilerini kuvvetlendirmeye yarayabilir. Ancak bu gibi gecelerde yapılan ibadet ve bağışlanma dileklerinin mutlaka kabul göreceği ve diğer gün ve gecelerden daha makbul olacağı gibi inançlar yanlıştır ve batıldır. Allah’ın tüm gün ve geceleri O’na olan kulluk vazifelerimizi yerine getirmemiz ve O’nu gereğince hatırlayıp teslim olmamız için bulunmaz bir fırsattır. Olaya bu şekilde bakmak gerektiği kanaatindeyiz.

http://www.kurandakidin.com/2012/03/kuranda-kandiller-ve-bayramlar-konusunda-ne-gibi-aciklamalar-bulunmaktadir/
gizemli 2013-01-21 22:59:26
Kuran-ı Kerim’in indirildiği geceye işaret edilirken şöyle buyurulur: "Apaçık olan kitaba andolsun ki, biz O’nu (Kuran-ı Kerim’i) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. (...) Her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. (Duhan 2-7)." Yine Kadir Gecesi’nin, bin geceden hayırlı olduğu Kuran’da ifade edilir (Kadr 97/1-5).
Mübarek mekán (özel, kutsanmış mekán, bereketli yer) kavramı da Kurani bir kavramdır (İsra 17/1; Enbiya 21/71, 78). Kutsal gece ve kutsal mekán kavramı İslami anlayışa ters değildir. Halkımız arasında da kutlanan "Berat ve Regaip" kandillerine de hadislerde işaret vardır. Mevlit kandili kutlamaları ise 10. yüzyılda ilk kez Mısır’da (Fatımiler devrinde) başladı. Bugünkü anlamda kutlama ise 1207’de Erbil ve çevresinde Selçuklu Atabeyi Muzafferüddin Gökböri (1233) zamanında başladı ve devam etti. Mevlit Kandili’nde Peygamberimize salat ve selam getirilir, Peygamberimizin dünyaya gelmesiyle oluşan rahmet ve merhamete vurgu yapılır ve bizim peygamberimizin ahlakına göre kendimizi gözden geçirmemiz istenir. Bunlar zararlı ve kötü şeyle mi?

Miraç Kandili, Hz. Peygamber’in (SAV) yüce makama çıkışının yıldönümü. Bu muhteşem hadiseyi müminler her yıl hatırlayıp ondan pratik dersler çıkarırlar. Miraçta Peygamberimiz diğer peygamberlerle görüşmüş, yüce Rabbimizin birçok nimetine muhatap olmuş ve dönüşünde Mekke’yi sarsacak bu muhteşem olayı insanlara taşımıştır. Miraç ruh ve beden bütünlüğüyle meydana gelmiştir. Yoksa rüya áleminde olsaydı bunun kayda değer bir tarafı olmazdı ki! Öyle ya herhangi birimiz de rüyamızda miraca çıkar, farklı álemler görebiliriz. Eğer olay böyle basit olsaydı Mekkeliler Hz. Peygamber’le tartışırlar mıydı? Hayır, senin bu dediğin olamaz derler miydi? Bu hadisenin mucizelik tarafı kalır mıydı? Tabii ki hayır. İşin tarihi ve dini boyutu kısaca böyle.

Peki, kandil kutlamalarının zararı var mı? Dine sonradan eklenmiş bir ibadet mi? Tabii ki hayır. Bilakis kandil vasıtasıyla insanımız Yüce Allah’a verdikleri sözleri, ahitleri, iman ve itaatleri yeniliyorlar. Tövbenin kapılarını zorluyorlar. Kendileriyle yüzleşiyorlar. Birbirlerini yeniden hatırlıyorlar. Kandiller; babaların-annelerin, fakirlerin, yoksulların, kimsesizlerin, mazlumların, borçluların yeniden hatırlandığı zaman dilimleridir. Bunun neresi dine ters, bunun neresi bidat?

Mübarek gün ve geceler, bütün dinlerin ortak bir uygulamasıdır ve son derece isabetlidir. Peki, bütün yıl boyunca her türlü günahı işleyenlerin sadece bu gece Yüce Allah’a yönelmesi yeterli midir? Sanırım buna evet diyecek hiç kimse yoktur ama bunun kapısı kapalıdır diyebilecek de yoktur. İbadetler tabii ki 4-5 geceye sıkıştırılamaz. İbadet ve yöneliş bütün zamanlara dağıtılmalı, Yüce Allah’a her an yönelinmelidir.

O zaman şöyle bir soru soralım. Biri gelir de "Ben bütün bir yıl günah işleyeceğim ama mübarek beş gecede Allah’a yöneleceğim, bu haram mıdır? Bana bu kandil gecelerinde tövbe kapısı kapalı mıdır?" derse, biz ne diyeceğiz ona. Hayır, sana kapılar kapalı. Sen ümidini yitir mi diyeceğiz. Tabii ki hayır. Biz ona, aslında her an Allah’a yönelmen gerek ama bunu yapmıyorsan bari mübarek gecelerde olsun Rabbine yönel deriz. Belki bu geceler onun için bir çıkış kapısı olur. Belki bu gecelerde uyanır, Rabbine yönelir. İşte bizim bakış noktamız budur. Bu nedenle de kandiller hurafe değil, tam aksine yitirilen, ümitleri yok olan insanlar için birer fırsat geceleridir.
''BİRLİK'' 2013-01-22 02:06:17
’Araba yıkılınca yol gösteren çok olur’’ da. Şimdi ben de onlardan olacağım. Güvenlik sıfırın altındaydı. Bu güvenliği içişleri sağlamak zorundadır. Partinin kendi kurmayları veya müfettişleri bunu tespit ederek kongre başlatılmamalıydı. Bu sağlandıktan sonra başlatılmalıydı. Salona, kurul başlamadan önce bile on sefer üstünde kalın paltolar, montlarla girebiliyordun. Elinde uzun şemsiye ve kabarık çantalar olabiliyor. Bunların hepsi ben de bile vardı. Bu güvensiz ortamda eşyalarını salon dışında numaralı dolap bölümleri vardı ve ben oraya bırakmaya bile sakındım. Niçin mi? Vatandaşın biri paltosunun cebinde değerli cüzdan unutmuş ta almaya dönmüş. Elindeki numarayla görevli arıyor. Bulamayınca girdi içeriye asılı paltosunun cebinden cüzdanını aldı çıktı. Bu ne düzen dedim. Eşyanın cebine bir bomba yerleştirseler ve sahte bir ihbarla gardırobu aratsalar, yandın. Hele Türkiye’den isen…
Bir Bulgar partisi harıl, harıl milletinin çocuklarına Türk düşmanlığı aşılıyor. Tıpkı PKK’ nın çocukları dağa kaçırıp terörist yaptığı gibi. Bulgaristan’da vahşi kapitalist gerçeğinde hırsızı, ursuzu, tinercisi, esrarcısı almış götürmüş. Akşam karanlık başınca, ekmek parası çıkarmak isteyen bakkalcı bakkalını güvenlik moduna geçirmiş. Nasıl mı? Kapıyı kilitliyor, korkulukları çekiyor ve orta bölümüne bir 40sm çapı bir pencere açmış. Alış verişi oradan yapıyorsun. Bana hapishane yıllarımın hücre kapısını hatırlattı. İnanmazsanız gidin, Prenses otelin çevresini biraz dolasın, akşam yediden sonra. Bu tablo karşısında HÖH yetkilileri nasıl olurda kendi iç güvenlik tedbirleri almazlar. Delegeleri bırakın, ön sırada oturan bir delege kılıfında güvenlik olsaydı, kürsünün altından neredeyse otuz metreden yani salonun bir çapından öbür çapına koşarak gidenin önüne futbolcu gibi ayağını salsaydı, katili düşürürdü.
Bana inanmazsanız, CHP Trakya bölgesi milletvekili Fayık Ö. MHP milletvekillerine, Bornova Belediye Başkanına, İzmir Terörle mücadele Bölümü eski Başkanına sorun. Avrupa’nın liberal parlamenterlerine sorun. Yaklaşık bin delege ve yurtdışından yüzlerce misafir. O güvenliksiz ortama bin kilo bomba on tane kalaşnik sokulabilirdi. Bulgaristan’ın düşmanları büyük bir terör yapabilirlerdi. Bulgaristan bunun altından kalkamazdı. Bulgar komşularımız yetti artık, devlet olduğunuzu ispatlayın artık. Türk partisini sevmeyebilirsiniz, binlerce kişinin can güvenliğini sağlamakla yükümlüsünüz… Kongre binasında 6. katın 3. salonuna varmak için yolu şaşırıp çeşitli kapılarından girdik çıktık on sefer. Ne kontrol, ne ışık var. Teröristler istesinler bütün binayı havaya kaldırabilirler. Bu ne başıbozukluk yahu. Bütün girişleri kapatır, gerekli bölüme ulaşmak için işaretler koyar ve daha dışarıdan girişte kontrol edersin. Olaydan sonra bile kontrol sadece üçüncü salonun önündeydi…
Ahmet Doğan’a gelince; Avrupa’nın büyükbaşlarının merkeziyetçi ve ulus milletlerin değerlerini yok edecek yanlış politikalarını bir balyoz gibi en diplomatik bir dille vurdu başlarına. Tıpkı Devlet Güvenlik elemanı olarak çalıştığı dönemde, Türklerin üzerine yapılan asimilasyonu ve Türklerin sorunlarını devletin suratına yine edebi içinde diplomatik bir dille vurduğu gibi. ( Bu gerçekleri A.Doğan’ın sözde ‘’hainlik’’döneminin belgelerinde görüyoruz.) Avrupa’da krizin sebeplerini bilimsel kavramlarla beyaz bir çarşaf gibi serdi ortaya. Bu gün artık çok merkezli bir dünyanın oluştuğunu ve Avrupa birliğinin rekabette kalabilmesinin genel yollarını gösterdi. Bulgar hükümetinin Türk korkusuyla zavallılığını ve hapis arkadaşının ihanetini Sofya ve Ankara’da temizlemeye kalkıştığını ince ve üzüntülü bir dille geçiştirdi. Ankara kelimesini kullanırken, sitem etti sanki.’’Bu sarhoşu anlayamadınız gitti’’dercesine. Bulgaristan’da bir milyonun üzerinde Türk varlığının tüm yaşam haklarının
var olmasını açık bir dille Avrupa Liberal Parlamenterlerinin önünde vurguladı…
Türk Devletimin adına Sayın Cumhurbaşkanımın geçmiş olsun mesajına bir Balkan Türk’ü olarak, minnettarım. Sağ olun, var olun Sayın Cumhurbaşkanım.
…Bizi bize vurduruyorlar. Uyanın artık. İslamiyet’e saldıran; Hindistanlı Müslüman Salman Rüştü değimliydi. Papa’yı M:A. Ağca’ya vurdurmadılar mı? Ardında hangi güçler varsa çıkarsınlar ortaya. Yirmi Ocak sabahına Bulgaristan Türk’ü artık titreyerek uyandı. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bulgar içişleri bakanı hemen istifa etmeli. Olayın gerçek perde arkası
gün geçirilmeden açıklanmalı. Aksi halde sonuçları nereye varacağı belli olmaz….

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: kardjalinews.media@gmail.com   Webdesign: SWS