Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7182 Lv.
GBP GBP 2.2751 Lv.
TRL TRL 0.3194 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
22 Nisan 2019
HABERLER » Kırcaali
HÖH Merkez Konseyi’nde Kırcaali İli’ni 21 kişi temsil ediyor

HÖH Merkez Konseyi’nde Kırcaali İli’ni 21 kişi temsil ediyor

22 Ocak 2013

Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Kırcali İl Teşkilatı Başkanı Bahri Ömer, bir ay içerisinde partinin yeni seçilen Merkez Konseyi’nin ilk oturumu olacağı ve yeni lideri Lütfi Mestan’ın yardımcılarının isimlerini açıklayacağını bildirdi.

Sayın Bahri Ömer, “Partinin genişletilmiş yönetimine toplam 184 kişi girdi. Onlardan 21’i Kırcaali İli’ni temsil ediyor. Merkez Konseyi’nde 4 milletvekili, 7 belediye başkanı, 7 ilçe teşkilatı başkanı, İl Teşkilatı Başkanı, gençlik teşkilatının İl Başkanı ve HÖH Türkiye Koordinatörü İsmet Kahraman yer alıyor diye açıkladı. Sayın Ömer, Merkez Yürütme Kurulu’nda kimlerin yer alacağını tahmin etmek istemedi, fakat ülkenin çeşitli bölgelerinden kota prensibine göre seçilmeyeceklerine kesin kanaat getirdi.

Kaynak: Kırcaali Haber

Ziyaretci sayısı: 2414


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


''BİRLİK''Dergişi 2013-01-22 20:07:28
'BİRLİK''
’Araba yıkılınca yol gösteren çok olur’’ da. Şimdi ben de onlardan olacağım. Güvenlik sıfırın altındaydı. Bu güvenliği içişleri sağlamak zorundadır. Partinin kendi kurmayları veya müfettişleri bunu tespit ederek kongre başlatılmamalıydı. Bu sağlandıktan sonra başlatılmalıydı. Salona, kurul başlamadan önce bile on sefer üstünde kalın paltolar, montlarla girebiliyordun. Elinde uzun şemsiye ve kabarık çantalar olabiliyor. Bunların hepsi ben de bile vardı. Bu güvensiz ortamda eşyalarını salon dışında numaralı dolap bölümleri vardı ve ben oraya bırakmaya bile sakındım. Niçin mi? Vatandaşın biri paltosunun cebinde değerli cüzdan unutmuş ta almaya dönmüş. Elindeki numarayla görevli arıyor. Bulamayınca girdi içeriye asılı paltosunun cebinden cüzdanını aldı çıktı. Bu ne düzen dedim. Eşyanın cebine bir bomba yerleştirseler ve sahte bir ihbarla gardırobu aratsalar, yandın. Hele Türkiye’den isen…
Bir Bulgar partisi harıl, harıl milletinin çocuklarına Türk düşmanlığı aşılıyor. Tıpkı PKK’ nın çocukları dağa kaçırıp terörist yaptığı gibi. Bulgaristan’da vahşi kapitalist gerçeğinde hırsızı, ursuzu, tinercisi, esrarcısı almış götürmüş. Akşam karanlık başınca, ekmek parası çıkarmak isteyen bakkalcı bakkalını güvenlik moduna geçirmiş. Nasıl mı? Kapıyı kilitliyor, korkulukları çekiyor ve orta bölümüne bir 40sm çapı bir pencere açmış. Alış verişi oradan yapıyorsun. Bana hapishane yıllarımın hücre kapısını hatırlattı. İnanmazsanız gidin, Prenses otelin çevresini biraz dolasın, akşam yediden sonra. Bu tablo karşısında HÖH yetkilileri nasıl olurda kendi iç güvenlik tedbirleri almazlar. Delegeleri bırakın, ön sırada oturan bir delege kılıfında güvenlik olsaydı, kürsünün altından neredeyse otuz metreden yani salonun bir çapından öbür çapına koşarak gidenin önüne futbolcu gibi ayağını salsaydı, katili düşürürdü.
Bana inanmazsanız, CHP Trakya bölgesi milletvekili Fayık Ö. MHP milletvekillerine, Bornova Belediye Başkanına, İzmir Terörle mücadele Bölümü eski Başkanına sorun. Avrupa’nın liberal parlamenterlerine sorun. Yaklaşık bin delege ve yurtdışından yüzlerce misafir. O güvenliksiz ortama bin kilo bomba on tane kalaşnik sokulabilirdi. Bulgaristan’ın düşmanları büyük bir terör yapabilirlerdi. Bulgaristan bunun altından kalkamazdı. Bulgar komşularımız yetti artık, devlet olduğunuzu ispatlayın artık. Türk partisini sevmeyebilirsiniz, binlerce kişinin can güvenliğini sağlamakla yükümlüsünüz… Kongre binasında 6. katın 3. salonuna varmak için yolu şaşırıp çeşitli kapılarından girdik çıktık on sefer. Ne kontrol, ne ışık var. Teröristler istesinler bütün binayı havaya kaldırabilirler. Bu ne başıbozukluk yahu. Bütün girişleri kapatır, gerekli bölüme ulaşmak için işaretler koyar ve daha dışarıdan girişte kontrol edersin. Olaydan sonra bile kontrol sadece üçüncü salonun önündeydi…
Ahmet Doğan’a gelince; Avrupa’nın büyükbaşlarının merkeziyetçi ve ulus milletlerin değerlerini yok edecek yanlış politikalarını bir balyoz gibi en diplomatik bir dille vurdu başlarına. Tıpkı Devlet Güvenlik elemanı olarak çalıştığı dönemde, Türklerin üzerine yapılan asimilasyonu ve Türklerin sorunlarını devletin suratına yine edebi içinde diplomatik bir dille vurduğu gibi. ( Bu gerçekleri A.Doğan’ın sözde ‘’hainlik’’döneminin belgelerinde görüyoruz.) Avrupa’da krizin sebeplerini bilimsel kavramlarla beyaz bir çarşaf gibi serdi ortaya. Bu gün artık çok merkezli bir dünyanın oluştuğunu ve Avrupa birliğinin rekabette kalabilmesinin genel yollarını gösterdi. Bulgar hükümetinin Türk korkusuyla zavallılığını ve hapis arkadaşının ihanetini Sofya ve Ankara’da temizlemeye kalkıştığını ince ve üzüntülü bir dille geçiştirdi. Ankara kelimesini kullanırken, sitem etti sanki.’’Bu sarhoşu anlayamadınız gitti’’dercesine. Bulgaristan’da bir milyonun üzerinde Türk varlığının tüm yaşam haklarının
var olmasını açık bir dille Avrupa Liberal Parlamenterlerinin önünde vurguladı…
Türk Devletimin adına Sayın Cumhurbaşkanımın geçmiş olsun mesajına bir Balkan Türk’ü olarak, minnettarım. Sağ olun, var olun Sayın Cumhurbaşkanım.
…Bizi bize vurduruyorlar. Uyanın artık. İslamiyet’e saldıran; Hindistanlı Müslüman Salman Rüştü değimliydi. Papa’yı M:A. Ağca’ya vurdurmadılar mı? Ardında hangi güçler varsa çıkarsınlar ortaya. Yirmi Ocak sabahına Bulgaristan Türk’ü artık titreyerek uyandı. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bulgar içişleri bakanı hemen istifa etmeli. Olayın gerçek perde arkası
gün geçirilmeden açıklanmalı. Aksi halde sonuçları nereye varacağı belli olmaz….
''BİRLİK'' 2013-01-22 20:51:49
Konu ne Ahmet Doğan, ne HÖH. Bütün bu olan trajediden sonra getirilen yorumlar içler acısı. Yarabbi, yorum yapanları ıslah et. Beyler, nedir bu kin. Terörü nasıl savunabilirsiniz?
Nedir bu cahiliyet, nedir bu halk düşmanlığı. HÖH’ni komünist partisi mi sanıyorsunuz?
Kaldı ki, demokrasilerde komünist partisi de serbesttir ve seçimlere katılabilir. Millet oy verirse gelir iktidara. Siz kendinizi Milletin üzerine çıkarmaya ne hakkınız var. Millete hakaret etmeye hiçte hiç hakkınız yok. Sana oy verirse iyi de, vermezse kötü oluyor, öyle mi?
HÖH milletin temsilcisidir, çünkü milletin oylarıyla gelmektedir. Ona veya üyelerine küfür etmek bütün millete hakarettir. Sıkıyorsa kurarsın bir parti ve gidersin seçime. Milleti ikna edebilirsen gelirsin iktidara. Terörüstü nasıl savunabilirsin ve çiçeği burnunda bir politikacı Korman’a nasıl olurda Terörüstü savunmasını istersin. Korman zaten (mamino detense) acemiliğiyle neredeyse katili savunacak bir mesaj vermiş... Çok acı çok. Kimdir bu savunduğunuz katil. Yirmi beş yaşında; altı kere yargılanmış. Bir kaç defa hapiste yatmış. Tiner ve esrar kullanırmış. Polise de saldırmış. Kadın ticaretinden yargılanmış bir zavallı hasta bir insancık. Çok büyük ihtimalle onu karanlık güçler kullanmıştır. Bizimde varsayımlarımız var. Ancak bekleyeceğiz, sabırlı olacağız. Beyler kendinize gelin. Kendinizi bir anda parti başkanının koruması olarak hissedin. Dört gözle bakarken, gözünüzden kaçmış ve birisi kürsüde başkanın kafasına silah dayamış. Sizin göreviniz ne olacak, yıldırım gibi ve bir kovboy çevikliğiyle tabancanıza sarılıp vuracaksınız beyninden başkanınızın kafasına silah dayamış katili. Bu iş çocuk oyuncağı mı? İster şaka olsun, ister kürsüdekinin başına dayatılan çikolata tabancası olsun. Ey abuk sabuk yazanlar; O kongre Türk milletinin onurudur, namusudur ve şerefidir. Ne yazık ki, Bulgaristan devletinde içişleri gereken tedbirleri almamış. Mutlaka ve mutlaka hak ettiği cezayı almalıdır.
Orada AB Parlamenter de vardı, orada büyük bombalı terör olayı olsaydı Bulgaristan’da iç savaş olurdu. Kalkmışsınız, terörüstü savunacaksınız. Eğer terörist, başkana doğru koşarken etkisiz hale getirilseydi ve yakalansaydı, üzeri aranır, dövülmeden adalete teslim edilirdi. Terörist cinayet girişiminde bulunmuş, tabancasının teknik hatasıyla gerçekleştirememiş. Onu öpüp de, çiçekle mi teslim edeceklerdi güvenliğe. Hangi güvenliğe. Olmayan güvenliğe mi? Güvenlik vardı da niçin o noktaya ulaşabildi? Şükretsinler ki; öldürülmedi. Öldürülmemesinin sebebi de ardında kimlerin olduğunu bulabilmek içindir. Nefsi müdafaa diye bir madde var bütün dünya hukukunda ve ceza kanunlarında…
HÖH bu kadar acemi olduklarını bilmiyorduk. Bundan sonra yurtdışından böyle bir toplantıya giderken kendi güvenlik tedbirlerimizi almak zorunda kalacağız. Ve tüm delegeleri koruyacağız. Gökkurtlar milletini korumasını bilir…
''BİRLİK''Dergişi 2013-01-22 21:19:31
…Sayın başkanım, değerli milletvekilleri, kıymetli delegeler. Size; Egenin incisi bağrında 36 uygarlığı taşıyan İzmir’den selam getirdim. Hakları ve özgürlükleri kişilik yapmış İzmirlilerden ve Egeye Balkan uygarlığının temellerini atan kardeşlerinizden selam getirdim.
Yüce milletimin değerli temsilcileri, mensup olduğumuz hareket, kökleri binlerce yıllık uygarlık tarihimizin özünden gelen ve 21.yüzyılda bulunduğumuz Balkanlara barış ve özgürlük mührünü vurmuştur. Çok yakın geçmişte Balkan coğrafyamızın bir bölümünde acımasız, vahşi ve barbarca insan kıyımı yapıldı. Değerli dava arkadaşlarım, daha da acısı mensup olduğumuz Avrupa gücünün, Bosna’da üç 300 000 masum insanın katledilmesini önleyememesidir. Kurtarıcı, Atlantik ötesinden mi gelmeliydi? Evet, vatandaşı olduğum Türkiye’nin büyük gayretleriyle NATO harekete geçirilerek bu katliam durdurulmuştur. Sormak istiyorum Avrupalı müttefiklerimize? Katledilenler Müslüman olmasaydı, aynı duyarsızlık mı gösterilecekti? Biz, Türkiye olarak, dinler savaşlarını tarihin derinliklerine ibretle gömdük. Sayın başbakanımız Recep Tayip ERDOĞAN; İspanya’da uygar Avrupa’ya ’’Medeniyetler Uzlaşması’’ kavramını bağışladı. Ulu Atatürk’ün ‘’Yurtta Barış, Cihanda Barış’’ kavramını kazandırdığı gibi. Kaldı ki; bizim kitabımız; daha üç kutsal kitabı kabul etmektedir. İslamiyet’i bilmeyen ve araştırmak isteyenlere tavsiyem; İslamiyet’i Türklerde arayın…
Değerli arkadaşlarım; Sayın başkanımız gibi; adı Sosyalizm ve Komünizm olan, fakat o ideolojinin hiçte ilkelerine uymayan bir Kızıl Cunta yönetiminin manevi soykırım mekanizmasının dişlilerinden geçirildim. Tutukluluktan sonra Bulgaristan halkı adına siyasi yargılandım. Bedeni ve ruhi bu işkenceleri sözde Bulgaristan’ın huzuru için, Bulgar diyemeyeceğim, o cuntanın robotlarından gördüm. Milletime ve halkıma sevgimi, inancımı zerre kadar yitirmedim. Çünkü Türk asıllı bir Bulgaristan çocuğuydum. Anamdan ve atamdan aldığım eğitimle her zaman insanları sevdim. Bana, Bulgaristan’ı ve halkını nefret ettiremezlerdi. Otuz beş yaşıma kadar Bulgaristan’daki yaşamım güllük, gülistanlık ta değildi. İki sefer hapislik, son on bir yıl normal vatandaşlık haklarından mahrum, askıda vatandaş olarak kaldım. Ve sonunda çöp gibi sınırın öbür tarafına boşaltıldım. Bize yapılan işkenceler Bulgaristan adına olsa da, asla ve asla Bulgarları nefret ettiremezlerdi. Nedense biz asırlardır beraber yaşıyorduk. İnanç değerlerimize saygılı kalarak, hoş görerek barış içinde yan yana ve yer, yer bir arada yaşadık. Kaldı ki, bir taraftan tarihten akrabayız. Bu akrabalığı inkâr edenleri tarih af etmeyecektir. Tarihleri Çarlarla başlamadı, Hanlarını inkâr edemezler…
Pek değerli Hak ve Özgürlükler Hareketi mensupları. Bu hareket Balkanların Rönesans’ıdır. Bu Rönesans milletimizin ve kimliğimizin gurur kaynağı özüdür. Problemler karşısında kavga çıkarmak, savaşmak çok daha kolaydır. Her kanlı savaşın manevi yaralarını sarmak yüz yıllı aşar. Yüksek medeniyet, bütün çekilerine rağmen intikam duygusu taşımayıp, barışı tesis etmektir. Bizler, bu erdeme sahip olmasaydık, düşmanların da oyununa gelir, memleket kan gölüne dönerdi. Değerli dava arkadaşlarım, dün ve bugün olduğu gibi her zaman dış düşmanlar olacaktır. Emperyalist güçler, çıkarları için sizi birbirinize düşürmeye kalkışacaklar. O güçler ki; her zaman etnik sorunları yaşatır, kontrol altında tutar ve çıkarları gerektikçe kışkırtıp büyütürler. Tarihte hep öyle olmuştur. Gelecek nesillerimize bu tarih bilincini mutlaka ve mutlaka aşılamalıyız. Ülke barışını en köklü bir şekilde; Medeniyetler buluşması, Medeniyetler uzlaşması ve Medeniyetler kaynaşması doğrultusunda tesis etmeliyiz. Halkımızın sosyal sorunlarını istismar eden, kimlik ve inanç ayrımcılığı tohumları atanlara bu milletin kürsüsünden sesleniyorum. Bizi sabun yapmak isteyenler; Eğer bu sabunlar barbarlığınızı temizleyip, sizi ıslah edecekse; biz sabun olmaya hazırız… Bu sapık fikirsizliğinize bir Roman ağzıyla cevap vereyim.’’ A bre mari etin ne butun ne? Sen kaç milyon, ben kaç milyon? Gücün ne, bu sapık öcün ne?’’
Balkan Savaşları trajedisinin 100. yıldönümünde tarihi sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Zulüm zulümle yok edilemez.
Bulgaristan aydınları, Sizlere tarihi görevler düşmektedir. Ya uygarlık yüklü halkınızın üzerine düşen bu lekeleri temizler, ya da leke olursunuz. Bulgaristan siyasetçileri; Kızıl faşistlerin yaptığı manevi soykırımdan Bulgar halkı sorumlu değildir. Çünkü onları özgür seçimle halk getirmemiştir. Şimdi demokrasilerde sorumluluklar çok daha büyüktür. Halkınızın iradesiyle geliyorsunuz. Hitler canavarının Avrupa Uygarlığına ve Alman Halkına yararı oldu derseniz; canınız cehenneme…
Hak ve Özgürlükler Hareketi inanç ve kimlik hakları mücadelesine sonuna kadar devam edecektir. Bu Hareket memleketi iç savaştan kurtarmıştır. Yine uygar ülkelere ders olacak biçimde ‘’Silahsız mücadele’’kavramını yaratmıştır.
Bu mücadelenin başarılı sonuçları gerçek ülke barışını tesis edecektir.
Aydınlar, Siyasetçiler ve Tarihçiler unutmayın; Bir kimliğin ve inancın haklarını vermek için, başka inancın oylamasına tabi tutmak kadar talihsizlik, ahlaksızlık ve hukuksuzluk yoktur.
Biz, ülke dışında olanlar; memleketimizin çok yönlü gelişmesini, huzurunu ve barışını istiyoruz. Biz dışarıda, barışçı Bulgaristan halkının kültür elçileriyiz. Kapılarımız hepinize açık, yüreklerimizde Blaga Dimitrova’ları yaşatıyoruz.
Türkiye her şeyiyle bir Avrupa ülkesidir. Türkiye’yi Avrupa’da görmek istemeyenlere iki sözüm var. Avrupa’nın rakipleri Gürbulak sınır kapısında mı kalsın, yoksa Kapıkule’ye mi gelsin istersiniz?
Son olarak şunu ifade etmek isterim; Balkan coğrafyasından çok hükümdarlar geldi geçti. Değişmeyen bir gerçek; Balkan milletleri hep buradadır. Bizim tek ve gerçek ülkümüz Balkan Birliğidir. Bu Birlik ki; Avrupa’nın güvencesi olacaktır.

Ramadan Mustafa (Ramazan Ayyıldız)
İzmir Balgöç ‘’BİRLİK’’ Dergisi Halkla ilişkiler adına kongreye sunulan mesaj.
Eski Zaara ceza evi 6 mufreze 2013-01-23 16:26:31
Cebelli Ramadan(Ramazan)yalaka oldugunu daha altinci mufrezede anlamistik amma bu kadarida cok be Ramadan ,senden akan yaglar Izmirden Sofia,ya kadar tum yollari kapladi.Bilmem hala irakli Ali sana altinci mufrezede guzel bir dayak atmisti,agizini burununu kirmisti biz mucahitler olmasaydik seni tatali koye gonderecekti,sayi seni irakli ALI NEDEN PATAKLAMISTI,onu da bir anlatsan cok iyi olur Halkimiz senin kac paralik adam oldugunu ogrenmis olur.Ispiyoncu,yalaka herif dps yonetiminin cogu ajan oldugundandir ki ancak bu kadar yag cekebiliyorsun meslektaslarina(ispiyonculara).yillardan sonra nihayet sesini cikardin ,amma seni hic unutmadik yalaka herif.eski zagra ceza evi altinci mufreze Berlin Alamanya.
Metehan 2013-01-24 18:22:05
Ahir zamanda ,HAİNLERE emin diyecekler,EMİN insanlara da hain diyecekler , acı gercekler bunlar.

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2018    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: kircaalihaber@gmail.com   Webdesign: SWS