Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
 
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.643 Lv.
GBP GBP 2.2606 Lv.
TRL TRL 0.2015 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
19 Nisan 2021
HABERLER » Kırcaali
TBMM Başkan Vekili Meral Akşener: "Batı Trakya Türklerine borcumuz vardır"

TBMM Başkan Vekili Meral Akşener: "Batı Trakya Türklerine borcumuz vardır"

25 Temmuz 2013

Batı Trakya Türklerin lideri Dr. Sadık Ahmet, aramızdan ayrılışının 18. yılında, 24 Temmuz 2013 günü Gümülcine’de kabri başında anıldı. Törende, TBMM Başkan Vekili Meral Akşener’in “Anavatan olarak , bizim, her birimizin, Batı Trakya Türklerine borcumuz vardır. O fedakarlıklarının, o sabırlarının karşılığı borcumuz vardır. Bu borç Anavatan için neye mal olursa olsun ödenecektir” sözleri damgasını vurdu.

D.E.B.partisi ve Dr. Sadık Ahmet ailesinin düzenlediği Dr. Sadık Ahmet’i anma törenine; Türkiye’den AK Parti’yi temsilen Bursa milletvekili Hakan Çavuşoğlu, AK Parti Dış İlişkiler Başkan yardımcısı ve İstanbul milletvekili Metin Külük, TBMM İdare Amiri ve AK Parti Malatya milletvekili Ömer Faruk Öz, TBMM Başkan Vekili MHP İstanbul milletvekili Meral Akşener, CHP Genel Başkan Yardımcısı Aydın milletvekili Bülent Tezcan, CHP Edirne milletvekili Recep Gürkan, CHP Kırklareli milletvekili Mehmet Kesimoğlu, CHP Tekirdağ milletvekili Emre Köprülü, eski TBMM başkanı AK Parti Zonguldak milletvekili Köksal Toptan’ın eşi Saime Toptan, Güre Belediye Başkanı Kamil Saka, Edirne Vali Yardımcısı Dr. Ayhan Özkan, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Ahmet Koç, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği İzmir Şubesi Başkanı Aydın Özcan, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Keşan Şubesi Başkanı Mustafa Beyli, Gebze Balkan Türkleri Derneği Başkanı Rıfat Yakupoğlu, Rumeli Fedrasyonu Başkanı, Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Kırcaali temsilcileri, Bulgaristan Mestanlı Belediye Başkanı Akif Akif, Bulgaristan Şumnu Kültür Evi Müdürü Nurten Remzi. Gümülcine S.Müftüsü İbrahim Şerif, İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, sabık milletvekilleri İlhan Ahmet ve Çetin Mandacı, Kozlukebir Belediye Başkanı İbrahim Şerif, Yassıköy Belediye Başkanı İsmet kadı, Mustafçova Belediye Başkanı Mustafa Çukal, “Toplumsal Hareket” Başkanı Saadettin Şakir Hüseyin, “Halk Hareketi” Başkanı Cemil Kabza, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Mehmet Emin, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Sami Toraman, İskeçe Türk Birliği Başkanı Ahmet Kurt, Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Koray Hasan, Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Ali Pencal, Batı Trakya Güney Meriç Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Bekir Mustafaoğlu, Kurcalı Azınlık Kadınları Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Dilek dalı Osman, v.d dernekler ile özellikle Ketenlik, Kozlukebir, Sirkeli, Kurcalı v.d. köylerden çok sayıda soydaş katıldı.

Tören, sala ve dua okunmasından sonra Dr. Sadık Ahmet’in kızı Funda’nın babası hakkında duygularını paylaşmasıyla başladı. Salayı İsmail Ahmet okurken, Kur’an-Kerim’i İbrahim Kuru, duayı ise Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif yaptı. Funda şiiri

Mesajların okunmasından sonra protokol konuşmalarına geçildi.

Yapılan konuşmalarda özetler şunlar dile getirildi:

“Bizler liderimizin kabri başında şu sözü vermek istiyoruz: Bizler usanmadan, yılmadan bu kutsal mirasa, bu davaya ölünceye dek sahip çıkacağız, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

Mustafa Aliçavuş - D.E.B. Partisi Genel Başkanı:

“…Her geçen yılı daha çok özlüyoruz. Batı Trakya Türkleri zor şartlarda iken bir güneş gibi doğan, Batı Trakya Türklerinin rahat bir nefes almasını sağlayan liderimiz merhum Dr. Sadık Ahmet, en fazla neden mutlu olurdu derseniz, onun bıraktığı mirasa sahip çıkmak, onun bıraktığı yolda davaya sahip çıkmak, yürümek; Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı rahata erişene dek mücadeleyi devam ettirmek ve toplumumuza en iyi şekilde hizmet etmek. Bizler liderimizin kabri başında şu sözü vermek istiyoruz: Bizler usanmadan, yılmadan bu kutsal mirasa, bu davaya ölünceye dek sahip çıkacağız, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bizler, dünya döndükçe değişmez olan Müslümanlığımızı ve Türklüğümüzü koruyacağız…”

“Aramıza şeytanların girmesine müsaade etmeyeceğimize şu anda söz vermenizi istiyorum.”

İbrahim Şerif – Gümülcine S.Müftüsü:

“…En zor günde Dr. Sadık Ahmet’le beraber olduk, beraber üzüldük, beraber sevindik, beraber düşündük ve Selânik Hapishanesi’nde aynı odada üç ay kaldık. Sadık Ahmet’in yapmak istedikleri ve onu bu kadar öne çıkaran neydi?

Çok değerli misafirler ve Batı Trakyalılar!

Yıl 1981. Ülkemiz Yunanistan AB’ne girmiş, AB ülkesi. Yıl 1990, aradan dokuz yıl geçmiş, Batı Trakya Türkleri gayri menkul alamıyor. Köylü traktör alıyor, ama ehliyet alamıyor. Eğer geceleyin traktörüyle çift sürmeye gitse gece yarısı trafik tarafından yakalanıyor ve ceza veriliyor. Çocuğunu evlendirecek bir odaya ihtiyacı var, yapamıyor. Damı akıyor, damının kiremidini aktaramıyor. Cebine alınteri olan üç beş kuruşu biriktirmiş, dükkan açacağım diyor, ancak açamıyor. Ben çiftçiyim diyor tarla alacağım diyor, alamıyor; ancak babasından kalan tarlayı dikkat buyurun altını çiziyorum, Hıristiyan vatandaşa satabiliyor! Bu karanlık günlerde AB’de geto hayatı yaşayan bir toplumun zincirlerini kırmak için ortaya çıkmıştır. Azınlık kendisine her zaman destek vermiştir…

Son günlerde birlik beraberlik deniyor. Batı Trakya’da bu kelime artık eskidi. Ama, söyledikçe üzerini ütüleyip bu kelimeyi tazeleyeceğiz. Çok duyduk, çok duyacaksınız ve çok duyacağız. Bundan sonra da gerçekten birliğe ihtiyacımız var. Bu kabrin başında sımsıkı toplandığımız gibi Sadık Ahmet’in huzurunda söz verip, safları sık tutacağımıza, aramıza şeytanların girmesine müsaade etmeyeceğimize şu anda söz vermenizi istiyorum. Çünkü önümüzde çetin imtihanlar bizleri bekliyor…”

“Batı Trakya’lı hep çile çeker ve hala çekiyor! Batı Trakya bir, Batı Trakya okuyor, Batı Trakya ilerliyor; ama kangren olmuş, devletlerin çözeceği sorunlar altında eziliyor.”

Ahmet Mete – İskeçe S.Müftüsü:

“… 18 sene hep toplandık ve derdimizi anlattık. Lozan Antlaşması’nın imzalandığı bugün. O günden bu yana hep anlatıyoruz. Batı Trakya hep çile, hep çeken yer! Batı Trakya’lı hep çile çeker ve hala çekiyor! Batı Trakya bir, Batı Trakya okuyor, Batı Trakya ilerliyor; ama kangren olmuş, devletlerin çözeceği sorunlar altında eziliyor. Bir müftülük sorununu Azınlık artık nereye taşısın, seçimini yaptı, müftüsüne sahip çıktı. Vakıf- cemaat malları talan ediliyor, Azınlık kanun karşısında duramaz! Eğitimde daha ne yapsın, okullar günden güne kapanıyor ve çocukların önlerine setler çekiliyor. Bunlar ancak Lozan Antlaşması’nı imzalayan, bizi burada bırakan ve burada kabul eden Anavatan ile vatanın çözeceği sorunlardır artık. Biz de rahat yaşamak istiyoruz. Biz de çocuklarımızla birlikte hayat geçirmek istiyoruz. Ama, gençliğimiz ayrı, evlatlarımızdan sonraki hayatımız gene ayrı geçiyor. Bu toplum işte böyle yaralı. Bu toplumun dertleri onun için bitmiyor. Devletler altında maalesef bu acıyı biz çekiyoruz…”

“Merhumun mücadelesini verdiği Türk-Yunan dostluğunu bugün bizler de arzulamaktayız.”

Çetin Mandacı – İskeçe Sabık Milletvekili:

“..Dr. Sadık Ahmet ve arkadaşlarının omuz omuza verdikleri mücadele, her zaman ülkemiz Yunanistan’ın anayasa ve hukuk kuralları çerçevesine uygun olarak, hak ve özgürlük arama mücadelesinden ibaret olmuştur. Dr. Sadık Ahmet yüzyıllardan beri, evlad-ı fatihan olarak doğup büyüdüğümüz bu topraklarda, eşit vatandaş muamelesi görmek, Lozan Barış Antlaşması’nın ruhuna uygun olarak kazanılmış münhasır azınlık haklarımızdan yararlanmak için mücadele etmiştir. En önemlisi de yönetim tarafından insanlık onurunu rencide edici, keyfi amaçlı Türk kimliğimizin inkarına karşı hak arama mücadelesi adına halkımızın hislerine ve ihtiyaçlarına tercüman olmuş ve bu yönde öncülük etmiştir. Liderimizin tek suçu buydu.

Merhumun mücadelesini verdiği Türk-Yunan dostluğunu bugün bizler de arzulamaktayız. Bu konuda Batı Trakya Türkleri olarak üzerimize düşen sorumluluğun da bilincindeyiz. Bu bağlamda Mustafa Kemal Atatürk ile Venizelos’un mimarı oldukları Türk-Yunan dostluğunun gerçek ve kalıcı olabilmesi; Ege’nin iki kıyısında yer alan vatanımız Yunanistan ile Anavatanımızın sınırları içerisinde barındırdıkları her iki azınlığın da ulaştıkları refah seviyesini ve iade edilen azınlık haklarına da bağlı olduğu gerçeğini bir kez daha vurgulamak istiyorum… ”

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunan azınlığa vermiş olduğu hakları görerek ve oradaki Yunan azınlığın istemiş olduğu hakları onlara verdiğini görerek pek tabii ki gurur duyuyorum, gıpta ediyorum. Ama benim de azınlığımın hakkı da burada bu hakları alması gerekmez mi?”

İlhan Ahmet – Rodop Sabık Milletvekili:

“…Gerçekten de burada 18 yıldan bu yana Dr. Sadık Ahmet’i anmaktan çok anlamaya çalışıyoruz. Dr. Sadık Ahmet’in azınlık hakları yönünde vermiş olduğu mücadelenin ne olduğunu ve o kırmızı çizgilerin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat bugün sevgili müftümün de dediği gibi, 18 yıldan beri ne yazık ki zerre kadar bir adım atılmış değildir. Günlük hayatımızda, belki de klasik vatandaşlık haklarımızda ufak tefek bazı iyileştirmeler olabilir. Belki hepimiz ekonomik mücadele içerisinde günümüzü iyi geçirmeye ve çoluğumuzu çocuğumuzu iyi geçindirmeye çalışıyoruz. Tabii ki onlar için de mücadele vereceğiz. Fakat, azınlık hakları konusunda, bir toplumu toplum yapan konuda ne yazık ki bir ilerleme kaydedemedik.

Ben de burada size kısacık iki cümleyle fikrimi söylemek istiyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunan Azınlığa vermiş olduğu hakları görerek ve oradaki Yunan azınlığın istemiş olduğu hakları onlara verdiğini görerek pek tabii ki gurur duyuyorum, gıpta ediyorum. Ama benim de azınlığımın hakkı da burada bu hakları alması gerekmez mi? Ancak bizim bazı sınırlarımız var. Seçmiş olduğumuz iki tane müftümüz var. Bu iki müftümüzün göreve gelmesini istiyoruz. Bunun dışında illa ki çözüm olsun diye, herhangi başka bir çözüme evet dememiz mümkün değildir. Bir vakıf sorunumuz var. İlla ki bunu çözelim diye, Yunanistan veya başkalarının istediği bir çözümü kabul edip, çözdük demek zorunda değiliz! Azınlığın yıllardan beri belirlemiş olduğu ve ortaya atmış olduğu somut, objektif, hakka ve hukuka uygun, Lozan’a uygun talepleri vardır. Bu taleplerin içi boş değildir… ”

“Yunanistan 24. İmam yasası diye bir şey çıkarttı. Ama şunu unuttu: Batı Trakya Türk Toplumu’nda sütü bozuk insan yok!”

Ahmet Koç – Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı:

“…Rahmetli liderimizin 18 anma yıldönümünde Genel Başkan’ımızın sadece selamını getirdim. Şimdi sayın liderim bize kırılmasın. 21. Yüzyıl demokrasisinde Yunanistan’da, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği’nde başkanlık yaptı diye sayın Taner Mustafaoğlu’nun Yunanistan’a girişi hala yasak! Sizlere selamlarını iletti. İnşallah Yunanistan bu hatasından geri döner.

Yine çok ilginçtir. Bir yılın 365 günü var. 24 Temmuz’da, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı bir günde, sayın liderimizin vefat etmesi! Vefatın arkasında şaibeli bir ölümün olduğunun herkes farkında. Çünkü merhum liderimiz, Lozan Antlaşması’ndan kaynaklanan Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak arama mücadelesini veriyordu. Ama ne hikmettir 365 günün 24 Temmuz’unda vefat etti! Çok anlamlı ve manidar.

Yine şunu söylemek istiyorum sayın liderimin huzurunda. Yunanistan 24. İmam yasası diye bir şey çıkarttı. Ama şunu unuttu: Batı Trakya Türk Toplumu’nda sütü bozuk insan yok! Ve, bütün sivil toplum örgütleri bunu kınadı.

Yine Türk kelimesi yüzünden kapatılan derneklerin tabelaları asılmadı! Kendi kendime düşündüm. Sayın liderim yaşasaydı ne olurdu? Çünkü O, mücadelesini hep hukuk çerçevesinde verdi. Ama AİHM bir karar verdi. “Türküm demek, suç değildir” dedi. Dolayısıyla sayın liderim yaşasaydı belki İskeçe Türk Birliği’nin levhası yerinde asılı olacaktı!...”

“Ancak sizler sorununuzu dile getirmede ve haklarınızı aramada Sadık Ahmet kadar cesur olmazsanız, Sadık Ahmet’in değil 18.yıldönümünde, 118. yıldönümünde de başarılı olamazsınız.”

Osman İlhan Şener. T.C. Gümülcine Başkonsolosu:

“…Bugün burada Batı Trakya Türk Azınlığı’nın meşru, demokratik ve hukuk sınırları içerisinde mücadele etmeyi savunan merhum lideri anmak için toplandık. Ancak sizler sorununuzu dile getirmede ve haklarınızı aramada Sadık Ahmet kadar cesur olmazsanız, Sadık Ahmet’in değil 18.yıldönümünde, 118. yıldönümünde de başarılı olamazsınız. Onun kadar cesur ve azimli olmanız gerekiyor… ”

“Hiç şüpheniz olmasın ki Sadık Ahmet’in canını verdiği, yaşamını verdiği mücadele yolunda, Anavatan Türkiye’de iktidarıyla muhalefetiyle, hiç bir ayırım yapmadan hep beraber sizin yanınızdayız; bu davada sizinle beraberiz”

Bülent Tezcan- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili:

“…Dr. Sadık Ahmet tepeden tırnağa bir mücadele adamı. Yaşamını Batı Trakya Türklerinin davasına adamış. Yaşamı boyunca aslında sadece Batı Trakya Türklerinin haklarını koruma adına değil, insan olmanın bilinciyle, insanlık onurunu savunmak için mücadele etmiş, emek vermiş ve bu davasında en son canını verecek kadar cesaretle gözü pek yaşamını tamamlamış bir büyük dava adamını anmak üzere buradayız.

Öncelikle kendisinin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz; hep beraber, Anavatan’dan gelenler ve Batı Trakya’daki Türk soydaşlarla beraber.

Değerli arkadaşlar!

Bu topraklar çok değerli insanlar yetiştirdi. Bu topraklar, Türklüğü tarihten silmeye kalkanlara karşı, Türklüğün tam da yok oldu dendiği dönemlerde, tarihe ve dünyaya karşı Türklüğün gücünü yeniden gösteren Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük önderleri yetiştirdi. Bu topraklar, onun ardından Batı Trakya’daki soydaşlarının haklarına sahip çıkmak için, gözünü kırpmadan insan hakları ve özgürlük savaşçısı olarak Sadık Ahmet’leri yetiştirdi. Bugün Lozan Antlaşması’nın 89. yıldönümü. Ne ilahi bir tesadüftür ki o mücadeleci Sadık Ahmet de Lozan Antlaşması’nın imzalandığı gün, aynı gün…

Değerli soydaşlarım!

Batı Trakya Türkleri ne istiyor? Ne istiyor Batı Trakya Türkleri? Batı Trakya Türkleri, sadece insan olmaktan kaynaklanan temel talepleri var. Çok teferruatlı anlatmaya gerek yok. Kimliklerinin tanınmasını istiyorlar. İnsan olarak var olma haklarını tanınmasını istiyorlar. Lozan Antlaşması’ndan kaynaklanan en temel, en meşru haklarını istiyorlar. Ve, bu hakkın nerde uygulanmasını istiyorlar? Buradan bütün Avrupa’ya sesleniyorum. Bütün dünyaya sesleniyorum. Lozan’dan kaynaklanan en temel, en insani haklarının nerede uygulanmasını istiyorlar? İnsan hakları, özgürlükler, demokrasi, hukukun üstünlüğü konusunda, temel hak ve özgürlüklerin üstünlüğü konusunda dünyada en iddialı olduğunu söyleyen AB’ne üye bir ülke içerisinde istiyorlar; Yunanistan’da, AB üyesi olan bir ülkede insan hak ve özgürlüklerinin tanınmasını istiyorlar. Ve, Lozan Antlaşması’ndaki hakların böyle bir dönemde, 2013 yılı Avrupa’sında, AB müktesebatına uygun olarak, 89 yılı öncesine göre değil, ondan daha ileri bir noktada, çağdaş, demokratik, özgürlükçü, insan haklarına dayanan Avrupa müktesebatına uygun bir şekilde yorumlanarak uygulanmasını isteme hakkı bu halkın, Batı Trakya Türklerinin en temel hakkıdır. Ve, hiç şüpheniz olmasın ki Sadık Ahmet’in canını verdiği, yaşamını verdiği mücadele yolunda, Anavatan Türkiye’de iktidarıyla muhalefetiyle, hiç bir ayırım yapmadan hep beraber sizin yanınızdayız; bu davada sizinle beraberiz… ”

“Önemli olan çok yaşamak değil; onurlu, şahsiyetli ve inandığı değerlerle yaşayabilmektir. Sadık Ahmet yaşamı boyunca bunu sergilemiştir.”

Ömer Faruk Öz - TBMM İdare Amiri ve AK Parti Malatya Milletvekili:

“…İnsan ömrü bellidir. Rabbimin insanlara verdiği ömrü kısaltmaya, uzatmaya kimsenin yetkisi ve imkanı yoktur. Ama Rabbimizin bize verdiği bu ömrü çok hayırlı işler yaparak bitirme imkanımız vardır. Bir insan öldüğünde amel defteri kapanır. Sadece üç kesimin amel defteri kapanmaz. Biri insanların faydalanacağı eserler bırakanlar, ikincisi insanların faydalanacağı yol, su, köprü, okul, cami gibi sadaka-i cariye bırakanlar; üçüncüsü de insanlara hizmet edecek hayırlı evlat bırakanlar. Bakıyorum da Sadık Ahmet bunların hepsini bırakmış.

Önemli olan çok yaşamak değil; onurlu, şahsiyetli ve inandığı değerlerle yaşayabilmektir. Sadık Ahmet yaşamı boyunca bunu sergilemiştir…”

“Anavatan olarak , bizim, her birimizin, Batı Trakya Türklerine borcumuz vardır. O fedakarlıklarının, o sabırlarının karşılığı borcumuz vardır. Bu borç Anavatan için neye mal olursa olsun ödenecektir”

Meral Akşener - TBMM Başkan Vekili ve MHP İstanbul Milletvekili:

“…Batı Trakya Türkünün en büyük özelliği, rahmetli halam ve anneannem söylerlerdi, derdiler ki, biz Drama pirinciyiz çok su çekeriz. Yani sabrımızdır. Çok sabırlıyızdır ki aramızda şu anda varsa eğer Yunanlı dostlarımıza seslenmek isterim, çok sabırlı bir gruptur Batı Trakya Türkleri. Çok çalışkan bir gruptur Batı Trakya Türkleri. Çok fedakar bir gruptur Batı Trakya Türkleri. Ben bir tarih hocasıyım. Hem 1913’te , hem 1923-24’te iki cumhuriyet kurdu buranın Türkleri, ama Anavatan istedi, o günün şartları öyle getirdi, o iki cumhuriyeti kendi isteğiyle, belki de istemeye istemeye lağvetti. Bu gün o cumhuriyetlerden biri kalmış olsaydı belki başka şeyler konuşuyor olacaktık. Onun için Anavatan olarak, varsa aramızda değerli Yunanlı dostlarımıza seslenmek isterim, Anavatan olarak , bizim, her birimizin, Batı Trakya Türklerine borcumuz vardır. O fedakarlıklarının, o sabırlarının karşılığı borcumuz vardır. Bu borç Anavatan için neye mal olursa olsun ödenecektir, ödenmelidir; buradan hem meclis adına, hem milletvekili arkadaşlarım adına söylemek isterim, tekrarlamak isterim. Hükümetler adına da, bugünkü hükümetimiz adına da, ondan önceki hükümetleriniz adına da söylemek isterim, tekraren söylemek isterim. Siz rahat olun. Ben bir borcu ödeyebilmek için bir master tezi yazdım. O zaman öğrendiklerim karşısında, anneannemin ve halalarımın anlattıklarının çok daha fevkinde öyle acılar, fedakarlıklar, sabırlar gördüm ki o tezi yazarken beş kilo verdim; çünkü her bir kadının, çocuğun gideniyle kalanıyla bir büyük acılar destanını bir arada görüyorsunuz tarihi belgelerde. Ama Batı Trakya Türkü de, Bulgaristan Türkü de, eski Yugoslavya’da yaşayan Türkler de, nerede azınlık statüsünde Türk varsa hiç birisi, AB’deki dostlarımıza da, Yunanlı dostlarımıza da söylemek isterim ki bulundukları ülkelerin bayrağını reddetmemişlerdir. O toprağın bütünlüğüne kastetmemişlerdir. Askerlik görevlerini yapmışlardır. Vergilerini vermişlerdir. Kiradaysalar geciktirmeden ödemişlerdir. Çocuklarını okutmaya çalışmışlardır. O ülkenin askerine, o ülkenin polisine, o ülkenin dışişlerine silah çekmemişlerdir; Kırım’da da böyledir, Bulgaristan’da da böyledir. Ne istemişlerdir? O ülkenin sınırları içerisinde azınlık haklarının, uluslar arası anlaşmalarla kendilerine verilmiş olan uluslar arası hukukla kendilerine verilmiş olan o hakların kullanılmasını istemişlerdir. Nasıl bir dille istemişlerdir? Hani yükselen değer “barış barış” ya Avrupa’da, barışçı bir dille istemişlerdir, hukuk çerçevesinde istemişlerdir, meşru bir yoldan istemişlerdir. Ama ne olmuştur? Karşımda Sadık Ahmet yatıyor. Eşi karşımda ağlıyor, iki çocuğu, damadı ve torunları burada. Sadık Ahmet çok gençti. Bugün Lozan Antlaşması’nın imzalandığı gün öldü. İster istemez aklımıza çeşitli sorular geliyor. Anacığı sadece onun arkasından dua etmekle meşgul, beddua ettiğini duydunuz mu? Duymadınız. Oğluna hayır istedi, Kur’an okudu ve onun mekanının cennet olmasını istedi.

Sadık Ahmet, sadece burası için değil, hepimiz için ilham kaynağıdır. Ben bir Anavatan politikacısı olarak, benim için bir ilham kaynağıdır. Sadık Ahmet’in cesareti, inanmışlığı, kararlılığı, dürüstlüğü, verdiği sözde sonuna kadar riayet etmesi benim için ilham kaynağıdır; eminim beraber olduğumuz milletvekili arkadaşlarım için de ilham kaynağıdır.

Şimdi bugün erkenden geldim, ziyaretler yaptım ve sizlerden bazı bilgiler edindim. Sizler de aynı şeyleri biliyorsunuz, Meclis Başkanı’mız başta olmak üzere, Başbakan’ımız v.d. siyasi parti mensubu arkadaşlarımızla birlikte bunları ileteceğiz. Uluslar arası ilişkiler çerçevesi içerisinde, uluslar arası hukuk içinde, uluslar arası karşıtlık içinde, bu yapılan hak ihlallerini, bu yapılan hak tecavüzlerini, Türkiye gündemine getirilmesini, Anavatan gündemine getirilmesini gayret edeceğiz ve çalışacağız. Uluslar arası karşıtlık ilkesine ters düşen uygulamaların önüne geçilmesi için, gerekli kamuoyunun yaratmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Özellikle söylüyorum ki, uluslar arası devletler arası karşıtlık ilkesine uyulması için ne gerekiyorsa yapılacağını buradan milletvekili arkadaşlarımız adına ki hangi partiden olursak olalım, burada biriz bütünüz, hepsi adına,partiler adına size buradan söz veriyorum.

Evet, Batı Trakya sabırlıdır, ama en fazla kadınları sabırlıdır. Batı Trakya Türkü sabırlıdır, kadınların gözü yaşlıdır, ama, bir de çok inatçıyızdır.Şimdi bizim sabrımızı taşırmasınlar. Hanımların sabrını kimse taşırmasın!...”

“Şahsım, ailem ve inşallah ta evlatlarım biz Sadık Ahmet’in yolundan dönmeyeceğiz. Biz Sadık Ahmet’in soy ismine leke getirmemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.”

Levent Ahmet – Dr. Sadık Ahmet’in oğlu:
“…Kürsüde gözyaşı dökmemek çok zor. Ben artık bir evlat olmanın yanında aynı zamanda babayım. 18 yıldır 24 Temmuz akşamı dua ederiz ve deriz ki, Allah’ım, bir an önce sabah olsa da mezara gitsek, çünkü o gece gündüz olmaz bize. Öncelikle o acıyı hatırlarsınız ki Allah kimseye yaşatmasın. Bizim ailemiz paramparça oldu, çok sıkıntılı günler yaşadık. Ama öyle bir babanın evlatlarıymışız ki, öyle bir eşiymiş ki annem ve gerçekten öyle büyük bir Batı Trakya Türkü varmış ki arkamızda; bunların üzerinde öyle bir Türkiye Cumhuriyeti varmış ki size eliyle dokunmasına gerek yoktur, parmağıyla, gözüyle size baktığında, size tüm acılarınızı unutturan bir devlet varmış. Bunun hem siz, Batı Takya Türk halkı olarak, hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti bize her an, her saniye, hatta 18 yıl sonra da, bunu bize hissettirmekle de kalmadınız, bize bunu sürekli yaşattınız. Buraya her gidiş gelişimizde bize sarıldınız. Bize, babanla gurur duy dediniz.

Çocukluğunda şunu yapıyordun, hatırlar mısın, gel yine yap dediniz. Davetlerimiz oldu. Devletin en yüce makamları bizi onurlandırdılar, bizi şereflendirdiler. Biz sadece davet ettik, ama Sadık Ahmet’in evlatları, eşi olarak davet ettik. Biz senin adınla davet ettik. Çünkü biz sana söz vermiştik. Bu namus sözü idi. Biz, senin o tertemiz soyadına, hiçbir zaman leke getirmemeye söz verdik. İnan olsun baba, inan olsun Batı Trakya, inan olsun Türkiye. Şahsım, ailem ve inşallah ta evlatlarım biz Sadık Ahmet’in yolundan dönmeyeceğiz. Biz Sadık Ahmet’in soy ismine leke getirmemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bundan emin olun, çünkü biz eminiz.

Bu Ramazan gününde İskeçe’nin en uzak mesafesinden, Balkan kolundan, ovasından, keza Gümülcine’mden ve Dedeağaç’ın çok farklı bölgelerden gelen baba dostları! Gelen arkadaşlarım, abilerim ve ablalarım. Ben çok gururlu bir insanım. Nedenini sorarsanız, ben, Sadık Ahmet’in oğluyum. Bu gurur cesaretle birleştiğinde kendinizi ne hissetmeniz gerekir, bir Türk veya Müslüman hissetmeniz gerekir. Şu anda arkadaşlarıma, ağabeylerime bakıyorum. Biz acı çektik. Çekmeye de devam ederiz. Sıkıntı yok, ama gururluyuz. Bizim dinimize ve ırkımız olan Türklüğümüze dokunma! Bize hak ettiklerimizi ver. Bizden kimseye zarar gelmemiştir, bundan sonra da gelmeyecektir. Demek istediğim şu: Azınlık zordur. Bunun zorlukları yaşadık. Ancak biz çok şanslı bir azınlığız. Arkamızda çok güçlü bir devlet var, çünkü o bizim garantörümüz. Burada 18 yıl sonra da Dr. Sadık Ahmet’in kabri başında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu hepimize göstermektedir. Biz sadece vesileyiz. Sadece benim için, Sadık Ahmet için değil, Batı Trakya Türk halkı için, Batı Trakya Müslüman-Türk Azınlığı için, TBMM burada, Devlet burada. Bizim yapmamız gerekenler, her zaman, her yerde, şartlar ne olursa olsun, bir Müslümana bir Türke yakışanı yapmak durumundayız, bundan hoşlansak da hoşlanmasak da. Değerli büyükler, siz bize ne öğrettiniz? Kol kırılır, yen içinde kalır. Biz bunu sizden öğrendik, yeni öğrenmedik. Çocukluğumuzda siz bunu bize aşıladınız. Bize cesur olmayı siz öğrettiniz. Ben çok cesur bir insanın evladıyım. Burada da Batı Trakya Türk Azınlığı’nın mensubuyum. Benim şahsen sizden tek ricam var ki ben de beraber, bize yakıştığı gibi her yerde hareket edelim.Ben her zaman şuna inanmışımdır: Gereken her zaman yapılır. Bundan hiç şüphem yok, sizlerin de şüphesi olmasın. Hepinize, beni ve ailemi, rahmetli babamı, Sadık Ahmet’i yalnız bırakmadığınızdan dolayı sizlere çok teşekkür ediyorum.”

Protokol konuşmalarından sonra Eski Cami’de mevlit okutuldu. Mevlide eski içişleri bakanı ve Ak Parti milletvekili İdriz Naim Şahin de katıldı. Mevlidin ardından da hep birlikte iftar açıldı. Burada yapılan konuşmalarda Dr. Sadık Ahmet’ten övgü dolu sözlerle bahsedildi ve Batı Trakya Türklerinin birlik beraberlik içerisinde olmaları istendi. Gecenin tek Hıristiyan davetlisi ise DİMAR- Demokratik Sol Gümülcine İl Başkanı Damon Damianos oldu. Damianos da yaptığı konuşmada dostluk mesajları verdi.

Kaynak: İbrahim BALTALI/ Rodop Rüzgarı


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR



 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2021      e-mail: kardjalinews.media@gmail.com    Webdesign: SWS