Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7182 Lv.
GBP GBP 2.2751 Lv.
TRL TRL 0.3194 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
24 Nisan 2019
HABERLER » Kırcaali
Bulgaristan'daki çatışmalar insan hakları savunucularının öfkesini çekti

Bulgaristan'daki çatışmalar insan hakları savunucularının öfkesini çekti

01 Ağustos 2013

Sofya'daki hükümet karşıtı protesto gösterilerinde meydana gelen ve 17 kişinin yaralandığı son şiddet olayları, polisin davranışıyla ilgili soru işaretlerine yol açıyor.

Toplum polisinin 23 Temmuz'da Sofya'da düzenlenen hükümet karşıtı protestoları bastırmak için sergilediği davranışlar, polisi orantısız güç kullanmakla suçlayan bazı insan hakları savunucularının dikkatini çekmesine karşın, diğerleri polisin davranışını destekliyor.

Bulgaristan Helsinki Komitesi'ne göre, "toplum polisi göstericileri ayrım gözetmeksizin copladı, polis kalkanıyla vurdu ve tekmeledi. Polis ayrıca beş gazeteciyi de dövdü."

Şiddet olayları, göstericilerin 40 gün süren barışçı gösteriler sonrasında, çöp konteynerleri, banklar, taşlar ve sokak tabelalarıyla parlamento binasını ulaşıma kapatarak 100'den fazla milletvekili, bakan, gazeteci, uzman ve personeli yaklaşık 10 saat boyunca binada alıkoyması üzerine meydana geldi.

Polis, insanları sıkı koruma altındaki bir otobüsle dışarı çıkararak binayı tahliye etmeye çalıştığında, göstericiler yolu kapattı. Polisin otobüse yol açmaya çalışmasıyla çatışmalar patlak verdi ve çok sayıda protestocu ve polis memuru hafif yaralandı. Polis, binada mahsur kalan milletvekilleri ve diğer insanları 24 Temmuz'un erken saatlerinde dışarı çıkarmayı başardı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü hazırladığı raporda, "Protestocuların ayrım gözetilmeksizin dövüldüğü yönündeki haberler, bağımsız bir soruşturma açılmasını öneriyor ve gerektiriyor." dedi.

İçişleri Bakanı Tsvetlin Yovchev konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Yürürlükteki yasaya göre, polis memurları polisin talimatlarına uyulmadığı takdirde daha sert tedbirler alma hakkına sahiptir." diyerek şöyle devam etti: "Polis memurlarının uygun tepki vermeyip haklarını aştığı yönünde işaretler varsa, bunlar kontrol edilecektir."

Bazı protestocular, polisin hukuk düzenine uygun şekilde davrandığını söyleyerek bakana katıldı.

Ödüllü yazar ve protestoların aktif bir destekçisi olan Vasil Georgiev SETimes'a verdiği demeçte, "Polis memurları da, tıpkı bizler gibi, ülkemizin en yüksek mevkilerine kadar çıkmayı başarmış bu suç grupları tarafından rehin alınmıştır. Bu suç grupları kasıtlı olarak kan dökülmesi için bizi birbirimize düşürmekte ve sivil toplumu kötü göstermektedir." şeklinde konuştu.

Protestolara aktif şekilde katılan yazar ve analist Yasen Atanasov, SETimes'a şunları söyledi: "Polis memurlarının kendileri de bu saçma plana dahil edildi." Atanasov, "Birisi, en düşük mevkideki memurun bile mkansız olduğunu bildiği bu milletvekillerini çıkarma planını düşündü. İnsanlar bir senaryoya karıştıklarını hissetti ve tıpkı bizler gibi sinirlendi." diye devam etti.

Protestocular, polis memurlarının karşılaştığı kötü çalışma koşullarına dikkat çekti. Göstericiler, polisin uygun şekilde donatılmadığını ve yiyecek ve su olmadan yaz sıcağında uzun saatler boyunca çalıştığını ileri sürdü. Protestocuların polis memurlarını su ve çiçek verdiği anlar oldu.

Protestolar çatışmalardan bu yana barışçı şekilde devam etti.

Kaynak: SETimes.com

Ziyaretci sayısı: 2205


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


fes 2013-08-03 09:36:53
Winston Churchill:

"Alacakaranlıkta kapınız çalındığında, bunun sütçüden başka birisi olmadığı aklınıza geliyorsa, işte o ülke demokrat bir ülkedir."


Bu sabah Türkiye'de yine bir çok kişinin kapısı polis tarafından çalınmış; acaba kapıları çalınanlar "sütçü gelmiştir" diye düşünmüşler midir? Merak konusudur.
akm 2013-08-04 08:39:55
fes kardeşim adamın dedikleri o zamana aitmiş sütçümü kaldı kapıya süt getirsin teknoloji ta marketlere kadar getiriyo dolayısıyla kapıyı davetsiz misafir (ve yahutta beğenmediğin polis) çalar
fes 2013-08-04 10:06:39
Devlet içinde bütün kurumlar - polis, yargı, askeriye - kendi sahalarını genişletmek, en başa konumlanmak isterler; mesele yahutta maharet, bunları kendi sınırları içinde kalmalarını sağlamaktır.

Bu nasıl olacak, kuvvetler ayrılığı prensibini doğru kullanarak olacak. Yani yargı bağımsız olacak, iktidarın kuklası olmayacak; polis siyasi erkin tak diye verdiği talimatları şak diye yerine getirmeyecek.

Geçen sabah Türkiye'de bir çok eve polis baskınları oldu, insanlar sırf hükümete muhalif oldukları için terorist muamelesi gördü ve tutuklandı. Denokrasilerde, yani kuvvetler ayrılığı prensibinin doğru kullanıldığı ülkelerde böyle şeyler düşünülemez bile, ama burada kolaylıkla olabiliyor.

Bulgaristan eğer AB üyesi olmasaydı emin olun aynısı orada da yaşanacaktı, diktatör heveslisi birileri orada da gemi azıya alacaktı. Sofya'da gösteri yapanların evlerine sabahın alaca karanlığında baskınlar yapılamıyor, bu da orada demokrasinin bu taraftan daha iyi bir noktada olduğunun kesin kanıtıdır bence. Maalesef!

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2018    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: kircaalihaber@gmail.com   Webdesign: SWS