Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
 
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7563 Lv.
GBP GBP 2.171 Lv.
TRL TRL 0.257 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
05 Haziran 2020
HABERLER » Kırcaali
Osman Kılıç:“Rumeli Dergisi Bir Tarihtir”

Osman Kılıç:“Rumeli Dergisi Bir Tarihtir”

09 Mart 2016

Bu yıl yayın hayatında 8. yılına basan “Rumeli “dergisinin 41. sayısı etkinliği Darıca “Adnan Menderes” Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Törende darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak, Darıca İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Oğuz, Rumeli balkan Türkleri Konfederasyon Başkanı Zülfettin Hacıoğlu ve çatısı altındaki federasyonların başkanları ve Bulgaristan Türkleri’nin savunucusu, hitabet ustası Osman Kılıç da hazır bulundular.

Törenin açılışını yapan “Koşukava Turizm” şirketi ve “Rumeli” dergisinin sahibi Rıfat Yakupoğlu, burada bulunanları selâmlarken, salonda bulunan Balkanlar’ın asırlık çınarı Osman Kılıç’a bu törene teşriflerinden dolayı çok çok teşekkür etti.

Dergiyle ilgili 8 yıllık çalışmalarını anlatan “Rumeli” Dergisi Yayın Yönetmeni Süleyman Adalı, kuruluş aşamasında derginin etrafında Gebze’nin yerel basınında çalışan göçmen kökenli gazeteciler de bulunduğunu, fakat işin içinde para olmadığını görünce Gebze’den kendisi ve İstanbul’dan Mehmet Türker’le ikisinin kaldığını anlattı. Birinci sayıdan sonra Çorlu’dan İsa Cebeci ve Gebze’den İsmail Çavuşoğlu’nun da ekipte yer alması dergiyi bu günlere getirdiklerini açıkladı.

Törene katılan Darıca Belediye Başkanı ise duygusal bir konuşmayla başladı sözlerine. Karabacak, Balkan insanı “Koşukavak Turizm” sahibi Rıfat Yakupoğlu sayesinde tanıdığını ifade ederek, “Rıfat bey bizim belediyemizle Bulgaristan’ın Koşukavak belediyesinin kardeş olmasına vesile oldu. Hep beraber oralara gittik, evlâd- fatihanı kendi diyarında gördük. Orada onların şahsında kendimizi görmüş olduk” diyerek bazı anılarını da anlattı.

Derginin Yayın Yönetmeni Mehmet Türker, Osman Kılıç’ı kısaca tanıtırken, Razgrat'ın Kılıç köyünde doğduğunu, Şumnu'da "Nüvvab" okulunun lise bölümünde okuduktan sonra yüksek bölümünden mezun olduğunu belirterek, “Nüvvab’ın otuz yıl kadar süren eğitim döneminde en parlak öğrencilerinden biri olan Kılıç, dönemin komünistlerinin saffında yer almadığından , Türk azınlığın, Türk kültürünün savunucusu olduğundan kendine komplo kurularak, haksız yere idama mahkûm oldu. Nisan 1948'den Temmuz 1962 tarihine kadar Bulgar zindanlarında kaldı. Osman Kılıç, 1965 tarihinde İstanbul Başkonsolos Muavini ile takas edilerek Anavatana ve ailesine kavuşabildi.

Türkiye'ye geldikten sonra Dışişleri Bakanlığı'nda görev aldı. Aynı görevinden emekliye ayrıldıktan sonra "Kader Kurbanı" adlı (Ankara, 1988) eserini yazdı.

Bu kitapta anlatılanlar her ne kadar Osman Kılıç'ın hatıraları ise de onlar aslında belli bir dönemde Bulgaristan'da yaşayan Türk halkının müşterek dramı, müşterek tarihidir” dedi ve sözü Osman Kılıç’a verdi.

“RUMELİ” DERGİSİ DE BİR TARİHTİR

Osman Kılıç konuşmasına salonda bulunanları selâmlayıp, oturarak konuşması icap ettiğinden özür dileyip başladı. “Rumeli” dergisinin 41. Sayısına kendisi de bir “Maşallah” diyerek, şu sözlerle devam etti:
“Bu bir tarihtir. Tarih bir ilim midir değil midir tartışılıyor. Onu bir kenara bırakalım tarih insanların aynasıdır. Dolayısı ile “Rumeli” dergisi göçmen camiasının aynasıdır. Tarihin kaynakları vardır bilirisiniz vesikalar tarihi eserler şifahi ve tarihi eserler destanlar vs. “Rumeli” dergisi de bir zaman sonra, veya asırlar sonra Balkan camiasının göçmenlerin özellikle Bulgaristan Türkleri’nin başından geçenlerini kaydetmek üzere tarihçilere kaynak olacaktır. Millet olarak biz, yani Türkler tarihte doğuda Çinlilerle, batıda Ruslarla mücadele etmiştir. Osmanlı döneminde ise Türk halkı gerek Asya, gerek Avrupa, gerekse Afrika olmak üzere 3 kıtada 22 milyon km2 büyüklüğünde bir imparatorluk sathında yaşamış, ama bizim hayatımız, yani Bulgaristan Türkleri’nin hayatı Bulgaristan’ın Osmanlı idaresinden kurtulduktan sonra cereyan etmiş hadiseler bizi ilgilendiriyor. Bulgaristan Türkleri içerisinde ve bütün Balkanlar’da yaşayan Türkler arasında Türk milletinin balkan Türkleri’nin hayatını tarihini yazan şahsiyetler var. Bunlar Osmanlı devrine ait hadiseleri yazan âlimler, yazarlar, münevverler vs.

MEHMET TÜRKER BİR ‘HÜSEYİN RACİ’DİR

Özellikle Bulgaristan Türkleri’ne geldiğimiz zaman başımıza gelen felaketleri kayıt eden belli başlı yazar hemen hemen yok gibidir. Evet, suyun öte tarafında Rumeli’de yetişen tarihi simalar, yazarlar, şairler var. Mesela bugün Bulgaristan’da kalan Lofça’da yetişmiş Ahmet Cevdet Paşa çok önemli tarihi bir simadır. Osmanlı devrinde Osmanlı hayatı hakkında, hukuk hakkında çok meşhur bir şahsiyettir. Edebiyat alanına geldiğimiz zaman mesela Yahya Kemal Türk edebiyatında derin izler bırakmış biridir. Merhum M. Akif’i söylemeye lüzum yok. Ama son yıllarda Balkan savaşları, 93 harbi sonunda Bulgaristan Türkeleri’nin başına gelen belaları, katliamları, işkenceleri yazan tek bir tane var-Zağra müftüsü Hüseyin Raci bey. 93 harbinin felaketlerini bize anlatan ve bilhassa Bulgaristan Türkleri’nin hayatında derin iz bırakmış insan. Şimdi, bugün 3 dalga halinde Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden Bulgaristan göçmenlerinin içerisinde gelen göçmenlerin sayısı 1 milyona yakındır. Bunların içinde Bulgaristan Türkleri’nin felâketlerini yazan gazeteler, dergiler ve şairler arasında kısacık bir gezinti yapmak istediğim zaman içimden Mehmet Türker kardaşımı gözlerinden öpmek istiyorum, çünkü o ‘Hüseyin Raci’dir. Zağra müftüsünden sonra Bulgaristan Türkleri’nin sorunlarını, felaketlerini yazan tek isim Mehmet Türker’dir tabi. Yardım edenleri, dernekleri, ekibini de tebrik ediyorum.

BALKAN HARBİ’NDE MERİÇ NEHRİ ÇOCUK CESETLERİYLE AKTI

Tarih bir anıdır, dedim. Doğrudur, milletlerin başına gelen felâketleri, sevinçleri yazan bir ilim dalıdır. Ama bu millete bir hassa Bulgaristan Türkleri’ne cenab-ı Allah’ın bir kaderi midir bilmem, başına gelen felaketleri yazmak o kadar kolay değil. Çünkü felaketler çok çok feci. Şöyle bir laf var, Türkiye’de, tıp fakültesi bazen de doktor yetiştirir diyorlar. Bizim de Nüvvab kırkambar bir ilim ve irfan ocağıdır. Din ağırlıklı denilebilir. Nüvvab’ın içinden bazen de ressamlar çıkıyor. Talebelerimden Embiya Çavuş. Bulgaristan Türkleri’nin başına gelen felaketlerini anlatmak için ne Embiya Çavuş’un fırçası, ne de Osman Kılıç’ın dili kafi gelmez. Şöyle bir misal söyleyelim size. Hz. Musa’yı annesi en sonunda bir sepetin içine koyup Nil nehrine bırakıyor ve Allah’a ısmarladık diyor. Hadiseyi biliyorsunuz. Sarayda büyüdü, peygamber oldu ve firavunu yere serdi. Aynı onun gibi Balkan harbinde Meriç nehri çocuk cesetleriyle aktı. Bulgar zulmü karşısında Türk anneleri Bulgarlar’ın kılıcı altında ölmesin diye, bir bohçaya sarıp Meriç nehrine bırakmak ve Allah’a emanet etmek zorunda kaldılar.

“RUMELİ” DERGİSİ DOĞRU YOLDADIR

Şimdi, bugün beni yanlış anlamasınlar. İki millet arasında yani, Bulgaristan ile Türkiye Cumhuriyeti arasında düşmanlık hislerini körüklemek için konuşmuyorum. Ben, bu sözlerimle başımıza gelen belalardan felâketlerden ibret almak için konuşuyorum. Winston Churchill İngiliz devlet adamı ve yazarı. Kendisini hiç sevmem ama söylemek zorundayım. Diyor ki, ‘Ben kör şeytanın önünde eğilmeye hazırım. Yeter ki, İngiltere’nin menfaatine olsun’. Şimdi, bugün hepimiz Bulgaristan göçmeni olarak başımızdan geçenleri konuşuyorken, düşmanlık intikamı duygularını körüklemek için konuşmuyoruz. Amacımız, bu tür olaylar tekerrür etmesin diye, her iki milletin iyi komşuluk olması için uğraşıyoruz. İşte, “Rumeli” dergisi de bu manada bu doğrultuda çalışıyor. Dayandığımız prensip şudur. Osman Kılıç’ın acizane kayıt ettiği yazdığı ‘Kader Kurbanı’ kitabı yalnız Osman Kılıç’ın hatıraları, yahut başından gelip geçenleri değildir. O kitabın içinde her göçmen kardeşim kendini bulacaktır. Ben o kitabı yazmadım, yaşadım. O bir yaşantıdır, o bir hikâye, o bir hayal değildir. Churchill eğer İngiltere’nin menfaatine olursa, kör şeytanın önünde eğilirim derse, ben de diyorum ki, eğer 80 milyonluk Türk milletinin menfaati gerekiyorsa, ben, hepimiz kendi duygularımızı kendi çektiklerimizi 80 milyon için unutabiliriz. 80 milyon Türk milletinin menfaatlerini tercih ederiz. O manada “Rumeli” dergisinin faaliyetlerini faydalı görüyorum ve takip ettiği yolun doğru olduğunu söyleyebilirim.

TÜRK MİLLETİ TARİHİN SÜSÜDÜR

Tarihte ebedi düşmanlık, ya da ebedi dostluk yoktur. Tarihte ebedi çıkarlar ve menfaatler vardır. Dergi, gazete gibi vesikalar tarihin kaynaklarıdır dedim. Buradan zihninizi bir an için bir hadiseye, bir nebzecik tarihe bakmanızı rica edeceğim. Yahut şunun altını çizeyim. Tarihte devletsiz kalmayan tek millet varsa o da Türk milletidir. Onun için var gücümle bağırıyorum, ki eğer tarihte Türk milleti olmasaydı, cihan tarihi çok noksan kalırdı. Türk milleti tarihin süsüdür.

Bugüne geliyorum. Bulgaristan’dan gelen 1 milyonun içerisinde şimdiye kadar edebiyat alanında simalar şahsiyetler elimizin parmaklarını geçmez.

93 harbinde Balkan harbinde Tuna ovalarından, Koca Balkan dağlarından, Trakya ovalarından Deliorman ve Doburca’dan, Edirne ve İstanbul’a akın eden Türkler, Bulgar çetelerinin kılıçları altında, Rus-Moskov kılıçları altında can vermemek için İstanbul’a çıktığı zaman 1 milyon insanın yarısı yollarda can verdi. İstanbul’a ulaşan 500 bin göçmenin de yarısı hanlarda, hamamlarda, kervanlarda bakımsızlık, hastalık yüzünden can verdi. Ama bugüne geliyorum. 3 dalga halinde Bulgaristan’dan gelen 1 milyon göçmen camiasının içerisinden açlık ve yokluktan ölen tek bir insan yoktur. Bu tabi Türkiye Cumhuriyeti sayesinde, cumhuriyet devleti sayesinde olmuştur. Bulgaristan’dan bir kamyonun kasasında, ya da bir parça eşya ile geldiğiniz halde, hepinizin bugün iş sahibi, ev yurt, meslek sahibi olmanızın memnuniyetini ifade ederken, bunun olmasında Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Anadolu halkının bizi bağrına basması sayesinde olduğunu söylemek zorundayım. 1 milyon insanın Balkan ve 93 harbinde can verirken, ne mutlu bize ki T.C. sayesinde, Anadolu halkı sayesinde açlık ve yokluktan ölen tek bir göçmen yok. Bu tabi sadece çalışkanlığı ile ilgili husus değildir. Tabi ki de çalışacaktık. Ayağımızın altından yer kaymış ve çalışmamız gerekliydi. Bugün yeryüzünde 200’e yakın devlet var. 192’si Birleşmiş Milletler’in üyesidir. Günümüzde bir felaket, bir facia var. Memleketimiz milyonlarca mültecinin Türkiye‘ye akın etmesi karşısında kalmış. Bu millet nasıl bizi bağrına basıp bir bulgur, bir ekmek nasıl verdiyse, bugün de din kardeşi olan bu mültecileri de bağrına basacaktır” şeklinde sözlerini tamamladı.

Törenin sonunda plâketler takdim edildi.
(“Rumeli”)

Kaynak: Kırcaali Haber


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR



 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET

BU YIL YAZ TATİLİ İÇİN HANGİ ÜLKEYE GİTMEYİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Türkiye
Bulgaristan
Yunanistan
Kendi ülkemde

Anket Başlangıç Tarihi:
2020-06-02
[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR

 05 HAZİRAN 2020     

-Toplam PCR Test Sayısı:87 890
-Son 24 Saat PCR Test Sayısı:1 276
-Toplam Vaka Sayısı:2 627
-Son 24 Saat Yeni Vaka Sayısı:35
-Toplam Vefat Sayısı:159
-Son 24 Saat Vefat Edenler:0
-Yoğun Bakımda Olanlar:8
-Toplam İyileşenler:1 390
-Son 24 Saat İyileşenler:68

Kaynak: www.koronavirus.bg



All Rights Reserved © 2006-2020    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS