Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
 
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7725 Lv.
GBP GBP 2.27 Lv.
TRL TRL 0.3079 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
12 Aralık 2019
HABERLER » Kırcaali
Ünlü İlahi Sanatçısı Mustafa Özcan Güneşdoğdu ile Söyleşi

Ünlü İlahi Sanatçısı Mustafa Özcan Güneşdoğdu ile Söyleşi

12 Mayıs 2016

Merkez Camii’nde Hasbihal Programı gerçekleştirmek üzere dün Kırcaali’de bulunan ünlü Tasavvuf Musikisi Sanatçısı Hafız Mustafa Özcan Güneşdoğdu ile yaptığımız kısa söyleşiyi okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz.

-Sayın Mustafa Özcan Güneşdoğdu, üçüncü kez Kırcaali’yi ziyaret ediyorsunuz. Bununla ilgili duygu ve düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Kırcaali’ye bu üçüncü gelişim, elhamdülillah. İlk geldiğimizde buraya aşık olduğumuzu söyleyebiliriz. Sebebine gelince biz uzun yıllar 1980’den 90’lı yılların ortasına kadar her sene ailece Almanya’dan Türkiye’ye arabayla gelirdik. Burada kardeşlerimiz olduğunu duyardık, ancak buradaki kardeşlerimizle, soydaşlarımızla görüşme, buluşma imkanı olmamıştı. Ama hep merak ederdik, hatta Haskovo otoban üzerinden isimleri okurduk, bu Türk ismine benziyor derdik, ama burada ne kadar insanımız yaşıyor, durumları nelerdir- fazla bir bilgimiz yoktu. Dolayısıyla ilk defa buraya geldikten sonra buradaki insanlarımızın ne kadar sıcakkanlı olduklarını, ne kadar bizden bir parça olduklarını, canlarımız olduklarını o candan yaklaşımları neticesinde sadece görmedik, bir de bunu hissettik. Ve biz de zaten çeşitli vesilelerle dünyayı gezen insanlarız. Dolayısıyla Kırcaali’mize ve bu durumda olan bölgelerimize elimizden ne geliyorsa, madden ve manen yardımcı olmayı kendimize bir görev kabul ediyoruz. Çünkü Allah insana bir takım nimetler verir. Sestir bu, bilgidir bu, maddedir bu, ama bunların da hesabını sorar. Dolayısıyla en azından biz yarın dünyadan ayrıldıktan sonra Allah sorarsa, `Bulgaristan’a gitme imkanın olmuştu, orada benim kullarım vardı, ne yaptın` denildiğinde, `Ya Rabbi, en azından senin oradaki kullarına Kuran okudum, anladığım, dilim döndüğü kadar Kuranımızı anlatmaya çalıştım, onları hayra davet ettim` diyebileyim. Dolayısıyla hayatımda en mutlu olduğum, huzurlu olduğum, iyi ki gelmişim dediğim yerlerden bir tanesi benim için Kırcaali. Sadece Kırcaali değil, Allah ömür verir, güç, kuvvet verirse, Bulgaristan’ın tamamını gezmeyi arzu ederim, kardeşlerimle kucaklaşmak isterim. Sadece bizim insanlarımız değil, Türk olmayan, Müslüman olmayan, herkesle biz çok rahat bir araya gelebiliriz, konuşabiliriz, anlatacak çok şeyimiz var, paylaşacak çok şeyimiz var. Yani birbirimizden kaçmamız hiçbir şeyi ifade etmiyor. Tam tersine biz insanlığın aradığı değerlere sahip olduğumuza inanıyoruz. Biz güzellikten yanayız, biz insanlıktan yanayız, biz yardımlaşmaktan yanayız, biz barıştan, huzurdan yanayız. Bunu geçmişte de biz zaten dedelerimizde görmüşüz. Bugün inandığımız değerler de bize bunu emreder.

-Bulgaristan’da Kırcaali bölgesi dışında başka yerleri ziyaret ettiniz mi?

Bundan bir üç ay önce Filibe’ye gitmek nasip oldu. O zaman gezi amaçla gittik. Oradaki Muradiye Camii, eşi benzeri olmayan bir güzellik. Türkiye’de çok cami gezdim ama Muradiye Camii her halde bu coğrafya içerisindeki en güzel, göz kamaştıran eserlerden bir tanesi. Ama şu bir gerçek, Bulgaristan düzleminde en canlı bölge Kırcaali.

-Sizce Bulgaristan’daki camiler nasıl doldurulacak?

Şöyle söyleyeyim, biz Bulgaristan’daki insanlarımızın, kardeşlerimizin hangi zorluklardan geçtiğini ve şu anda da içerisinde bulundukları imkansızlıkları çok iyi biliyoruz. Öyle inanıyorum ki, inşallah zaman içerisinde, yani elimizde bir sihir değneği yok, vuralım ve istediğimiz olsun. Bu bir süreçtir, zaman içerisinde o hayal ettiğimiz güzellikler meydana gelecektir. Çünkü her şey aslına rücu eder, döner. Bu insanların aslı, zerreleri Müslümandır. Camiye gelemese de, namaz kılmasa da, inancımıza göre bir takım yanlış hareketler içerisinde olsa da, bu insanların zerrelerinde İslam’ın özü, nüvesi vardır. Şimdi her gittiğimiz yerde biz bunu görüyoruz. En azından `Buyur, bir çayımızı iç` demesi, bu İslam’ın güzelliğidir. En azından bize evini açması `Buyurun` demesi, bunlar İslam’ın değerleridir. Dolayısıyla bu insanlarda zaten İslam’ın değerleri vardır. Bize düşen şey sadece, bu insanlarımıza sahip oldukları o değerleri hatırlatmaktır. Ben ümitvarım, göreceksiniz çok zaman geçmeyecek, çok kısa zamanda belki Bulgaristan’daki insanlarımız dünya çapında örnek ve önder yetiştirecek konuma geleceklerdir.

-Sizce İslamofobi nasıl durdurulacak? Bulgaristan’ın bazı bölgelerinde peçe ve burkaya sınırlama getiriliyor?

-Bu da bir süreçtir. Bunlar demokrat olduklarını iddia ediyor, demokrasiden bahsediyorlar, Avrupalı olduklarını iddia ediyorlar ve insanların değerlerinin bunlar olduğunu düşünüyorlar. Biz o insanlara testini yapsak, kapanacaksın diye zorlasak, hoşlarına gider mi?! Öyleyse, eğer demokrasi deniliyorsa, hürriyet, insan hakkı deniliyorsa, bunlara inanıyorlarsa, tabii ki bu sadece sözde değilse, bunlar da hiçbir insanın inancı gereği yaptığı eylemlere karışmamalılar. Başkalarını rahatsız etme, başkalarının haklarına müdahale etme, başkalarının hayatına kast etme hariç, yani benim hürriyetim başkalarının hürriyetinin başladığı yerde biter. Dolayısıyla ben kimsenin giyimine karışamam.

-Gazetemiz aracılığıyla Bulgaristan’daki Müslüman toplumuna nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Anlatmaya çalıştıklarımı özetleyecek olursak şudur cümlesi: Bugün dünyamız teknolojik açıdan altın çağını yaşıyorsa bile insanlık huzursuzdur. İnsanlık mutlu değil. Yani burada bir kardeşim açsa, bir parça ekmek bulamıyorsa ben nasıl mutlu olabilirim. Suriye’de her gün insanların tepesine bomba yağıyorsa ben nasıl huzurlu olabilirim. Zerre kadar insanlığı, vicdanı olan insan bundan rahatsız olur. İnsanlık her türlü imkana sahip, ancak huzuru yok. İnsanlığın aradığı o huzur verecek değerler Müslümanlarda mevcut. Dolayısıyla az veya çok orasını karıştırmıyorum, bu insanlığın aradığı değerler, yani Müslümanım diyen insanlarda mevcut. Önce o değerlerini öğrensinler, tavsiye ediyorum. Öğrendikleri o değerler onlarda kalmasın, diğer insanlara da aktarsınlar ki, “Buyur kardeşim, mutlu olmanın yolu budur” desinler. Biz bunu tarihte görmüşüz geçmişte. Hıristiyan, Müslüman, dindar, dinsiz, herkes tüm değerleri bir arada yaşayabilmiş- birbirinin gırtlağına sarılmadan, birbirini boğmadan, birbirini öldürmeden. Çünkü İslam bunu emrediyor bize. Komşusu açken tok yatan Müslüman değildir, diyor. Burada komşudan kasıt Müslüman komşu demiyor. Benim komşum dinsiz de olsa, Hıristiyan da olsa, onun tok olması benim görevimdir. Yani onun da karnının doyması için ne gerekiyorsa yapmak zorundayım. Bu değerleri İslam’dan başka hiçbir düzen, hiçbir anlayış vermiyor insana.

Kaynak: Resmiye MÜMÜN


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR



 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS