Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.6646 Lv.
GBP GBP 2.1906 Lv.
TRL TRL 0.4524 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
20 Ekim 2017
HABERLER » Kırcaali
Unutulmaz geziden izlenimler

Unutulmaz geziden izlenimler

26 Mayıs 2017

Plovdiv Üniversitesi Filoloji Fakültesi bünyesinde yer alan Türk Dili Bölümü öğretim görevleri ile öğrencilerinden oluşan 35 kişilik bir heyet 18-21 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiği Türkiye gezisi kapsamında Çanakkale’yi ziyaret etti. T.C. Filibe Başkonsolosluğu ve Çakakale Valiliği’nin desteği ile düzenlenen gezi kapsamında Çanakkale’nin tarihi ve turistik mekanları ziyaret edildi. Ziyaretle ilgili duygu, düşünce ve izlenimlerini almak üzere geziye katılan iki öğrenciyle söyleşi düzenledik ve kendilerine sorularımızı yönelttik.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Beril Efendioğlu. Plovdiv Paisiy Hilendarski Üniversitesi Filoloji Fakültesi Türk Dili Bölümü son sınıf öğrencisiyim.

Geçen hafta Türk Dili Bölümü öğretnilerine yönelik bir Türkiye gezisine katıldınız. Geziyle ilgili neler paylaşabilirsiniz?

Hiç şüphesiz ki günümüzün en meşhur münakaşalarından birisidir: “Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?” münakaşası. Bu sorunun bende bir çok yanıtı olmasına rağmen, tek cevap hakkım olsa şöyle söylerdim: İnsan okuduğu, hatta ve hatta saatlerce uğraşıp ezberlediği herşeyi gün gelir unutur ama gördüklerini ve bizzat yaşadıklarını bir ömür unutamaz… Ben de o insanlardanım, ömrüm boyunca hiç bir gördüğünü unutmayanlardan... Katıldığımız bu gezi de eminim hafızalarımızdan bir ömür boyu silinmeyecektir.

Güzargah belirlendi, yola çıkış tarihimiz belirlendi... Geriye sayım başladı günler öncesinden tatlı bir heyecan ile birlikte... O gün geldi çattı, hepimizin sabırsızlıkla beklediği yolculuk başladı. Yolculuğumuz Filibe’den başlayıp Çanakkale’ye uzanan uzun bir yolculuktu. Yüzü gülmeyen tek bir kişi dahi yoktu aramızda. Filibe’den başlayan yolculuğumuz Çanakkale’ye 12 kilometre uzaklıkta bulunan Dardanos köyüne uzandı. Sahile doğru baktığımızda belki de hayatımızda hiç böyle duru bir deniz görmemiştik… Büyülenmiştik sanki…

Gözlerimi denize doğru çevirdiğimde aklımdan neler geçmemişti ki… O an üzerinde bulunduğum topraklar eski çağlarda kurulan Antik bir kentti, kim bilir kimlere ev sahipliği yapmıştı o topraklar. Bir çok efsane öğrendik Dardanos Antik Kenti hakkında. Bir çok efsaneye konuk olan bu kentte yer almaktan büyük bir haz duyuyordum.

Işte o gün saatler süren yolculuğumuzun ardından kendimizi Ege ve Marmara’nın o müthiş maviliğini son zerresine kadar bizlere sunan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Dardanos Yerleşkesinde huzurun kollarına bıraktık… Yorgun düşen bedenlerimizi dinlendirmek, ertesi gün Çanakkale’nin eşsiz tarihi ile tanışabilmek için hepimiz odalarımıza çekildik...

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Çanakkale’deydiniz. Duygularını paylaşır mısınız?

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlamak için erkenden yola çıkıp Çanakkale merkezinde olan muazzam bir şekilde organize edilmiş olan etkinliklere katıldık. Ellerimizde dalgalandırdığımız bayraklar, göğe rengini katan kan kırmızısı bayraklar... O günden geriye tek önemli bir şey söyleyebilir misin deseler sizlere söyleyebileceğim tek şey: “Ay yıldızlı bayrağımın göklerce usulca ve asilce dalgalanması” olurdu.

Ziyaretiniz geri kalan kısmını nasıl değerlendirdiniz?

Şenliklerin ardından Çanakkale merkezinde verdiğimiz öğle yemeği molasının ardından kendimizi Çanakkale’nin buram buram tarih kokan sokaklarında kaybolurcasına şehiri adım adım gezdik. Bütün bir günün nasıl geçtiğini anlayamamıştık. Yorulmuştuk, hepimizin yüzünde tatlı bir yorgunluk ifadesi yer alıyordu. Merkezden gitme vaktimiz geldiğinde hepimiz otobüste yerlerimize geçtik ve tekrardan bizlere ev sahipliği yapan Dardanos Yerleşkesine doğru otobüsün hareket etmesini bekledik.

Ve hepimizin yorgunluğunu attığı Dardanos Yerleşkesi... O eşsiz deniz manzarasıyla gönüllerimizi fethetti. Sahil kıyısında neşeyle koşturduğumuz, kumların üzerine kendimizi bırakıp gözlerimizi denize doğru çevirerek kurduğumuz hayaller süsledi o akşamımızı... Aslına bakarsanız hepimiz bir sonraki gün için sabırsızlanıyorduk, ertesi sabah 57. Alay Şehitliğine gitmek üzere Gelibolu Yarım adasına doğru yola çıktık. Daha feribotla giderken ciğerlerimize o müthiş deniz kokusunu çektik. Gelibolu Yarımadası’na ulaştığımızda bize eşlik eden değerli tur rehberimiz aynı zaman da eski Tarih öğretmeni olan sayın Hasan Gören’e bizlere sunduğu o eşsiz bilgiler hakkında ne kadar teşekkür etsek azdır.

Duruyorsun, etrafını izliyorsun.
Duruyorsun, görüyorsun.
Duruyorsun, dokunuyorsun...

Ama en önemlisi yürekten hissediyorsun... Üstüne bastığın toprak senin geçmişin, üstüne bastığın toprağın altında onlarca şehidin var. Üzülüyorsun, üzülmemek elde değil. Tarihini işitiyorsun, tüylerin diken diken oluyor ve ağzını açıp bir kelime edemiyorsun. Düşünün o devasa savaşlardan birisidir Çanakkale Savaşı. Düşünün o savaşta 7’den 70’e her vatansever insan kendini siper ediyor. Bu insanlar canlarını verme pahasına kendilerine oraya adadılar. Bu masum insanlar vatan için can verdiler. Bu savaş topla, tüfekle, mermiyle değil “inançla” , “tutkuyla” yapıldı.

Gittim, gördüm, geldim. Bu onurlu direnişi boğazım düğümlenircesine dinledim. Bir destandır Çanakkale, zira Türklerin asla ve asla hiç bir şartta boyun eğmeyeceğinin kanıtıdır. Türk olan herkesin, ben bu milletin insanıyım diyen herkesin, er ya da geç günün birinde gidip görmesi gereken yerlerin başında geliyor burası…

Daha sonrasında herkes sevdiklerine hatıralık eşya alabilmek için peşpeşe sıralanmış hediyelik dükkanlara doğru yol aldı. Bir sonraki durağımız ise Truva Antik Kenti oldu. Bildiğimiz üzere Truva Atı, savaş sanatında düşmanı yanıltmak için yapılan karşı tarafa bir armağan gibi gösterilen fakat asıl amacı Truva şehrini ele geçirmek için savaşan Yunan askerlerini taşıyan devasa büyüklükte bir attır. Bütün bu efsaneleri Truva Antik Kentinde tekrardan yaşadık. Gezimizin son gününde ise yolculuğumuzun bir sonra ki durağı mimarisiyle nefeslerimizi kesen Gelibolu Mevlevihanesi oldu. Yaklaşık 400 yıllık bir geçmişe sahip olan mevlevihane yakın geçmişe kadar faaliyet göstermiştir. Orada geçen uzunca bir sürenin ardından son durağımız geçmişiyle, buram buram tarih kokan sokaklarıyla bizleri büyüleyen Edirne oldu… Tahmin edersiniz ki ilk durağımız Edirne diyinde aklımıza ilk gelen yer olan Selimiye Camii oldu. Mimar Sinan’ın ustalık eserim olarak adlandırdığı yerdir. Edirne’de ki gezimizin ardından şehrimiz Filibe’ye doğru yol aldık.

Bu geziyi düzenleyen ve sizlere de katılma fırsatını sağlayanlar hakkında düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Bu uzun yolculuğun sonunda bizlere ömrümüz boyunca hafızalarımızdan silinmeyecek bir organizasyon hazırlayan T.C Filibe Başkansolosluğu’na, bizi gezi boyunca yalnız bırakmayan hocalarımıza ve bize olan desteğini hiç bir zaman esirgemeyen saygıdeğer Türk dili hocamız Harun Bekir’e teşekkürlerimizi boynumuzun borcu biliriz.

Bu gezide yer alan başka bir öğrencinin de izlenimlerini almak üzere önce kendisini tanıyalım.

Benim adım Sevdiye Hüseyin. Plovdiv Paisiy Hilendarski Üniversitesi Türk Dili Bölümü 4. Sınıf öğrencisiyim.

Geziyle ilgili duygularınızı ve izlenimlerinizi paylaşabilir misiniz?

18 Mayıs, Plovdiv Paisiy Hilendarski Üniversitesi Türk Dili Bölümü öğrencilerinden ve öğretmenlerinden oluşan bir grup ile Çanakkaleye yol almıştık. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu tatlı telaş birkaç gün devam etti. Yol boyunca şarkılar ve şiirler söylemiş ve anılarımızı paylaşmıştık. Neşemiz yerindeydi. Yemyeşil ovalar, sürülmüş tarlalar, ekilmiş bahçeler, nehirler ve kuşlarla yola devam etmiştik. Bir ara Hikmet Çetinkaya nın o güzel gelincik resimleri gözümün önüne gelmişti. Gelincikler ve diğer çiçekler ara sıra yol kenarından bizlere sanki gülümsüyorlardı. Sınır kapısını geçeli iki üç saat olmuştu. Ege Denizi maviliğiyle bizi buyulemişti. Nihayet Çanakkale’ye varmıştık. Hafifçe esen ruzgar her tarafımızı sarıyor sanki bizlere Çanakkale’nin hikayesini anlatıyordu. Boğazın en dar kıyısında yer alan bir kentti. Vali Orhan Tavlı’ya nezaket ziyaretinde bulunduk. Bu güzel karşılamada bizlere özel hediyeler verildi ve biraz sohbet ettikten sonra oradan ayrıldık. Sahilin kenarında bir otele yerleşmiştik. Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’ndaki 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına katılmıştık. Ay yıldızlı bayraklar her tarafı kaplamış Atatürk sevgi ve özlemle anılmıştı. İstiklal marşı okunmuştu ve insanlar saygı duruşunda bulunmuşlardı. Bizler de akşam üstü sahilin kenarında şarkılar ve şiirler söyleyip epeyce eğlenmiştik. Kentin birçok yerinde etkinlikler ve kutlamalar gece yarısına kadar devam etmişti.

Çanakkale Şehitliklerini de ziyaret etme fırsatını buldunuz. Duygularınızı paylaşır mısınız?

Görmeyi hayal ettiğimiz Şehitler Abidesini de 20 Mayıs’ta ziyaret ettik. Birinci Dünya Savaşı’nı rehberimiz Hasan Gören’den dinlemiş, adeta yaşamıştık. 57. Piyade Alayı Şehitliğine varana kadar çok bilgiler edinmiştik. Bomboş arazilerin şavaş zamanında ne kadar ürkütücü göründüklerini ve nekadar tehlikeli olduğunu tahmin edebilirdik ancak. Dağın tepesinde Mehmetçiklerin vatanı savunmalarını, vatana ve millete ne kadar bağlı olduklarını dinleyince bir ürpermiştik. Savaş zamanında çölden bir farkı olmayan bu tepeler şimdi yemyeşil ağaçlarla ve bitkilerle kaplıydı. ANZAC ve Türk askerlerin kanından canlanmıştı sanki bu toprak. Bastığımız bu toprak kanla yıkanmış adım attığımız her yer şehitlikti. Atalarımızın mücadelesi vardı bu toprakta. Derin bir sessizlik ve aynı zamanda bir ürkütücü çığlık vardı. Evlatlara, eşlere, babalara ve dedelere hasret ve öksüz bırakmıştı bu topraklar. Onlar Birinci Dünya Savaşında vardılar ve her zaman da var olacaklardır. Seyit Ali Onbaşı 215 kilogram ağırlığnda mermiyi tek başına kaldırmış ve İngiliz gemilerini batırmıştır. Bu ne büyük kahramanlıktır! Bizleri de kendine hayran bırakmıştı. Ne çok hikayesi vardı bu şehrin. Muazzam iki kalesi – biri Avrupa kıtasında diyeri ise Asya kıtasında. Onları birbirinden ayıransa Çanakkale Boğazıdır.

Başka nereleri ziyaret ettiniz?

Çanakkale il sınırları içinde yer alan tarihi kent Truva’yı... Bizleri asırlarca geriye döndüren hikayesiyle ve muazzam şekilde tasarlanmış Truva Atı’nı yakından görmek bambaşka bir duyguydu. Gelibolu Mevlevihanesi de dönüşte ziyaret etmiştik. Tarihin ne kadar zengin olduğunu bir kez daha görmüştük.

Bu geziyi düzenleyenler hakkında düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Bu unutulmaz geziyi bizlere sunan T.C Filibe Başkonsolosu Hüseyin Ergani’ye ve bizlere bu fırsatı sağladıkları için hocalarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

Kaynak: Kırcaali Haber

Ziyaretci sayısı: 1117


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


Naci 2017-05-29 09:56:45
Bulgar devlet televizyonlarında Türkçe kanal kurularak, bu gençlerimiz orada programlar yapabilir. Böylelikle eğitilmiş gençlerimiz iş imkanına sahip olur.

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2017    "SENİ MEDİA" LTD; GSM:+359 877 40 36 38  Webdesign