Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
 
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7545 Lv.
GBP GBP 2.2978 Lv.
TRL TRL 0.2937 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
22 Şubat 2020
HABERLER » Kırcaali
1984 Sütkesiği Ayaklanmalarının Organizatörlerinden Rıfat Yağcı’nın Anma Etkinliğindeki Konuşması

1984 Sütkesiği Ayaklanmalarının Organizatörlerinden Rıfat Yağcı’nın Anma Etkinliğindeki Konuşması

25 Aralık 2019

Kıymetli misafirler, sevgili hemşerilerim,
değerli devlet büyüklerim,
ve çok değerli dava arkadaşlarım…
Konuşmama Nazım Hikmet’in çok sevdiğim bir şiiri ile başlamak istiyorum.

Kerem Gibi

Hava kurşun gibi ağır
Bağır bağır bağır bağırıyorum.
Koşun kurşun eritmeye çağırıyorum…

O diyor ki bana:
— Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem gibi yana yana.
Dert çok, hemdert yok
Yüreklerin kulakları sağır…
Hava kurşun gibi ağır…

Ben diyorum ki ona:
—Kül olayım kerem gibi yana yana.
Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak,
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…

Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır bağır bağır bağırıyorum.
Koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum…..


Ne de güzel söylemiş Nazım, sanki Bulgaristan Türklerinin durumunu görürcesine...
Ben de diyorum ki:

Hava kurşun gibi ağır
Bağır bağır bağırıyorum
Koşun, 24 Aralık 1984‘ü anmaya çağırıyorum!


Evet, bizler bugün Sütkesiği’ne, 35 yıl önce gerçekleşen 24 Aralık 1984 mitingini anmak için geldik: dönemin komünist rejiminin Bulgaristan Türklerine yönelik asimilasyon kampanyasına karşı, Bulgaristan tarihindeki ilk direnişi anmak için...

Bulgaristan tarihinde direniş mitinglerinin fitilinin ateşlendiği ve direnişin simgesi olan Sütkesiği’ndeyiz. Şehitlerimizi anmak, kahramanlarımızı alkışlamak, o günleri anlatmak için buradayız. O günler ki, acı ve ıstırap dolu o günler…

Aslında Bulgaristan Türklerine yönelik baskılar 1984 yılından çok daha önceden başlamıştı. Önceleri dilimize ve dinimize müdahale ettiler. Daha sonra ise geleneklerimize… Bir yıl var ki 1984; sonbahar ayları, Komünist rejimin kuklaları isimlerimizi değiştirmeye kalkıştılar. Geceleri köyler basılıyor, zorla isimler değiştiriliyor ve karşı gelenler akla hayale gelmeyecek işkencelere maruz bırakılıyordu. Yaptıkları zulüm ve işkencenin şahidi olmasın diye de geceleri basılıyordu köyler ve de toplu direnişe neden olmasın diye bu akşam bir köyde 2-3 aile, yarın ise başka birinde 3-5... Halkımız ise evlerine giremiyor, genç, yaşlı, çoluk çocuk dağlarda yaşıyordu. Soğuk kış gecelerinde üşümemek için ormanlarda kulübeler yapılıyor, kuyular kazılıyor ve oralarda kalınıyordu. Bizlerse halkımızın bu acı ve ıstırap dolu durumdan nasıl kurtulacağını tartışıyor, sık sık toplanıp durum değerlendirmeleri yapıyor, halkımız baskın yemesin diye geceler boyunca nöbet tutuyorduk. Çember daralıyor, sinirler geriliyordu iyice. Çare bulmalı, dur demeliydik. Bir ses diyordu ki:

Hava kurşun gibi ağır
Bağır bağır bağırıyorum
Koşun, Türklüğümüz için mitinge çağırıyorum.


Ve 1984 yılının 23 Aralık gecesi “birlikten güç doğar” parolası ile topluca hareket etme kararı aldık. Hallar ve Tosçalı gençleri ile birlikte aldığımız karar neticesinde 24 Aralık günü burada, Sütkesiği meydanı’ nda barışçıl bir miting yapmaya karar verdik. Hızlı davranmalıydık yoksa bütün planlarımız bozulabilirdi. Çıktık birkez bu yola, yoktu bu işin dönüşü, sesimizi duyurana kadar devam edecektik. Arkadaşlarımız ile beraber Karamustafalar, Çıraklar, Happollar, Dedeler, Mıstavacıklar, Yusupaşalar ve Amatlar köylerinde tek tek gezdik evleri. Civar köylere de haberciler gönderildi. 23 Aralık gecesi, yoğun kar yağışı altında, üstümüz sırılsıklam sabahın 4’üne kadar dolaştık köyleri.

24 Aralık sabahı saat 6’da herkes koyuldu yollara. Zalimler karanlıklarla dost olup geceleri saldırıyordu zulüm dolu pençeleriyle halkımıza. Bizlerse karanlıklara inat ve şiddetten uzak barışçıl bir miting yapacaktık. Tek düşüncemiz Jivkov rejimine ‘’dilimize, dinimize ve ismimize dokunma’’ demekti. Tek hedefimiz bu meydana gelmekti. Bu meydan bizim için özgürlük demekti, Türklük demekti. Sokmadılar bizleri bu meydana, 100 metre kala önümüzü kestiler. Tanklarla ve tüfeklerle üzerimize saldırdılar. Silahlar patladı. Acımasızca vurdular, ezdiler bizi, sanki düşman vardı karşılarında, sanki isyan bastırıyorlardı. Bizler isyan etmedik, devlete başkaldırmadık, şiddete başvurmadık, polise veya askere silah doğrultmadık, hatta taş bile atmadık. Sadece ‘’dilimize, dinimize ve de ismimize dokunma’’ dedik.

Onlarca yaralı vardı. Babamın da alnı yarılmıştı, yüzü kanlar içindeydi. O gün burada Sütkesiği’nde hepimiz dövüldük, ezildik, dinlemediler bizi ne yazık. Öncülük ettiğimiz gerekçesiyle beni ve bazı dava arkadaşlarımı tutuklayıp belene zindanına kapattılar. Zulüm ve işkenceler durmaksızın devam etti. Köylerde kalan arkadaşlarımıza da rahat yüzü göstermediler. Aylarca milis teşkilatına sürüklendiler ve de dayak yediler. Ancak kıvılcım parlamıştı bir kez. Sütkesiği bir ilkti ve direnişin simgesi oldu. Meşaleyi biz yaktık ve de devam etti killi, Mestanlı, Cebel ve Kırcaali’de. Bizler on binlerdik, yüzbinler olduk ve de milyonlar…

Bir ses diyor ki bana:
— sen bu yaptıklarınla kül olursun ey!
Türklük için yana yana…
Dert çok, ancak dinleyen yok
Yetkililerin kulakları sağır…
Hava kurşun gibi ağır…


Ben diyorum ki ona:
— kül olayım Türklük için yana yana…
Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak,
Nasıl çıkarız karanlıktan aydınlığa…


Bu direnişler barışçıl direnişti. Bulgaristan Türklerinin onurunu koruyan bu direnişleri sağlayan, hapis ve sürgünleri göze alan ve hatta göçlerle yerinden yurdundan edilen; ancak, Türk olmaktan zerre kadar taviz vermeyen kahramanlarımızı buradan kutluyorum. Şehitlerimiz var. 20 aylıkken şehit düşen Türkan bebek Bulgaristan Türklerinin simgesi oldu. Bu dava uğruna şehit düşenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Onları unutmadık, unutmayacağız da!

Bu direnişler sonrasında 517 kahraman belene toplama kampına gönderildi. Sayısız işkence ve hapis gününden sonrada Bulgaristan’ın farklı bölgelerine sürgün edildiler. Bunlar haricinde yaklaşık 1000 kişi hapis ve sürgünlere gönderildi. 1984-1989 yılları arasında 20’nci yüzyılın en büyük insanlık trajedilerinden birinin yaşandığı Bulgaristan’da 1,5 milyon türkün isimleri değiştirildi. Mayıs-Eylül 1989 döneminde 400 bin, sonraki dönemlerde de 400 bin daha olmak üzere toplam 800 bin kişi zorunlu göçe tabi tutuldu. Bulgaristan Türkleri isimlerinden vazgeçmedikleri için özgürlüklerinden alıkonuldular, hapis ve sürgünleri yaşadılar. Evlerinden ve ülkelerinden edilerek zorunlu göçe tabi tutuldular. Bu insanlar sadece anayasal hakları olan ana dillerini konuşmak, örf ve adetlerini sürdürmek, dini ibadetlerini yerine getirmek ve Türk gibi yaşamak için mücadele ettiler.

Evet, bunca zulüm ve eziyetten sonra bizler bugün yine her yıl olduğu gibi bu meydandayız, 35 yıl önce sokulmadığımız bu meydanda, özgürlük meydanında. Şehitlerimizi anmak, kahramanlarımızı alkışlamak ve acı ve ıstırap dolu o günleri anlatmak için, unutulmasın diye. Bizler o günleri unutmadık, unutmayacağız da.

Evet, bugün bizler bu meydandayız. 35 yıl önce sokulmadığımız bu meydanda,
özgürlük mücadelemizin anısına...
Ve sesleniyorum buradan:

Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır bağır bağır bağırıyorum.
Hep beraber haykırmaya çağırıyorum:

Bir daha asla, bir daha asla dokunmayın dilimize, dinimize ve de ismimize!


Rıfat YAĞCI
24 Aralık 2019





Kaynak: Kırcaali Haber


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


sezgin akbaş 2019-12-25 15:56:51
sevgili abilerim, ablalarım,
size zulmeden, işkence eden komünist rejimin yalakalığını yapan ve moskova'da ölen nazım hikmet'in şiiriyle komünist zulmüne karşı çıkmak nasıl bir garipliktir?
hâlâ nazım hikmet'i, sabahattin ali'yi ve onlar gibi komünist uşaklarını tanımadıysanız, diyecek bir sözüm yok size...
Meltem Yağcı 2019-12-25 16:22:46
Sezgin Bey, öncelikle Nazım Hikmet'in hayatını detaylıca okuyup araştırmanız gerektiğini söylemekle başlamak isterim ki o zaman diyecek bir kaç sözünüz olacaktır. Bu ülkenin evladı ve büyük bir değeri olan ve bu ülkenin edebiyatında büyük bir katkı sağlayan bir adama sahip çıkamayacak kadar saçma bir politikanın yürütülmesi sonucunda kaçtığı ülkede ölüme terk edilen ve aynı zamanda vatandaşlıktan çıkarılan bir aydının satırları konuşmayı en iyi özetleyen bir kaç satırdan biridir belki de... Şimdi bir de böyle bakarak bu yazıyı tekrar dinlemenizi öneririm...
sezgin akbaş 2019-12-25 21:30:22
meltem hanım, sanırım genç bir insansınız. sizin gibi yeni nesillerin beyinlerini yalanlarla yıkamışlar. nazım hikmet "stalin'e taptığını" söyleyen, komünizm için öleceğini ifade eden, komünizm propagandası yaptığı için de karnındaki pisliği kustuğu için hapishanede yatmış bir rus uşağıdır. öyle romantik cümleler yazarak "aydın" falan gibi sıfatlar takınca, vatan hainliğinden kurtulunmaz. din, millet, Allah düşmanı bir komünistin mısralarını alıp, sonra da "komünist jivkov, bize şöyle eziyet etti" vs denilirse ortada büyük bir çelişki vardır. jivkov nasıl ki komünist bir diktatör idiyse, stalin de eli kanlı bir komünist idi. nazım da stalin'e tapıyordu. nokta.
Rejim Mağduru 2019-12-25 22:34:03
Hava toprak gibi gebe. Hava kurşun gibi ağır.Bağır bağır bağırıyorum.Türkiyede 30 senedir bulgar isimlerinle yaşayanlara haykırıyorum.Unutun rakıyı,kremvirşi,salamı koşun Türk isimlerinizi almaya çağrıyorum.
Rodopların deli efesi 2019-12-27 08:19:33
TÜRK isimlerini geri almayan pisliklerin Türklüğünden şüphe ederim .
Soru; -Fes Türk ismini geri aldı mı?
fes 2019-12-30 11:52:59
Hava kurşun gibi ağır, diye başlayıp süren konuşma biraz saçma olmuş. Ben dinci cahiller gibi Nazım Hikmet'e karşı değilim. Nazım Hikmet büyük bir Türk şairidir, ne var ki bu "Hava kurşun gibi ağır" Türklük için yazılmış bir şiir değil, komunis devrim için yazılmış bir şiirdir.

Nazım komunis ideolojiye inanmış biriydi; ama köprülerin altından çok su aktı, komunis sistem çöktü ve 1917 senesinde halkın devrimi diye anlatılan aslında Trotski'nin bir darbesi olduğu ortaya çıktı. Bütün bunları Nazım göremedi, görseydi belki düşüncesini değiştirirdi.
Şair 2020-01-23 11:33:25
Nazım Hikmet Polonyalı bi Yagidi olduğunu biliyor muydunuz.
DePeSeli eski 2020-01-23 11:38:11
Kim bunlara yanı DpS yönetimine Türklerin çektikleri azapların anma törenlerine gitmeye izin verdi.
Halkın yüzde 72 onları sevmiyor oy da vermiyor.
30 yıldır para peşindeler başka ne iş taptılar
Türkler asimile oluyor onlar göstermelik Türk halkının acısını kullanarak vazife çıkarıyorlar kendilerine.
Memet Dönmeye 2020-01-23 11:39:46
Memet Feska senin kaşıntını giderir a acımasız biri.
Şair 2020-01-23 11:46:30
Nazım Hikmet bir Polonya Yahudi sidir.
Komunizmin fanatik destekçisi.
Şairliğine laf yok.
Ancak Türkiye’ye ve Türk halkına bakış açısı tartışılır.
Elif Şafak, Orhan Pamuk bunların gibilerine niye Avrupa ödül veriyor.
fes 2020-01-23 13:18:05
Türk halkına bakış açısı tartışılırmış... Niye tartışılsın? Adam Türk diliyle şiir yazmış, bu tek başına büyük bir yurtseverliktir. Ben gürcüyüm hanımım da araptır deyen birinin peşinde koşanın Türk halkına bakış açısı sorgulanmayacak, Nazım Hikmet sorgulanacak; mantığa kıç attırmak buna denir işte.

Dincilik yapmak isteyenler Arabistan'a Arabistan'a. Hadin naş, naş!
Mehmet Dönmez 2020-01-23 14:11:08
Pedaras gene çıkmış. Çıkar çıkar. Çıkmadan edemez. Fes nerede, o oradadır. Anasına avradına sövüldü, ama pederas bana mısın demiyor. Fes nerede, o oradadır. Yanıltmaz, hemen geliverir. Bak Fes de dincileri Arabistana gönderiyor. Benim pederas dediklerime o dinci diyor.
Şair 2020-01-23 14:13:25
Fes Din ile Türk ayrılmaz bi parçadır aynı et ile tırnak gibi.

Sen dindiz birisin doğal olarak Türk bile olamadın.
Senin yerin gavurun yanında ancak orada rahat edersin.
Neden mi çünkü senin beynin gavur yıkamış.
Hayatında tek bi kez bile TÜRBE ziyareti yaptın mı yapmadınız yap derim.
Şu an sen kuru bi gazal gibi rüzgarın yönünü takip ediyordun.

Akıllı olduğunu söylüyorsun “dindarlığı ile yobazlığı” bile ayrt edemiyorsun.
Sen en iyisi dinsiz gavurun yanına git naş baş.
fes 2020-01-23 22:14:18
Arabistana Arabistana, naş naş!
Şair 2020-01-24 01:23:32
Arabistan’a bilmem ama sen GAVURİSTANA kesin gideceksin Fes.
Belli sende Çingebelik de var anadilde ne güzel yazmışın güzel yazmışın “naş naş”.

YALLA ne olduğunu öğrenmişmişiz hadi yalla.
fes 2020-01-24 11:32:26
Şiir köklü düşünme sonucu ortaya çıkan bir sanattır. Köklü düşünmeyi bilmeyen ne şiir yazabilir ne de şiirden anlar. Aptal adamın hafızası yoktur, yada çarpık bir hafızası vardır. Fakat aptal adam şirden anladığını zanneder, bu konuda oldukça dik başlıdır. Ne var ki, aptalın dik başlılığı onu aptallıktan çekip çıkarmaz.

Nazım büyük bir şairdir, Maykovski'nin şiir formunu kullanır, ama onu türkleştirmiştir. "Memleketimden insan manzaraları" olağan üstü bir eserdir; hele kurtuluş destanı dizeleri Türk şiirinin zirvesidir.

Şiirin bir dili vardır, o dili öğrenmeden şiirin kapısı kapalıdır. Dil sayesinde hakikat dile gelir. Hakikat soyut bir şeydir, ama sanat sayesinde soyutluk "görünür" hale gelir.
anonim 2020-01-31 16:42:10
Sayın yorumcular,dış işleri bakanımız Çavuşoğlu resmi makamlarla görüşmelerden sonra,"vatandaş ve soydaş temsicileri" ile buluştu.
Dönelim yetmiş sene geriye,büyük türk şairi Nazım Hikmet Kırcaaliye geldi,onbinlerce türk onu karşıladı,pasaportlarınızı yırtın,bu topraklarda kalın,mücadele edin,dilinizi koruyun,korkmayın manasında laflerla nutuk attı.
ONUN bu topraklarda kalın sözlerinde bir mana ,bir incelik varmıiş ki yetmiş sene sonra bunu anlayabildik.
Hatırlatma ebabında,93 harbinde bizim tarafta ,ruslara karşı çaroışanlar polonyalılar idi,büyük şairimizin anneside polonyalı idi.
Gelelim bu güne,türkleri avrupadan atma niyedinde olanların hevesleri kursağında kaldı,Türklüğün varolduğu yerde müslümanlıkta olacak,adalette olacak, zenginlikte olacaktır.
Şair 2020-01-31 17:21:02
Anonim kardeş bu topraklarda yani Bulgaristan’da para olanda var ne adalet böyle devam ederse Müslümanlık ta kalmayacak.
DpS hiç bi zaman Türkkerin haklarından yana çalışma yapmadı yapmayacak ta.
fes 2020-02-17 18:33:16
"Haklarından yana çalışma" ne demek, tam olarak ne kastediliyor tam belli değil. DPS veya Türklerin ( 800000 bin diyelim ) istedikleri var, bir de 5 veya 6 milyon bulgarın istekleri var. Parlamenter sistemde sonuçta çoğunluğun istedikleri oluyor.

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2020    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS