Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7473 Lv.
GBP GBP 2.1232 Lv.
TRL TRL 0.3187 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
15 Ekim 2019
HABERLER » Kırcaali
BULGARİSTAN TÜRKİYE’DEN 10 MİLYAR DOLAR İSTİYOR

BULGARİSTAN TÜRKİYE’DEN 10 MİLYAR DOLAR İSTİYOR

04 Ocak 2010

Bulgaristan, Trakya göçmenleri için Türkiye'den 10 milyar dolar tazminat istmeye hazırlanıyor ve bunun AB üyeiliği için bir ön koşul olduğunu ileri sürüyor.
Bulgaristan, 1913 yılından sonra Türkiye'den göç eden Bulgarların Türkiye'de bırakmak zorunda kaldıkları mal ve mülkleri için 10 milyar dolar tazminat ödenmesi için resmi başvuruya hazırlanıyor.
Yurt dışındaki Bulgarlardan sorumlu Devlet Bakanı Bojidar Dimitrov, Bulgar basınına yaptığı açıklamada, söz konusu tazminatın ödenmemesi durumunda Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin Bulgaristan tarafından engelleneceğinin sinyalini verdi.
Tazminat konusunun AB'nin Türkiye için hazırladığı 2008 ilerleme raporunda yer aldığını belirten Dimitrov, "Bu sorunun çözümü Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için vazgeçilemeyecek bir ön koşuldur" yorumunu yaptı.
Türkiye'den istenecek tazminat konusunda yapılacak resmi başvuru için devlet arşivindeki tapu kayıtları ve belgelerin tek tek incelendiğini kaydeden Dimitrov, 2009 yılında 306 mirasçıya taleplerine ilişkin tasdikli tapu ve evrak kopyası verildiğini açıkladı. Dimitrov, işlemlerin devam ettiğini belirterek, hak sahiplerine zaman geçirmeden devlet arşivlerine başvuruda bulunmaları çağrısı yaptı.
Bojidar Dimitrov, tazminat meselesinin, Türkiye ile Bulgaristan arasında 1925 yılında imzalanan ve halen yürürlükte olan Ankara Anlaşması'nda yer aldığını ileri sürerek, "Türkiye'den anlaşmanın gereklerini yerine getirmesini bekliyoruz" dedi.
Trakya gömenlerinin Türkiye'deki mal ve mülk varlıklarıyla ilgili istedikleri tazminat konusunun Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov'un bu ay sonuna doğru Türkiye'ye yapması planlanan resmi ziyaret sırasında da gündeme getirileceği öğrenildi.

ANKARA ANLAŞMASI TÜRKLERİ DE KAPSIYOR

Türkiye ile Bulgaristan arasında 18 Ekim 1925 tarihinde imzalanan ve Bulgaristan parlamentosunda 27 Mayıs 1926 tarihinde onaylanan Ankara Anlaşması, Osmanlı-Rus savaşı (1878) ile 1925 yılları arasındaki zaman diliminde gerçekleşen karşılıklı göçleri içeriyor.
Bulgaristan Trakya Dernekleri yetkilileri, anlaşmanın ek protokolünün "V" maddesine dayanarak, Bulgar göçmenlerin varisleri adına, Türkiye'deki mal varlıkları için tazminat istiyor. Oysa anlaşma sadece Türkiye'den Bulgaristan'a göç eden Bulgarları değil, Bulgaristan'dan Türkiye'ye zorla göç ettirilen Türkleri de kapsıyor. Araştırmalar, aynı dönem içerisinde 2 milyona yakın Türk'ün Bulgaristan'daki bütün mal ve mülklerini geride bırakmak zorunda kalarak, Türkiye'ye göç ettiklerini ortaya koyuyor.
Ankara Anlaşması'nın ek protokolü ayrıca, her iki ülke sınırları içerisinde kalan taşınmazların ilgili ülkenin mülkiyetine geçeceğini de öngörüyor.

Kaynak: aa

Ziyaretci sayısı: 3675


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


Ankara. 2010-01-04 15:01:53
Bulgaristanin Turkiyeden alacagi var ise vereceyide olabilir.Simdi ne derler Turkler. "Korun istedeyi bir goz Allah verir iki goz" Turkiyeden Bulgaristana goç eden Trakyali bulgarlar kendi ustesini Turkiyeden alirlar Bulgaristan,dan Turkiyeye zorunlu olarak goç ettirilen Turklerin,de Tazminaatlari da Bulgarlar tarafndan odenir isler çozulmus olur, Ammaaa sunun surasida vardir yaani kim kime nekadar borçlu olacak bunu kimse bilmiyor galiba Bulgarlar yillardir Ha fasizim ha komanizim ha demokrasi yollarda kucaktan kucaga gezen bebekler de oyle alacaklarini akillarinda tutuyorlarda Turkler Tutmuyor zannedirseler çok yazik olmus bakalim yakinda herkezin saçlariri berberin yanina vardiginda onune dokulecektir 10 milyar alirlar 900milyarin ustunu oderler vee zaaten açliktan kiçlarinin ustune kalkamiyorlar. Bulgar devleti gibi birsey bitmis olur Trakyalisi Doburcalisi bir birini yerler iç savasin esiyine girmis olurlar bunu da bilmek lyazim arkadaslar devleti yoneten atlilar atli olamayinca eseklerin canlari çikar bu bir eski sozdur kulaginiza kupe olsun ha bakalim koz sizindir ama oyun kimin olur bilinmez.
şevked 2010-01-04 15:12:05
Söz konusu Ankara anlaşmasına göre sadece Trakyadan giden bulgarlar değil, bulgar ordusunun işgal ettiği ve daha sonra BG'de kalan topraklarda mallarını bırakıp tazminat alamayan türkler ve müslümanlarda hak talep etmeye sahip.
Bulgarlar nesilden nesile "türkler bize borçludur" masalını anlatıyorlar, ama bizim insanlar bir nesil geçmeden bile unutuyorlar.
Şimdi yapacak olan şu Türkiye makamlarıda acilen Balkan savaşında BG'de mal mülk bırakanların torunlarını bulup arşivleri tarayıp bulgarların karşısına çıkmaktır.
Bu işlerde hamasete yer yok - tapuyla belgeyle savaşacaksın.
ormanların delisi 2010-01-04 15:34:35
milletede ne çok borçalanmışız herkes bizden para toprak istiyo ya bunlar deli yada aşırı derecede akıllı.10 milyar dolar istiyolar o zaman bu iyi oldu bizde onlardan deliorman bölgesini ,güney bulgaristanın tamamını istiyoruz.kabul ederlerse ha tamam etmesselerde babayı alırlar.
Seyirci 2010-01-04 20:37:25
Hoppaaaaaaaaa. Bizim Özgür gelmiş. Birazdan Osman da gelir. Sıkı dur DPS. Bu arada DPS nin doğum günü kutlu olsun.
fes 2010-01-04 21:14:11
Bojidar Dimitrov'un hemeroitinin sorumlusu Ahmet Doğan'dır.

Adamın kıçında şakır şakır kanama var, Ahmet Doğan kına yaksın kına.
Mehmet Yörüker 2010-01-04 21:18:56
Sayın Özgür'e katılıyorum. DPS kuruluşundan bu yana, hatta uzun süre hükümette kalmasına rağmen çok büyük hatalar yaptı. Eğer DPS bugün Bulgaristanda bulunan ve ezilen, hakkı yenen tüm azınlıkların haklarını gerçekten savunabilseydi, her zaman hükümetin ve devletin anahtarı olurdu. Bugün çingenelerin ayrı partisi var, müslüman pomak kardeşlerimiz ayrı parti kurdular, İslami partiler kuruluyor. Oysa DPS bölücü demesinler diye partideki kilit noktalara bile bulgarları yerleştirdi, hiçbir politik çizgisi olmadığı için hükümettede ağırlığı olmadı. Soruyorum daha az milletvekili bulunan atakamı daha etkili DPS'mi.
berk 2010-01-04 22:03:00
Bulgaristan trakya bölgesinden göç eden binlerce Bulgar'ın kalan mal ve mülkleri için Türkiye'den 10 milyar dolarlık tazminat isteyecek! ''Ankara antlaşmasından önce ve sonra Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden Türkler ve o göçlerin nicelik sonuçları şöyle ki

1. 1828 yılında Rusların tuna'yı aşıp deliorman bölgesindeki Türklere saldırısı sonucu 30 000 Türk

2. 1878-79 savaşı sonucunda 600 000 Türk

3. 1923'e Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar 200 000 Türk

4. 1923-1933 yılları arasında 101 507 Türk

5. 1934-1960 yılları arasındaki 272 971 Türk

6. 1951-1952 yılları arasında Bulgarlar tarafından zorla Edirne'ye gönderilen 154 385 Türk

7. 1960-1970 yıllarıarasında göç eden 13 125 Türk

8. 1978 yılında göç eden 130 000 Türk

9. 1989 yılında yapılan zorunlu göçle 300 000 Türk'e''. Yani toplamda milyonları bulan Türklere ve onların şu anki torunlarına Bulgaristan'da kalan mal ve mülkleri içinde Türkiye'ye 10 milyon doların 7-8 katını bulması muhtemel ödeyeceği tazminatı da hesaba katarak mı?
fes 2010-01-04 22:16:04
Bulgaristan'da bulgarların sözü geçtiğinden ATAKA DPS'den daha etkilidir tabi. Bunu Bulgaristan'da yaşayan türkler gayet net bilir.

Türkiye'de ise tam tersi, türklerin sözü hiç geçmez. Kürt, gürcü, arnavut, dönme sebetaist, ermeniden dönme kürt alevisi ve bir de dinci ollursan, yolun açıktır; tak hanımının başına bir türban, 100000 dolarlık ciplerden hiç inme.

Zavallı türk halkının en büyük zaafı, dindar görünenlere inanmasıdır. Dindar görün, türkün evinin baş köşesine kurul.

Rusya'da, Almanya'da aynı şey düşünülebilir mi?

Hasılı Bulgaryada bulgarların sözü geçer arkadaş.
Mehmet Yörüker 2010-01-04 22:55:30
Artık Bulgaristan'da sadece bulgarların sözü geçmiyor. Neden Türkçe Program Referandumunu önce yapalım deyip sonra geri çektiler. DPS nasıl kuruldu ve hükümet ortağı oldu. Hangi bulgar DPS'in kuruluşunu ve bugünlere gelmesini istedi. Irkçı Faşist Jivkov yönetimi isimlerimizi almak istedide alabildimi. Hangi bulgar bulgaristanın Türkiyeden 10 leva alabileceğine inanıyor acaba. Bu böyle olmalıdır. Bulgaristanda sadece bulgarlar yaşamıyor. Demokrasi yerleştikçe herkes sesini kanun çerçevesinde yükseltip hakkını aradıkça sadece bulgar olduğu için haklı olma devri bitmiştir. Verdiğimiz şehitler, asla vermeyeceğimiz isimlerimizin kanıtıdır. Her hakkımızı alırız yeterki inanalım. Sonuç olarak Bulgaristandada bulgarın yada onun bunun değil haklının ve hakkın sözü geçecektir. Yeterki bedelini göze alalım.
Mehmet Yörüker 2010-01-04 23:13:05
Ben Türküm ama hiçbir sahtekar ve sahte müslüman yada Türkü sırf müslüman görünümlü yada baş örtülü deyipte, değil baş köşeme oturtmak, evime bile sokmadım. vede sokmam. Bu şekilde yapan varmı aramızda. Başkasının baş örtüsünü ne amaçla taktığı veya neden takmadığı onu ilgilendirir. Ben kendim neyi neden yapıyorum onunla ilgilenirim. Yanlış yapıyormuyum, yanlışlarımı nasıl düzeltirim, doğrusu nedir diye okur, araştırır, öğrenirim. Aklıma yatmayan doğruyuda iyice öğrenmeden kabul etmem. Yoksa herkesin yaptığı gibi o dinci, bu kinci, şu hindi deyip kendime bakmadan başkalarını yargılamam. Önemli olan ben neyim ben!
Halim ÇAVUŞOĞLU 2010-01-04 23:25:06
- Telaşa gerek yok ! Zira bu, Bulgaristan’ın, Türkiye ile arasında aynı tarihte (18 Ekim 1925) imzalanan, kısaca “PROTOKOL” ve “MUKAVELENAME” olarak bilinen 2 önemli belgenin yürürlükte olduğunu kabul ettiği anlamına gelmektedir. Ben, zaten öyleydi ama bunun “doğrudan ikrarı”nın oldukça sevindirici olduğuna dikkat çekiyor ve YAŞASIN ! diyorum.

Ek olarak gereği yapılmak üzere “Herkes işbaşına” çağrısında bulunuyor ve ısrarla vurguluyorum :

- Bulgaristan'da, kendilerine başkalarınca atfedilen ve/veya kendilerince itibar edilen
a) geleneksel yada çağdaş "isimler/sıfatlar yada üst isimler/sıfatlar",
b) "kimlikler yada üst kimlikler"
ne ve hangileri olursa-olsun TÜM MÜSLÜMAN UNSURLAR olarak, "eşit" statüde Türkiye'nin korumak-kollamak, gözetmek, gerekirse müdahale etmekle yetkili ve yükümlü olduğu, kendileri de sorunlarını Türkiye'ye aktarmanın yanısıra, bu yetkisinin ve yükümlülüğünün tarafınca savsaklanması yada ihmal edilmesi halinde bunu kendisine hatırlatma ve çağrıda bulunma hakkını taşıdıkları "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER (AZINLIKLAR)" statüsüne sahiptirler. Ve...

- Türkiye, Bulgaristan'da kendileri hakkında ileri sürülen "zorla müslümanlaştırıldılar" ve/veya "türkleştirildiler" yada "onlar bulgar müslümanları" gibi çoğu rencide edici ve haksız iddialar ne olursa-olsun ve yine kendilerine başkalarınca atfedilen yada bizzat kendilerince itibar edilen geleneksel adlar/sıfatlar hangileri olursa olsun.. TÜM MÜSLÜMAN UNSURLARA sahip çıkma, koruma, kollama ve kaderini sorgulama hakkına sahip tek devlettir. Ve Bulgaristan buna, engel koyamaz, itiraz edemez.

HAYDİ HAYIRLISI !!!

(Yazımın, güncel gelişmeleri dikkate alan tamamı burada. Buyurunuz :
http://kircaaliforum.eu/forum/index.php?topic=1485.msg27261#msg27261)
Mehmet Yörüker 2010-01-04 23:48:47
Zaten telaş ettiğimiz yok. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış. Bu gün geçtikçe açlığa doğru giden bulgaristanda şimdiki aptal idareciler tarafından halkın ağzına verilmek istenen boş bir emziktir. Yoksa aklı başında bir bulgar bu herzeyi yemeden önce nasıl çıkaracağını düşündükçe böyle bir şeyi aklına bile getirmez. Yakındır Bulgaristanda aynı yunanistan gibi iflasını isteyecektir. Avrupada patates tarlasında çalışmakla, parisde sokakta keman çalıp üç beş kuruş dilenmekle Bulgaristanı kimse doyuramaz. bu ay içinde borisov Türkiyeye gelecek ağzındaki baklalardan anlarsınız durumu.
fes 2010-01-05 00:39:12
Anlayış yorum faliyetleri üzerne kurulur, fakat bütün algılar kaçınılmaz olarak eksiktir. Bunu bir kere kabul edeceğiz.

Anlayışımızı iki yolla oluştururuz: 1)gözlemlerimize, okuduklarımıza, duyduklarımıza dayanarak tahmin yaparız;2)arzularımız doğrultusunda tahmin yaparız.

Bana göre siz arzularınıza dayanarak şu olmalı bu olmalı diye görüş oluşturuyorsunuz. Lakin bir de gerçek dünya var, dikkate aldığında adamı olmayacak duğaya amin demekten alıkoyar.
Şinasi - Ürpek 2010-01-05 09:46:43
Bir toplumu ulus yapan din değil, dildir.
şevked 2010-01-05 11:44:13
Bu mesele öyle hamaset nutuklarıya "efem sizlerde şu kadar türkü kestiniz, deliormanı istiyorumla" olmaz.Deliormanı,Rodopu isteyemezsin, çünkü imza atmışsın Bulgaristanı tanıyorum diye.Üstelik Batı Trakyada olduğu gibi BG'deki Türkler üzerine Türkiyenin müdahalesini kısmen meşrulaştıracak Lozan vari bir anlaşmada yok.

Gelelim Ankara Antlaşmasına.Bu antlaşmaya göre Balkan savaşlarında Türkiyenin ve Bulgaristanın yeni sınırları içinde kalan mal ve mülkten Trakyada mal bırakan bulgarlar ve Harmanli,Rodoplar,Burgazın güneyinde mal mülk bırakıp kaçan Türkler ve Müslümanlar tazminat karşılığı vazgeçmişlerdir.

Ama Bulgarlar bizim gibi yediği kazığı 20 sene içinde unutmuyorlar - 90 yıldan beri bu konuyu nesilden nesile aktarıyorlar.

Türkiyenin yapacağı şu.Balkan savaşlarında malını mülkünü bırakıp kaçan Türk ve Müslümanların torunlarını tespt edecek, arşivlerden tapu kayıtlarını veya lehine olacak belgeleri bulup bu insanları örgütleyip bulgarların karşısına çıkaracak.Ey BG devleti benimde şu kadar bin senden alacağı var insanlar var diyecek.

Yapılacak olan bu.
Sevkede. 2010-01-05 13:41:26
Sevket O lozan antlasmasini cebinden çikardin bir sey yok diyorsun. San Stefano baris antlasmasini da bir çikar Berlin antlasmasini da bir çekiversen cebinden ama onlari sen bulamazsin çunku varligindan haberin yok ,bilmiyorsun. Fakat ana vatan biliyoor bu mesele seninle benim çozeceyimiz isler deyildir bakariz ileride kafalar tiras edilecek aki-karasi beyana çikacaak. Atamizin ulkesinde o kadar hafife alinacak insanlar yoktur herhalde bunu zaman gosterir Bulgarlar Batak soy kirimi dedi Bati yok o mit dedi. Bulgar olasi bir referendumla BNT,deki turkçe haber programini kapatalim dedi. Bati olamaz azinliklarin haklarini çogunluk çozemez burada insan haklari vardir her ulke bunun için imzaalamistir dedi. simdi bu mesele için de Bulgarlara siz isinize bakmayin halkin olan gelen parasini çalin Ve sonrasi 90-!00 yillik bir meseleyle halka kandirmalar yapin Sonuçta Turkiyeye sizin bize 100 yil onceden 10 milyar dolar borcunuz var verirseniz verirsiniz vermezseniz sizi AB ye kabul ettirmeyiz deyip te Turkiyeye yediremezsiniz onlarda ekmek yerler saman yemezler derler.Komsu komsusuna Yardimda bulunur fakat iftirayla alninin teriyle kazandigi parasini vermeez Bu Bay Ganio-Hitre Petrenin masalina benzemez.arkadaslar
şevked 2010-01-05 15:06:04
Kardeş SAN STEFANO anlaşmasının hükümleri Berlin Kongresinde kaldırılmıştır.Berlin Anlaşmasıda malesef 1908 senesinde Bulgar Knezliğinin bağımsızlığını ilan etmesiyle ve bu durum Osmanlı Tarafından tanındığında hükmünü yitirmiştir.
Ha ben şahsen, senin dediğin gibi Türkiyenin kuvvetli ve dahada kuvvetlenen ülke olduğunu ve bu meselelerin karşısında yakışır şekilde duracağına inanıyorum.
Halim ÇAVUŞOĞLU 2010-01-05 18:22:09
Kaldığımız yerden devam ediyorum.

"Konu" hakkında, tanışıklığımız, ek iş olarak diğerleriyle birlikte Türkiye gazetesine de haber yazdığım fi tarihine değin uzanan gazeteci Arslan Bulut, "Bu duruma göre, eski bir Türk kavmi olan Bulgarlar, bütün topraklarını Türkiye’ye bıraksa, Türkiye’ye göç eden Türklerin haklarını ödeyemez. En iyisi Türk dizileri seyretmeye devam etsinler" demiş.

Haklı elbet, ancak belli ki, konunun önemini o da kavrayamamış. Kırcaalihaber'de anahatlarıyla belirterek okumaları, dolayısıyla da bilgi edinmeleri için linkini verdiğim halde, yazdıklarımı okumamış oldukları kanaatine vardığım (şu an itibarıyla) 19 Bulgaristanlı soydaşımız da öyle.

Eee naaparsınız, bu işler böyledir. Taşı çatlatacak sabır, deveye hendek atlatacak ısrar gerektirir. Bir an gelip "Satmışım haklarını da-hukuklarını da!" deyip vazgeçmezseniz eğer. Öyle ! Önce okuyarak öğrenmelerini, sonra da kabul etmelerini sağlamak zorundasınız. Azınlığımızda birçoğu gibi "vahim vehmetme" göstergesi olarak "lider" (?!) havasıyla, (oooh ne ala, ne güzel, ne rahat, ne kebap, meaaşallah !) o ahbabın, bu dostun, şu kahvehanesinde, bu işyerinde, öteki bürosunda, sabahtaaan-akşama (artık kovana dek) çay, kahve, bilumum meşrubat eşliğinde fosuuur-fosur sigara tüttürerek çene çalmaya, tabir-i caizse lak-lak etmeye hiiiç benzemez. Neyse...ben "konu"ya devam edeyim. Zira bugün (05.01.2010) itibarıyla yeni bir gelişme var. Aşağıda. Ardından da benim yeni değerlendirmem. Buyurunuz :

"TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU’NDAN BULGARİSTAN’IN TAZMİNAT TALEBİNE CEVAP

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türk-Bulgar dostluğunun devam etmesinin her iki ülkenin de yararına olduğunu belirterek, tazminat konusunda, "Bize oluşan resmi bir başvuru yok" dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Bulgaristan'ın Türkiye'den göç eden Bulgarların Türkiye'de kalan taşınmazları için tazminat talebinde bulunacağı yönünde basında çıkan haberler üzerine, tarihte yaşanan olayların tek taraflı göç şeklinde cereyan etmediğini söyledi.

Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim ile yaptıkları görüşme ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Davutoğlu, Bulgaristan ve Türk basınına yansıyan tazminat talebine ilişkin soruları cevapladı.

Davutoğlu, Türkiye'nin bütün komşu ülkelerle çok yakın işbirliği içinde olmak istediğini belirterek, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin Soğuk Savaş sonrasında bölgeye örnek teşkil edecek kadar iyi geliştiğini söyledi. İşbirliğinin, iki ülkenin çıkarlarına uygun seyrettiğini anlatan Davutoğlu, ilişkilerin komşu Bulgaristan ile birçok krizin olduğu dönemde dahi bir istikrar içinde olduğunu kaydetti.

Türkiye ile Bulgaristan arasında en üst düzeyde temasların devam ettiğini belirten Davutoğlu, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov'ın da yakında Türkiye'yi ziyaret etmesinin beklendiğini duyurdu. Bulgaristan'ın Türkiye'den tazminat istemesi konusunda değerlendirmelerine devam eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Tarihte yaşanan olaylar tek taraflı göç şeklinde cereyan etmemiştir. Bulgaristan'dan Türkiye'ye o dönemde göç etmek zorunda kalan 2 milyona yakın Türk olmuştur. Dolayısıyla bu tarihi konuların tartışmaya açılması, tabii bütün kapsamıyla tartışmaya açılmasını gerektirir, daha önce bu konular iki ülke arasında görüşüldü. Ancak bu çerçevede değil, karşılıklı vakıflar, karşılıklı göç dolayısıyla ortaya çıkan durumlar, Türkiye bu konuda her zaman bir işbirliği anlayışı içinde olmuştur. Ancak Türk-Bulgar dostluğunun devam etmesi, her iki ülkenin de yararınadır. Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır. İki ülke arasında işbirliğini geliştirecek her türlü çalışmayı yapmaya devam edeceğiz."

TÜRKİYE'YE ULAŞAN RESMİ GİRİŞİM YOK

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ısrarlı sorular üzerine iki ülke ilişkilerinin basın önünde daha fazla konuşulmasını doğru bulmadığını ifade ederek, "Bize şu ana kadar ulaşmış herhangi bir resmi girişim yoktur." açıklamasında bulundu."

Eveet...
Sayın Bakan, eğer Bulgar Devlet Bakanı Bojidar Dimitrov'un açıklamalarına atfen söylemişse, "Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır" cümlesi yersizdir. Bunun dışında, uslubunda, söyleminde ve sözlerinde yansıyan tutum, "diplomatik" olana uygun ve yerindedir. İlgili cümlesi yersizdir, zira Dimitrov'un açıklamaları (niyeti öyle olmakla ve genelde öyle algılanmakla birlikte) temelde "Dostluğu zedeleyecek açıklamalar" değildir.

Dimitrov'un, kaale dahi alınmaması gereken "Bu sorunun çözümü Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için vazgeçilemeyecek bir önkoşuldur" cümlesindeki "ÖNKOŞULDUR" (?!) tehdidi bir yana, elbette ki "Ya tutarsa !" düşücesiyle Bulgar Hükümeti adına savurduğu, Türkiye'den Bulgaristan'a göç etmiş olan Bulgarlar adına "10 milyar dolar tazminat iddiası" ciddiyetle incelenebilir ve hatta icelemelidir de. Ancak, "konu"nun önemi burada değildir. Nerededir ? Şuradadır :

Bulgar Hükümeti, Dimitrov aracılığıyla, ülkesinde bir "insanlık suçu" olarak, Türkçe kouşulmasının yasaklanmasına, mezar taşlarındaki Türkçe isim-soyisimler ile hilal ve ay-yıldızların kaldırılmasına değin cüret edilen "zorla kitlesel asimilasyon" uygulamalarına başvurulan "totaliter" rejim döneminden itibaren, ilk defa olarak alenen ve resmen "tutum" değiştirmiş ve "hukuk"un varlığını "ifade ve itiraf" etmiştir. "Konu"un önemi buradadır, budur.

Türkiye'nin, elbette ki başından itibaren YÜRÜRLÜKTE olduklarını belirttiği halde, her ikisi de aynı tarihte (18 Ekim 1925) ve aynı başkentte (Ankara) imzalanan, kısaca göçe ilişkin "MUKAVELENAME" ile "PROTOKOL"ün YÜRÜRLÜKTE olduklarını açıkça ilan etmiş olmasıdır.

Dolayısıyla, Bulgar Hükümeti'nin, Dimitrov aracılığıyla, bunlardan "MUKAVELENAME"ye atfen ileri sürdüğü ve elbette ki dayanaktan yoksun mudur-değil midir diye "ciddiyetle" incelenmesi gereken, Türkiye'nin "10 milyar dolar tazminat" ödemesi gerektiğine ilişkin iddiası, neden "Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır" şeklinde sözler sarfedilmesini gerektirsin ki ?!

Bakınız ve gözardı etmeyiniz ! Özellikle "totaliter" rejim döneminde, Türkiye'nin ısrarla YÜRÜRLÜKTEDİRLER diyerek (ki öyledir) "MUKAVELENAME" ve "PROTOKOL" hükümlerince Bulgaristan'da (geleneksel yada çağdaş ismi/sıfatı, kimliği/üst kimliği ne ve hangisi olursa-olsun) "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"e ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep ederken, Bulgaristan buna yanaşmamaktaydı.

Ve (kısmen, bir süredir bizim ülkemiz Yunanistan'ın yan çizip yanaşmaya çalıştığı gibi) "biz onları Bulgar vatandaşı sayıyoruz ve kendilerine vatandaş muamelesi ediyoruz, artık müdahaleye ne luzum var derken, diğer taraftan PROTOKOL ve İKAMET ANTLAŞMASININ mevcudiyeti karşısında, hükümlerinin eskidiğini ileri sürmek suretiyle sanki kendiliğinden ortadan kalktığını" belirtmeye çalışıyor, "fesih hakları bulunduğunu söyleyerek, ısrar ederseniz bu hakkı kullanır, feshederiz demek suretiyle" Türkiye'yi "bir tehdit karşısında bırakıyor", bunların "akdini icabeden şartların eskidiğini ileri sürerek bu metinlerde...derpiş olunan hükümlerin tatbikine mahal olmadığını...ısrar olunduğu takdirde anılan ahidnameleri feshetme cihetine gidecekleri"ni vurguluyordu.

Şimdi ?
Türkiye'nin savunageldiği gibi, elbette ki "hukuk" olan ve "ulusal (iç) hukuk" oluşturan "doğru tutum"a gelmiş bulunmakta.

Demek ki artık Türkiye, "hukuk"a uygun olarak susmadan, tırsmadan ve pursmadan, (geleneksel yada çağdaş isimleri/sıfatları, kimlikleri/üst kimlikleri ne ve hangileri olursa-olsun) Bulgaristan'a, "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"e ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesini alenen ve resmen talep edebilecek ve elbette ki Bulgar yetkililerin yanısıra, sözkonusu "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"in temsilcileriyle hal ve ahvallerini görüşmek, konuşmak ve sorgulamak üzere biraraya gelebilecek, resmi ve diplomatik temsilcileri aracılığıyla da bizzat yerinde gözlem ve incelemelerde bulunabilecektir. Sosyal ve kültürel etkinliklerine hay-hay katılabilecektir. Öyle mi ? Öyle ! Mevcut "hukuk" bu ve bunu gerektirmekte !

Diğerlerine ek olarak, "PROTOKOL"ün (A) fıkrasında ne diyorsa o ve onlar :

"Ekalliyetlerin himayesine dair Neully (Nögi) Muahedenamesinde (1919) münderiç bulunan ahkamın kaffesinden Bulgaristan'da mütemekkin MÜSLÜMAN EKALLİYETLERİNİ ve Lozan Muahedenamesinde (1923) münderiç bulunan ahkamın kaffesinden de Türkiye'de mütemekkin BULGAR EKALLİYETLERİNİ istifade ettirmeyi iki Hükümet, birbirine karşı TAAHHÜT EDER."

Tamam ? Kuşku var mı ? Yok ! Zira olamaz ve oluşamaz ! O zaman, gereği ısrarla yapıla ve geri adım atılmaya !

Ek bir bilgi olarak "MUKAVELENAME"nin 2. madde hükmünü de aktarmak isterim, ki, bu ve diğer hükümlere göre, Bulgar Hükümeti'nin, kedince "tehdit" de iliştirmek suretiyle "Ya tutarsa !" düşüncesiyle ileri sürdüğü iddia ele alınıp pekala da incelenebilir ve hatta yukarıda da belirttiğim gibi incelenmelidir. Buyurunuz :

"Tarafeyni akideyn Bulgaristan Türklerinin ve Türkiye Bulgarlarının hicretlerine bir güna mania ika edilmemesini kabul eylerler.
Muhacirler, beraberlerinde emvali menkullerini ve hayvanlarını götürmek ve emvali gayrımenkullerini serbestçe tasfiye eylemek hakkını haiz olacaklardır. Emvali gayrımekullerini kati azimetlerinden evvel tasfiye etmek istememiş olanlar, tarihi hicretlerinden itibaren iki sene mühlet zarfında bu tasfiyeyi yapmaya mecburdurlar.
Emvalin tasfiyesinden mütehassıl mebaliği alakadarların tarzı ihracı hakkında iki hükümet beyninde bir itilaf akdolunacaktır."

Sanırım, Bulgar Hükümeti'nin tazminat iddiası, sadece yukarıdaki hükme göre bile, dayanaktan yoksundur. Tabi bu, asıl ve ayrıntılı inceleme sonucunda ortaya çıkacak teknik ve hukuksal bir "uzmanlık" konusudur.

Şimdilik NOKTA.

(Bulgaristan'da 2 milyonu aşan "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"in hakkını-hukukunu ısrarla takip edeceğim. Her tarafça iyice biline ve güzelce de kavrana !!!)
CCC 2010-01-05 19:42:21
TÜRKİYENİN TAZMİNAT ÖDEMESİNE HİÇ GEREK KALMAYACAK NASI OLSA ONLAR 1O KATINI ÖDEMEK ZORUNDA KALACAKLARI İÇİN ONLARIN BİZE 9O MİLYARDOLAR ÖDEMESİ GEREKİR VAR.
enes 2010-01-05 21:35:53
belge,belge ve yine belge.orda şu kadar malım var belgesi.yoksa hiç konuşmayın.bal-göçun bi durum tespiti yapma girişimi vardı.neler elde edildi bilmiyorum.bi çıkıp açıklama yapabilirler.

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS