Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7473 Lv.
GBP GBP 2.1232 Lv.
TRL TRL 0.3187 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
15 Ekim 2019
HABERLER » Kırcaali
TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU’NDAN BULGARİSTAN’IN TAZMİNAT TALEBİNE CEVAP

TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU’NDAN BULGARİSTAN’IN TAZMİNAT TALEBİNE CEVAP

05 Ocak 2010

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türk-Bulgar dostluğunun devam etmesinin her iki ülkenin de yararına olduğunu belirterek, tazminat konusunda, "Bize oluşan resmi bir başvuru yok." dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Bulgaristan'ın Türkiye'den göç eden Bulgarların Türkiye'de kalan taşınmazları için tazminat talebinde bulunacağı yönünde basında çıkan haberler üzerine, tarihte yaşanan olayların tek taraflı göç şeklinde cereyan etmediğini söyledi.

Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim ile yaptıkları görüşme ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Davutoğlu, Bulgaristan ve Türk basınına yansıyan tazminat talebine ilişkin soruları cevapladı.

Davutoğlu, Türkiye'nin bütün komşu ülkelerle çok yakın işbirliği içinde olmak istediğini belirterek, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin Soğuk Savaş sonrasında bölgeye örnek teşkil edecek kadar iyi geliştiğini söyledi. İşbirliğinin, iki ülkenin çıkarlarına uygun seyrettiğini anlatan Davutoğlu, ilişkilerin komşu Bulgaristan ile birçok krizin olduğu dönemde dahi bir istikrar içinde olduğunu kaydetti.

Türkiye ile Bulgaristan arasında en üst düzeyde temasların devam ettiğini belirten Davutoğlu, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov'ın da yakında Türkiye'yi ziyaret etmesinin beklendiğini duyurdu. Bulgaristan'ın Türkiye'den tazminat istemesi konusunda değerlendirmelerine devam eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Tarihte yaşanan olaylar tek taraflı göç şeklinde cereyan etmemiştir. Bulgaristan'dan Türkiye'ye o dönemde göç etmek zorunda kalan 2 milyona yakın Türk olmuştur. Dolayısıyla bu tarihi konuların tartışmaya açılması, tabii bütün kapsamıyla tartışmaya açılmasını gerektirir, daha önce bu konular iki ülke arasında görüşüldü. Ancak bu çerçevede değil, karşılıklı vakıflar, karşılıklı göç dolayısıyla ortaya çıkan durumlar, Türkiye bu konuda her zaman bir işbirliği anlayışı içinde olmuştur. Ancak Türk-Bulgar dostluğunun devam etmesi, her iki ülkenin de yararınadır. Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır. İki ülke arasında işbirliğini geliştirecek her türlü çalışmayı yapmaya devam edeceğiz."

TÜRKİYE'YE ULAŞAN RESMİ GİRİŞİM YOK

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ısrarlı sorular üzerine iki ülke ilişkilerinin basın önünde daha fazla konuşulmasını doğru bulmadığını ifade ederek, "Bize şu ana kadar ulaşmış herhangi bir resmi girişim yoktur." açıklamasında bulundu.

Kaynak: (CİHAN)

Ziyaretci sayısı: 2787


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


berk 2010-01-05 15:17:53
Dışişleri Bakanı en basit anlatımıyla ee vereceğimiz varsa karşılığında kat kat alacağımızda olabilir demek istemiştir, karşı tarafta umarız anlama zorluğu çekmez!
Halim ÇAVUŞOĞLU 2010-01-05 18:26:50
(Diğer tarafa yazdım, buraya da aktarıyorum. Herkes konunun önemini anlayıp kavrayana dek de böyle yapacağım.)

Kaldığımız yerden devam ediyorum.

"Konu" hakkında, tanışıklığımız, ek iş olarak diğerleriyle birlikte Türkiye gazetesine de haber yazdığım fi tarihine değin uzanan gazeteci Arslan Bulut, "Bu duruma göre, eski bir Türk kavmi olan Bulgarlar, bütün topraklarını Türkiye’ye bıraksa, Türkiye’ye göç eden Türklerin haklarını ödeyemez. En iyisi Türk dizileri seyretmeye devam etsinler" demiş.

Haklı elbet, ancak belli ki, konunun önemini o da kavrayamamış. Kırcaalihaber'de anahatlarıyla belirterek okumaları, dolayısıyla da bilgi edinmeleri için linkini verdiğim halde, yazdıklarımı okumamış oldukları kanaatine vardığım (şu an itibarıyla) 19 Bulgaristanlı soydaşımız da öyle.

Eee naaparsınız, bu işler böyledir. Taşı çatlatacak sabır, deveye hendek atlatacak ısrar gerektirir. Bir an gelip "Satmışım haklarını da-hukuklarını da!" deyip vazgeçmezseniz eğer. Öyle ! Önce okuyarak öğrenmelerini, sonra da kabul etmelerini sağlamak zorundasınız. Azınlığımızda birçoğu gibi "vahim vehmetme" göstergesi olarak "lider" (?!) havasıyla, (oooh ne ala, ne güzel, ne rahat, ne kebap, meaaşallah !) o ahbabın, bu dostun, şu kahvehanesinde, bu işyerinde, öteki bürosunda, sabahtaaan-akşama (artık kovana dek) çay, kahve, bilumum meşrubat eşliğinde fosuuur-fosur sigara tüttürerek çene çalmaya, tabir-i caizse lak-lak etmeye hiiiç benzemez. Neyse...ben "konu"ya devam edeyim. Zira bugün (05.01.2010) itibarıyla yeni bir gelişme var. Aşağıda. Ardından da benim yeni değerlendirmem. Buyurunuz :

(Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun açıklaması.)

Sayın Bakan, eğer Bulgar Devlet Bakanı Bojidar Dimitrov'un açıklamalarına atfen söylemişse, "Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır" cümlesi yersizdir. Bunun dışında, uslubunda, söyleminde ve sözlerinde yansıyan tutum, "diplomatik" olana uygun ve yerindedir. İlgili cümlesi yersizdir, zira Dimitrov'un açıklamaları (niyeti öyle olmakla ve genelde öyle algılanmakla birlikte) temelde "Dostluğu zedeleyecek açıklamalar" değildir.

Dimitrov'un, kaale dahi alınmaması gereken "Bu sorunun çözümü Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için vazgeçilemeyecek bir önkoşuldur" cümlesindeki "ÖNKOŞULDUR" (?!) tehdidi bir yana, elbette ki "Ya tutarsa !" düşücesiyle Bulgar Hükümeti adına savurduğu, Türkiye'den Bulgaristan'a göç etmiş olan Bulgarlar adına "10 milyar dolar tazminat iddiası" ciddiyetle incelenebilir ve hatta icelemelidir de. Ancak, "konu"nun önemi burada değildir. Nerededir ? Şuradadır :

Bulgar Hükümeti, Dimitrov aracılığıyla, ülkesinde bir "insanlık suçu" olarak, Türkçe kouşulmasının yasaklanmasına, mezar taşlarındaki Türkçe isim-soyisimler ile hilal ve ay-yıldızların kaldırılmasına değin cüret edilen "zorla kitlesel asimilasyon" uygulamalarına başvurulan "totaliter" rejim döneminden itibaren, ilk defa olarak alenen ve resmen "tutum" değiştirmiş ve "hukuk"un varlığını "ifade ve itiraf" etmiştir. "Konu"un önemi buradadır, budur.

Türkiye'nin, elbette ki başından itibaren YÜRÜRLÜKTE olduklarını belirttiği halde, her ikisi de aynı tarihte (18 Ekim 1925) ve aynı başkentte (Ankara) imzalanan, kısaca göçe ilişkin "MUKAVELENAME" ile "PROTOKOL"ün YÜRÜRLÜKTE olduklarını açıkça ilan etmiş olmasıdır.

Dolayısıyla, Bulgar Hükümeti'nin, Dimitrov aracılığıyla, bunlardan "MUKAVELENAME"ye atfen ileri sürdüğü ve elbette ki dayanaktan yoksun mudur-değil midir diye "ciddiyetle" incelenmesi gereken, Türkiye'nin "10 milyar dolar tazminat" ödemesi gerektiğine ilişkin iddiası, neden "Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır" şeklinde sözler sarfedilmesini gerektirsin ki ?!

Bakınız ve gözardı etmeyiniz ! Özellikle "totaliter" rejim döneminde, Türkiye'nin ısrarla YÜRÜRLÜKTEDİRLER diyerek (ki öyledir) "MUKAVELENAME" ve "PROTOKOL" hükümlerince Bulgaristan'da (geleneksel yada çağdaş ismi/sıfatı, kimliği/üst kimliği ne ve hangisi olursa-olsun) "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"e ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep ederken, Bulgaristan buna yanaşmamaktaydı.

Ve (kısmen, bir süredir bizim ülkemiz Yunanistan'ın yan çizip yanaşmaya çalıştığı gibi) "biz onları Bulgar vatandaşı sayıyoruz ve kendilerine vatandaş muamelesi ediyoruz, artık müdahaleye ne luzum var derken, diğer taraftan PROTOKOL ve İKAMET ANTLAŞMASININ mevcudiyeti karşısında, hükümlerinin eskidiğini ileri sürmek suretiyle sanki kendiliğinden ortadan kalktığını" belirtmeye çalışıyor, "fesih hakları bulunduğunu söyleyerek, ısrar ederseniz bu hakkı kullanır, feshederiz demek suretiyle" Türkiye'yi "bir tehdit karşısında bırakıyor", bunların "akdini icabeden şartların eskidiğini ileri sürerek bu metinlerde...derpiş olunan hükümlerin tatbikine mahal olmadığını...ısrar olunduğu takdirde anılan ahidnameleri feshetme cihetine gidecekleri"ni vurguluyordu.

Şimdi ?
Türkiye'nin savunageldiği gibi, elbette ki "hukuk" olan ve "ulusal (iç) hukuk" oluşturan "doğru tutum"a gelmiş bulunmakta.

Demek ki artık Türkiye, "hukuk"a uygun olarak susmadan, tırsmadan ve pursmadan, (geleneksel yada çağdaş isimleri/sıfatları, kimlikleri/üst kimlikleri ne ve hangileri olursa-olsun) Bulgaristan'a, "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"e ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesini alenen ve resmen talep edebilecek ve elbette ki Bulgar yetkililerin yanısıra, sözkonusu "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"in temsilcileriyle hal ve ahvallerini görüşmek, konuşmak ve sorgulamak üzere biraraya gelebilecek, resmi ve diplomatik temsilcileri aracılığıyla da bizzat yerinde gözlem ve incelemelerde bulunabilecektir. Sosyal ve kültürel etkinliklerine hay-hay katılabilecektir. Öyle mi ? Öyle ! Mevcut "hukuk" bu ve bunu gerektirmekte !

Diğerlerine ek olarak, "PROTOKOL"ün (A) fıkrasında ne diyorsa o ve onlar :

"Ekalliyetlerin himayesine dair Neully (Nögi) Muahedenamesinde (1919) münderiç bulunan ahkamın kaffesinden Bulgaristan'da mütemekkin MÜSLÜMAN EKALLİYETLERİNİ ve Lozan Muahedenamesinde (1923) münderiç bulunan ahkamın kaffesinden de Türkiye'de mütemekkin BULGAR EKALLİYETLERİNİ istifade ettirmeyi iki Hükümet, birbirine karşı TAAHHÜT EDER."

Tamam ? Kuşku var mı ? Yok ! Zira olamaz ve oluşamaz ! O zaman, gereği ısrarla yapıla ve geri adım atılmaya !

Ek bir bilgi olarak "MUKAVELENAME"nin 2. madde hükmünü de aktarmak isterim, ki, bu ve diğer hükümlere göre, Bulgar Hükümeti'nin, kedince "tehdit" de iliştirmek suretiyle "Ya tutarsa !" düşüncesiyle ileri sürdüğü iddia ele alınıp pekala da incelenebilir ve hatta yukarıda da belirttiğim gibi incelenmelidir. Buyurunuz :

"Tarafeyni akideyn Bulgaristan Türklerinin ve Türkiye Bulgarlarının hicretlerine bir güna mania ika edilmemesini kabul eylerler.
Muhacirler, beraberlerinde emvali menkullerini ve hayvanlarını götürmek ve emvali gayrımenkullerini serbestçe tasfiye eylemek hakkını haiz olacaklardır. Emvali gayrımekullerini kati azimetlerinden evvel tasfiye etmek istememiş olanlar, tarihi hicretlerinden itibaren iki sene mühlet zarfında bu tasfiyeyi yapmaya mecburdurlar.
Emvalin tasfiyesinden mütehassıl mebaliği alakadarların tarzı ihracı hakkında iki hükümet beyninde bir itilaf akdolunacaktır."

Sanırım, Bulgar Hükümeti'nin tazminat iddiası, sadece yukarıdaki hükme göre bile, dayanaktan yoksundur. Tabi bu, asıl ve ayrıntılı inceleme sonucunda ortaya çıkacak teknik ve hukuksal bir "uzmanlık" konusudur.

Şimdilik NOKTA.

(Bulgaristan'da 2 milyonu aşan "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"in hakkını-hukukunu ısrarla takip edeceğim. Her tarafça iyice biline ve güzelce de kavrana !!!)
kavacik52 2010-01-05 20:06:26
Sayın Dışişleri Bakanımız Davutoğlu’nun Bulgar Devlet Bakanı Bojidar Dimitrov’un açıklamasına verdiği cevap çok yerinde bir cevaptır, çünkü Bulgar Devlet Bakanı 1925 Ankara anlaşmasının dışına çıkıp Türkiyeye şantaj yapmaktadır. Yani, istediğimiz 10 milliar euro’luk tazminatı vermezseniz Avrupa topluluğuna üyelinizi engelleriz demesi bir defa Ankara Dostluk Anaşmasının ruhuna uygun deyildir.
aynalı baba 2010-01-05 22:28:24
1989da herkes Türkiyeye giderken tersine gidenler gerçeği nekadar blebilir ki?
Rumeli 2010-01-05 22:35:38
Bozhidar hayvanin teki, herif gerizekiali. 1878 500 000 Türk zorla göc edilmis, 300 000 katledilmis. 1989 kadar 2,5 Türk Bulgaristan'dan göce etims. AIHM gidelim bakalim kimin kime ne vereceyi varmis. Davutoglu hakli, bizim alacagimiz 10 milyar degil, bizim alacagimz 100 milyar olabilir. Sapik su Bulgar hükümeti, devlet batiyor batmis zaaten, onlar tutmus Türklerie göz dikimisler...arkadas Türkiye sirada bir ülke degil, isterse amina koyar.
fes 2010-01-06 08:12:40
Her konuda zırt pırt tavır koyarsan, hem kendini hem de DPS'yi bitiriverirsin işte. Türkiye'nin partisi değil, bulgaristan anayasasına göre parti olmuşsun çünkü. İleri geri konuşanların bunlardan haberi var mı acaba?

Bulgaristan'ın çıkışına cevap verecek koskoca Türkiye cumhuriyeti var, Ahmet Doğan'ın tavrına hiç gerek yok; sussun, yeter de artar bile.
ersin 2010-01-06 14:49:29
Ahmet Davutoğlu hocamız bilir işini
fes 2010-01-06 19:22:56
Marin Raykov U dönüşü yaptı ve öyle bir isteklerinin olmadığını söyledi.

Trakya göçmenlerinin tazminat konusunun çözümünü Türkiye’nin AB üyeliği için bir ön şart olarak görmezlermiş.

Babalanman için en azından biraz olsun gücün olması şarttır.
Perperek Papazı Der ki... 2010-01-10 17:49:57
Kanunen Bulgaristan'ın hiç bir hak iddia edemez ama özel ikili anlaşma olursa al gülüm ver gülüm bir anlaşma olur ve Türkiye'nin belirlediği bir kaç kuruş alabilirler ama bu kesinlike Bulgaristan'daki Türk azınlığın haklarını tanımak ve Türklerin bırakmış olduğu malların tanzimi karşılığında olacaktır.

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS