Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7473 Lv.
GBP GBP 2.1232 Lv.
TRL TRL 0.3187 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
20 Ekim 2019
HABERLER » Kırcaali
BULGARİSTAN'IN TAZMİNAT İSTEMİNE BALKAN GÖÇMENLERİNDEN TEPKİ

BULGARİSTAN'IN TAZMİNAT İSTEMİNE BALKAN GÖÇMENLERİNDEN TEPKİ

06 Ocak 2010

Bulgaristan'ın, 1913 yılından sonra Türkiye'den göç eden Bulgarların bırakmak zorunda kaldığı mal ve mülkleri için 10 milyar dolarlık tazminat talep etmeye hazırlanmasına Balkan göçmenleri tepki gösterdi.
Yazılı bir açıklama yapan Balkan Rumeli Göçmenleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turhan Gençoğlu, basında yer alan haberleri hayretle okuduklarını belirtti. Gençoğlu, "Kusurlu ve suçlu bir yönetim, daha 20 yıl önce yüz binlerce insanı yurtlarından yollara düşüren, evsiz barksız bırakan, hapishanelerde zulmedip öldüren bir zihniyet, kendilerini suçlu olmaktan kurtarmak için sözde suçlu aramaktadır. Bu talep, sosyal güvenlik anlaşmasıyla yerine getirme yükümlülüğünü unutup yüz binlerin Bulgaristan'da çalıştığı döneme ait haklarını vermekten kaçınmak için çeşitli bahaneler ileri sürüp masalarında imza için bekleyen dosyaları görmezden gelerek ortalığı bulandırmaktan başka bir şey değildir. Yurdumuza mecburi göçle gönderilen ve uyduruk bahanelerle bekletilen yüz binlerce vatandaşımızın hakları verilmezken, komşu devlet yönetiminin bütün bunlar yokmuş gibi tavır takınması, üstelik devletimizden bazı taleplerde bulunması iyi niyetli bir tutum ve davranış içinde olmadıklarının göstergesidir. Gönül arzu ederdi ki, AB üyesi olan Bulgaristan hükümeti bir an önce gerçekleri görüp tutarsız iddiaları ve geçersiz girişimleri bıraksın. Sosyal güvenlik anlaşmasını hatırlayıp ele alsın ve haklarını bekleyenlere versin. Dünya kamuoyunu yanıltma çabalarından vazgeçmeleri en büyük temennimizdir" dedi.

Kaynak:


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


Halim ÇAVUŞOĞLU 2010-01-05 22:17:27
Bulgar Hükümeti'nin, Bakan Dimitrov aracılığıyla dile getirdiği Türkiye'den "10 milyar dolar tazminat" iddiasına takılıp kalarak "konu"nun sevindirici önemini kavrayamayanlar kervanına, ne yazık ki (söylediklerinde yerden-göğe haklı olmakla birlikte) "BTMDF" Genel Başkanı Turhan Gençoğlu da katılmıştır.

Tam bilgilendirmek üzere, ilgili web linkini veriyor ve son yazımı buraya da alıntılıyorum.
(http://kircaaliforum.eu/forum/index.php?topic=1485.msg27265#new)

Son yazım :

Kaldığımız yerden devam ediyorum.

"Konu" hakkında, tanışıklığımız, ek iş olarak diğerleriyle birlikte Türkiye gazetesine de haber yazdığım fi tarihine değin uzanan gazeteci Arslan Bulut, "Bu duruma göre, eski bir Türk kavmi olan Bulgarlar, bütün topraklarını Türkiye’ye bıraksa, Türkiye’ye göç eden Türklerin haklarını ödeyemez. En iyisi Türk dizileri seyretmeye devam etsinler" demiş.

Haklı elbet, ancak belli ki, konunun önemini o da kavrayamamış. Kırcaalihaber'de anahatlarıyla belirterek okumaları, dolayısıyla da bilgi edinmeleri için linkini verdiğim halde, yazdıklarımı okumamış oldukları kanaatine vardığım (şu an itibarıyla) 19 Bulgaristanlı soydaşımız da öyle.

Eee naaparsınız, bu işler böyledir. Taşı çatlatacak sabır, deveye hendek atlatacak ısrar gerektirir. Bir an gelip "Satmışım haklarını da-hukuklarını da!" deyip vazgeçmezseniz eğer. Öyle ! Önce okuyarak öğrenmelerini, sonra da kabul etmelerini sağlamak zorundasınız. Azınlığımızda (Batı Trakya'yı kastediyorum) birçoğu gibi "vahim vehmetme" göstergesi olarak "lider" (?!) havasıyla, (oooh ne ala, ne güzel, ne rahat, ne kebap, meaaşallah !) o ahbabın, bu dostun, şu kahvehanesinde, bu işyerinde, öteki bürosunda, sabahtaaan-akşama (artık kovana dek) çay, kahve, bilumum meşrubat eşliğinde fosuuur-fosur sigara tüttürerek çene çalmaya, tabir-i caizse lak-lak etmeye hiiiç benzemez. Neyse...ben "konu"ya devam edeyim. Zira bugün (05.01.2010) itibarıyla yeni bir gelişme var. Aşağıda. Ardından da benim yeni değerlendirmem. Buyurunuz :

"TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU’NDAN BULGARİSTAN’IN TAZMİNAT TALEBİNE CEVAP

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türk-Bulgar dostluğunun devam etmesinin her iki ülkenin de yararına olduğunu belirterek, tazminat konusunda, "Bize oluşan resmi bir başvuru yok" dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Bulgaristan'ın Türkiye'den göç eden Bulgarların Türkiye'de kalan taşınmazları için tazminat talebinde bulunacağı yönünde basında çıkan haberler üzerine, tarihte yaşanan olayların tek taraflı göç şeklinde cereyan etmediğini söyledi.

Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim ile yaptıkları görüşme ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Davutoğlu, Bulgaristan ve Türk basınına yansıyan tazminat talebine ilişkin soruları cevapladı.

Davutoğlu, Türkiye'nin bütün komşu ülkelerle çok yakın işbirliği içinde olmak istediğini belirterek, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin Soğuk Savaş sonrasında bölgeye örnek teşkil edecek kadar iyi geliştiğini söyledi. İşbirliğinin, iki ülkenin çıkarlarına uygun seyrettiğini anlatan Davutoğlu, ilişkilerin komşu Bulgaristan ile birçok krizin olduğu dönemde dahi bir istikrar içinde olduğunu kaydetti.

Türkiye ile Bulgaristan arasında en üst düzeyde temasların devam ettiğini belirten Davutoğlu, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov'ın da yakında Türkiye'yi ziyaret etmesinin beklendiğini duyurdu. Bulgaristan'ın Türkiye'den tazminat istemesi konusunda değerlendirmelerine devam eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Tarihte yaşanan olaylar tek taraflı göç şeklinde cereyan etmemiştir. Bulgaristan'dan Türkiye'ye o dönemde göç etmek zorunda kalan 2 milyona yakın Türk olmuştur. Dolayısıyla bu tarihi konuların tartışmaya açılması, tabii bütün kapsamıyla tartışmaya açılmasını gerektirir, daha önce bu konular iki ülke arasında görüşüldü. Ancak bu çerçevede değil, karşılıklı vakıflar, karşılıklı göç dolayısıyla ortaya çıkan durumlar, Türkiye bu konuda her zaman bir işbirliği anlayışı içinde olmuştur. Ancak Türk-Bulgar dostluğunun devam etmesi, her iki ülkenin de yararınadır. Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır. İki ülke arasında işbirliğini geliştirecek her türlü çalışmayı yapmaya devam edeceğiz."

TÜRKİYE'YE ULAŞAN RESMİ GİRİŞİM YOK

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ısrarlı sorular üzerine iki ülke ilişkilerinin basın önünde daha fazla konuşulmasını doğru bulmadığını ifade ederek, "Bize şu ana kadar ulaşmış herhangi bir resmi girişim yoktur." açıklamasında bulundu."

Eveet...
Sayın Bakan, eğer Bulgar Devlet Bakanı Bojidar Dimitrov'un açıklamalarına atfen söylemişse, "Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır" cümlesi yersizdir. Bunun dışında, uslubunda, söyleminde ve sözlerinde yansıyan tutum, "diplomatik" olana uygun ve yerindedir. İlgili cümlesi yersizdir, zira Dimitrov'un açıklamaları (niyeti öyle olmakla ve genelde öyle algılanmakla birlikte) temelde "Dostluğu zedeleyecek açıklamalar" değildir.

Dimitrov'un, kaale dahi alınmaması gereken "Bu sorunun çözümü Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için vazgeçilemeyecek bir önkoşuldur" cümlesindeki "ÖNKOŞULDUR" (?!) tehdidi bir yana, elbette ki "Ya tutarsa !" düşücesiyle Bulgar Hükümeti adına savurduğu, Türkiye'den Bulgaristan'a göç etmiş olan Bulgarlar adına "10 milyar dolar tazminat iddiası" ciddiyetle incelenebilir ve hatta incelemelidir de. Ancak, "konu"nun önemi burada değildir. Nerededir ? Şuradadır :

Bulgar Hükümeti, Dimitrov aracılığıyla, ülkesinde bir "insanlık suçu" olarak, Türkçe kouşulmasının yasaklanmasına, mezar taşlarındaki Türkçe isim-soyisimler ile hilal ve ay-yıldızların kaldırılmasına değin cüret edilen "zorla kitlesel asimilasyon" uygulamalarına başvurulan "totaliter" rejim döneminden itibaren, ilk defa olarak alenen ve resmen "tutum" değiştirmiş ve "hukuk"un varlığını "ifade ve itiraf" etmiştir. "Konu"un önemi buradadır, budur.

Türkiye'nin, elbette ki başından itibaren YÜRÜRLÜKTE olduklarını belirttiği halde, her ikisi de aynı tarihte (18 Ekim 1925) ve aynı başkentte (Ankara) imzalanan, kısaca göçe ilişkin "MUKAVELENAME" ile "PROTOKOL"ün YÜRÜRLÜKTE olduklarını açıkça ilan etmiş olmasıdır.

Dolayısıyla, Bulgar Hükümeti'nin, Dimitrov aracılığıyla, bunlardan "MUKAVELENAME"ye atfen ileri sürdüğü ve elbette ki dayanaktan yoksun mudur-değil midir diye "ciddiyetle" incelenmesi gereken, Türkiye'nin "10 milyar dolar tazminat" ödemesi gerektiğine ilişkin iddiası, neden "Bu dostluğu zedeleyecek açıklamalardan kaçınmakta büyük fayda bulunmaktadır" şeklinde sözler sarfedilmesini gerektirsin ki ?!

Bakınız ve gözardı etmeyiniz ! Özellikle "totaliter" rejim döneminde, Türkiye'nin ısrarla YÜRÜRLÜKTEDİRLER diyerek (ki öyledir) "MUKAVELENAME" ve "PROTOKOL" hükümlerince Bulgaristan'da (geleneksel yada çağdaş isimleri/sıfatları, kimlikleri/üst kimlikleri ne ve hangisi olursa-olsun) "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"e ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep ederken, Bulgaristan buna yanaşmamaktaydı.

Ve (kısmen, bir süredir bizim ülkemiz Yunanistan'ın yan çizip yanaşmaya çalıştığı gibi) "biz onları Bulgar vatandaşı sayıyoruz ve kendilerine vatandaş muamelesi ediyoruz, artık müdahaleye ne luzum var derken, diğer taraftan PROTOKOL ve İKAMET ANTLAŞMASININ mevcudiyeti karşısında, hükümlerinin eskidiğini ileri sürmek suretiyle sanki kendiliğinden ortadan kalktığını" belirtmeye çalışıyor, "fesih hakları bulunduğunu söyleyerek, ısrar ederseniz bu hakkı kullanır, feshederiz demek suretiyle" Türkiye'yi "bir tehdit karşısında bırakıyor", bunların "akdini icabeden şartların eskidiğini ileri sürerek bu metinlerde...derpiş olunan hükümlerin tatbikine mahal olmadığını...ısrar olunduğu takdirde anılan ahidnameleri feshetme cihetine gidecekleri"ni vurguluyordu.

Şimdi ?
Türkiye'nin savunageldiği gibi, elbette ki "hukuk" olan ve "ulusal (iç) hukuk" oluşturan "doğru tutum"a gelmiş bulunmakta.

Demek ki artık Türkiye, "hukuk"a uygun olarak susmadan, tırsmadan ve pursmadan, (geleneksel yada çağdaş isimleri/sıfatları, kimlikleri/üst kimlikleri ne ve hangileri olursa-olsun) Bulgaristan'dan, "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"e ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesini alenen ve resmen talep edebilecek ve elbette ki Bulgar yetkililerin yanısıra, sözkonusu "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"in temsilcileriyle hal ve ahvallerini görüşmek, konuşmak ve sorgulamak üzere biraraya gelebilecek, resmi ve diplomatik temsilcileri aracılığıyla da bizzat yerinde gözlem ve incelemelerde bulunabilecektir. Sosyal ve kültürel etkinliklerine hay-hay katılabilecektir. Öyle mi ? Öyle ! Mevcut "hukuk" bu ve bunu gerektirmekte !

Diğerlerine ek olarak, "PROTOKOL"ün (A) fıkrasında ne diyorsa o ve onlar :

"Ekalliyetlerin himayesine dair Neully (Nögi) Muahedenamesinde (1919) münderiç bulunan ahkamın kaffesinden Bulgaristan'da mütemekkin MÜSLÜMAN EKALLİYETLERİNİ ve Lozan Muahedenamesinde (1923) münderiç bulunan ahkamın kaffesinden de Türkiye'de mütemekkin BULGAR EKALLİYETLERİNİ istifade ettirmeyi iki Hükümet, birbirine karşı TAAHHÜT EDER."

Tamam ? Kuşku var mı ? Yok ! Zira olamaz ve oluşamaz ! O zaman, gereği ısrarla yapıla ve geri adım atılmaya !

Ek bir bilgi olarak "MUKAVELENAME"nin 2. madde hükmünü de aktarmak isterim, ki, bu ve diğer hükümlere göre, Bulgar Hükümeti'nin, kedince "tehdit" de iliştirmek suretiyle "Ya tutarsa !" düşüncesiyle ileri sürdüğü iddia ele alınıp pekala da incelenebilir ve hatta yukarıda da belirttiğim gibi incelenmelidir. Buyurunuz :

"Tarafeyni akideyn Bulgaristan Türklerinin ve Türkiye Bulgarlarının hicretlerine bir güna mania ika edilmemesini kabul eylerler.
Muhacirler, beraberlerinde emvali menkullerini ve hayvanlarını götürmek ve emvali gayrımenkullerini serbestçe tasfiye eylemek hakkını haiz olacaklardır. Emvali gayrımekullerini kati azimetlerinden evvel tasfiye etmek istememiş olanlar, tarihi hicretlerinden itibaren iki sene mühlet zarfında bu tasfiyeyi yapmaya mecburdurlar.
Emvalin tasfiyesinden mütehassıl mebaliği alakadarların tarzı ihracı hakkında iki hükümet beyninde bir itilaf akdolunacaktır."

Sanırım, Bulgar Hükümeti'nin tazminat iddiası, sadece yukarıdaki hükme göre bile, dayanaktan yoksundur. Tabi bu, asıl ve ayrıntılı inceleme sonucunda ortaya çıkacak teknik ve hukuksal bir "uzmanlık" konusudur.

Şimdilik NOKTA.
(Bulgaristan'da 2 milyonu aşan "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER"in hakkını-hukukunu ısrarla takip edeceğim. Her tarafça iyice biline ve güzelce de kavrana !!!)
fes 2010-01-05 22:43:29
Bir tartışmada kendi milletinin yanında olacağına karşı tarafın çıkarları doğrultusunda karın ağırısı yorumlar yapan biri, zavallının dik alasıdır. Bu iki artı ikinin dört yapması kadar nettir
İZMİRLİ 2010-01-05 23:19:48
Yüreğinize,beyninize,emeğinize sağlık değerli Halim hocam...
Umarım-İnşallah,Dişilerimizdeki bürokratlarımız da sizin gibi düşünüyorlardır!..

"Demek ki artık Türkiye, "hukuk"a uygun olarak susmadan, tırsmadan ve pursmadan, "

Aynen hocam!Bundan böyle (sirtaki) oynamak yok, onatmak var...
İyi ki varsınız HOCAM..

Saygılar

İzmirli
Halim ÇAVUŞOĞLU 2010-01-06 01:09:25
Teşekkürler değerli İZMİRLİ, eksik olmayınız. Hükümetler hakkında bişey diyemem. Ancak Dışişleri bürokratlarımız hakkımda bişey diyebilirim.

Ben, (umarım şahsıma övgü olarak algılamazsınız) 58'inde aniden rahmetlik babamın 1974'ten (Selanik Başk.) 1991'de Hak'kın rahmetine kavuştuğu (Atina Başk.) güne kadar bizzat kendileriyle çalışması ve o tarihten bu tarihe kadar da uzmanlığıma (ulusl.ilişk.+sosyoloji) uygun özel ilgim e araştırmalarım nedeniyle,.. bu konuda Dışişlerimiz bürokratlarının enaz benim kadar böyle düşündüklerine ve bunları bildiklerine (hadi eminim demeyeyim) inanıyorum. Her ayrıntı kamuya yansıtılmayabilir, ancak kanaatimce bizim Batı Trakya Türkleri gibi, Bulgaristan Türkleri de, Dışişlerimiz bürokratlarına büyük minnet ve hürmet borçludurlar.

Haa az-çok yanlışlar, ihmaller var mıdır ? Vardır. "Mükemmel, bir Allah'tır"ın gereği olarak yerini alan "Her güzelin bir kusuru vardır" özdeyişimizde ifade ve itiraf edildiği gibi. İşte şimdi "hukuk"a uygun olarak onu gidermek gerekir. Son gelişmenin önemi de buradadır.

Bulgaristan'da kendilerini nasıl ortaya koyarlarsa-koysunlar, hiç farketmez, nüfusu 2 milyonu aşan (Türk, Pomak, Tatar, Çingene/Rom,...) "MÜSLÜMAN EKALLİYETLER" (AZINLIKLAR)in hakkını-hukukunu aramak ve bu yönde zorlamak gerekir. Tabi bunun için şunu bilmek ve uygun davranmak da şart : Dünyada olduğu gibi Bulgaristan'da da kendini "Türk" duyan, "Türk" düşünen, "Türk" devinen her kişi, grup veya kesimi "Türk"tür. Ve "MÜSLÜMAN EKALLİYETLERİ"nden "BULGARİSTAN TÜRKLERİ" içinde ve kapsamında yeralır ve yerini alır.

Demek istediğim, Bulgaristan'da, doğrudan "Türk" bilinen kesim ve onlar adına ortaya çıkan şu parti, bu parti, öteki vakıf, beriki dernek ve hatta sıradan Mehmet aga, kısaca "Türk'üm" diyen hiçbir kişiye, gruba veya kesimine "Türk değilsin" demeyecek, diyemeyecek. Zira böyle bir hakka ve yetkiye sahip değildir ! Kısaca kişisel tercihtir, dostluk eder-etmez, evlilik/akrabalık bağı kurar-kurmaz, o başka. "Türk'üm" diyen kişiye, gruba veya kesimine, halk tabiriyle "Olur mu ya, sen Pomaksın, Tatarsın, Çingenesin/Romsun,.." cümlesi kuranlara o kadar içerliyorum ki, olanaklı olsa elimde süvenle bizim Batı Trakya'daki Rodoplar'dan fırlayarak "Allah yarattı" demeden girişesim geliyor.

Öyle ve o kadar çelişkili, aleyhte ve zararlı bir tutum ki, Bulgar ancak para verse bunu yaptırabilir. İnanın o kadar çok minettardır ki, anlatamam. Tam olarak benzemiyor elbet, ancak sanki Bulgarlaşana "Naapalım Bulgarlaştıysa ?!" tutumu, ama Türkleşene yada Türkleşme yolunda bulunana "Hooop kardeşim olmaz, sen Türk olamazsın" (?!) tutumu. Neden ? Sen "etnik" kimlik tayin edici misin ?!

Güler misiniz, ağlar mısınız, yoksa süven ne kelime, içinizden cümbür-cemaat alayını sıra dayağından geçirmek mi gelir, siz söyleyiniz.

Neyse..çok uzattım, selamlar, sevgiler.
fes 2010-01-06 18:11:33
Kimin ne hakkı varsa verilsin derken, B. Dimitrof'un edepsizce istediği sözde haklar da verilsin mi?

Rus türk savaşı öncesi bulgaristan topraklarının yüzde yetmişi türklere aitti, ne oldu o topraklara ve üzerlerine kim çöreklendi?

O çöreklenmeden sonra Bay Ganyo adında iğrenç bir tip ortaya çıkmadı mı? Her şeye ramen toprağını, malını mülkünü terk etmek istemeyen türklere öldürme, işkence, ırza tasallut gibi hayvanlıklar yaptılar mı yapmadılar mı?

Ve en nihayet, bir insanlık suçu olan isim değiştirme hayvanlığını yaptılar mı yapmadılar mı?

Biz onları af edemiyoruz; sen edebiliyorsan, git onlarla koyun koyuna yaşa.
gara gaş ^^ 2010-01-10 17:27:38
yav asırlarca bg den kovulan türk ve müslümanların hakları da sitenmeli ozman ... böylece al tpunu ver topumu devam eder ...
Ne edepsizlik bu ya .. o yıllarda bulgara TR de Bg de verilern hakların haddi hesabı yok .. sadece TR de 27 kiril alfabesiyle çıkan gazeteleri vardı .. kilise inşaa etme izinleri v s okullar .. ve daha neler neler .. kesmeselerdei - yakmasalardı oradaki müslümanları da kovulmasalardı .. :/
kırcaali jön 2010-01-20 21:50:20
susmadan tırsmadan a gelince uluslararasında hukuku tayin eden belirleyen uluslararsı mahkeme diye bi şey yoktur o hukuğu belirleyen etmenler vardır bunlarda güçlü devlette olur bunlarda sırasıyla caydırıcı güç, yumusak güç , siyasi ve ekonomik güç ,politik güçtür hukuk bu alanda kılıfından cıkarak güçlünün hesabına calısmaya baslar ....örnek amerika demokrasi ihracatçısı. bak haitide bile fransız uçağına izin vermiyo hadi dava et .. demek amerika fransayı döverr bu bu kadar basit .

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS