Künye E-gazete
 
KIRCAALİ HABER
 15 YAŞINDA
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.6108 Lv.
GBP GBP 2.2804 Lv.
TRL TRL 0.1873 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Arşiv
22 Haziran 2021
HABERLER » Kırcaali
TEŞEKKÜRLER KIRCAALİ, TEŞEKKÜRLER TÜRK TİYATROSU

TEŞEKKÜRLER KIRCAALİ, TEŞEKKÜRLER TÜRK TİYATROSU

01 Nisan 2010

Sahne, sahne olalı belki de bu kadar içten alkış görmemişti…

Halk arasında Türk Tiyatrosu olarak bilinen, Kırcaali Kadriye Lativova Müzikal ve Drama Tiyatrosu sahnelediği Kanlı Nigar oyununun ilk gösterisini 30 Mart 2010 tarihinde salonu dolduran izleyicilere sundu. İzleyiciler arasında Kırcaali Valisi İvanka Tauşanova, Kırcaali Belediye Başkanı Hasan Azis ve ailesi, Momçilgrad (Mestanlı) Belediye Başkanı Erdinç Hayrula ve eşi, Türkiye Cumhuriyeti Tekirdağ Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sadi Esenkal ve 14 kişilik heyeti göze çarptı. Kanlı Nigar oyunu 1981 yılında ünlü Türk senaryo yazarı Sadık Şendil (Yedi Kocalı Hürmüz) tarafından kaleme alınmıştır.
Günümüz tiyatrosuna uygun biçimde resmedilen ve izleyicilere dur bakalım bu neden böyle oldu sorusunu sordurtan Kanlı Nigar oyunu, Kırcaali Kadriye Lativova Müzikal ve Drama Tiyatrosu Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Stefan Kışev tarafından yönetildi. Yönetmen, oyuncuların metin içerisinde kaybolmamalarını ve oyunculuklarının ön plana çıkmalarını, Kırcaali seyircilerine yeni ama dünya tiyatrolarında uzun zamandır yapılan farklı bir yorum yardımıyla sağlamış. Seyircilerin ilk başta sanki oyuna uzak kaldıkları izlenimi oluşsa da onuncu dakikadan sonra her şey rayına oturdu. Sahne ile salon arasında beklenen durum ortaya çıktı. Yönetmenin düşüncesi, oyuncuların performansı ve seyircilerin pozitif tepkileri, sahne ile salon arasındaki amaçlanan diyalogun kurulmasına yardımcı oldu. Sık sık yapılan alkışlar ve gülmeler oyunun bir parçası oldu. Aceleci bir günün başlangıcı, resmiyet dolu bir öğlen, yorgun bir akşam, uykudan önceki anlar ve YANGIN! İşte bundan sonra oyunda olanlar zaman ve mekân kavramından arındırılmış bir biçimde ta bilinmeyen tarihten günümüze kadar olan ve hayatın her anında dolu dolu yaşanan örnekleri sundu. Sahnede bulunan her oyuncu, oynadığı karakteri seyircilere anlaşılır, bazen güldüren bazen de düşündüren biçimde sundular.
Ön plana çıkan ve neredeyse her harekette, oluşan her durumda onların görünür veya gizemli parmağı vardı. Abdi (Yakub Yakub), Kanlı Nigar (Nihal Rasim) ve Agâh (Dinko Kovaçev), bu üçlünün ilk ikisi bir de sihirli güçlerle donatılmıştı. Gerektiğinde bu güçleri kullanırlardı. Agâh ise sözde iyiliği, güzelliği, ahlakı temsil eden ama gerçekte dünya üzerindeki tüm kötü özellikleri barındıran birisidir. Üstelik de kendisi dokuz eş eskitmesine rağmen oğlu Narçın’a(Kamil Topçu) köle gibi davranan bir gaddardır. Oyundaki karakterler bu dörtlüyle bitmiyor. Paraya düşkünlüyle ve cimriliyle ön plana çıkan halıcı Acem Bektaş (Nihat İsmail), dediğim dediğimdir dedirtmek isteyen sandalcı Laz Ali(Orhan Tahir), mahallenin kabadayısı İstinyeli (Rahim Ferad) ve arkadaşları (Rasim Ömer ve Mustafa İsmail), Kanlı Nigar’ın “kızları” Nadide (Sevil Hayrettin) ve Bedide (Leman Saledin) ki, Bedide’nin sonradan Kanlı Nigar’ın gerçek kızı olduğu anlaşılıyor, Bacı (Sevgül Kardamova) ve oyuncular tarafından canlandıran daha birçok karakter bu oyunda mevcuttur. Gizli aşk, korku, yalan ama bu bir drama değil. Bu oyunda, klasik esintilerle hayatın gerçekleri buluşuyor. Hayat ağacı, günah elması, mahkeme, delilik, samuraylar, 21. yüz yıl, üfürükçü hoca, gerçek imam, senfoni orkestrasının dahi bulunduğu baştan sona kadar dopdolu bir oyun. Öyle bir sahne var ki, mahkeme sanki Kanlı Nigar’ın ifadesini alıyor, oysa o hayat hikâyesini anlatıyor. Bu olay gerçekleşirken Kanlı Nigar’ın Agâh tarafından tecavüz edilme sahnesi, yine aynı anda Nigar’ın bu olay duyulduktan sonraki dövülmeleri ve tüm bunlar seyircileri yormayacak bir biçimde oyun ile anlatılıyor. Geçmişte olanları sahnede canlandıran minik oyuncular, Nazmiye İsmail, Mariya Mandraciyeva, Yekta Abdurrahim ve Aysun Kadir seyircilerin beğenisini kazandılar. Öyle bir oyun ki, iki âşık Narçın ve Bedide tavuk ile horoza dönüşüyor. Bu aşktan dünyaya gelen civcivler (yukarıdaki minik dörtlü) Agâh’ı delirtiyor ve her bilgisayar kullanıcısı tarafından iyi bilinen ve bilgisayarı yeniden başlattıran o “düzeltilmez hata” müziği eşlinde Agâh hayatına son veriyor. Ölüm, cemaat toplanmış ve cenaze duası birden bire nikâh duasına dönüşüyor ve meleğe dönüşmüş Nigar ile Agâh sanki Bedide ile Narçın’ı evlendiriyorlar.
Oyunun ses tasarımını yapan Yıldıray Abdurrahim’i hem seçtiği o müthiş Mercan Dede ve Zülfü Livaneli ile Londra Senfoni Orkestrasının müziklerini kullanarak hem de sahnedeki oyunculara belki de çok az insanın görebileceği biçimde destek ve konfor sağladığı için tebrik ederim. Dekorun yapımında ve oyunda kullanılan nesnelerde eli olan ki, ilk temsilden birkaç gün önce her şeyin hala hazır olmadığı zamanda sol el işaret parmağı kesilen, üç dikiş atılan ve bu halde işini tamamlayan Hikmet Hacı’yı anmadan geçemeyeceğim. Tüm kostümleri ve giysileri diken Nayme Süleyman’ı, her kumaşı bulabilen, yönetmene gerek dekor tasarımında gerekse kostüm tasarımında yardım eden ve Hızır gibi yetişen Juliyeta Koleva’yı, sürekli çocukların yanında olan yönetmen yardımcısı Gülşen Rasim’i, ışık tasarımını yapan Faik İsmail’i de okurlarımıza tanıtmaya bir borç bildim. Müdürden tutun da temizlikçiye kadar bu oyunda emeği geçen, bizleri bize anlatan, Türk Diline, Türk Kültürüne katkı sağlayan, Kırcaali’nin Kültür merkezi olduğunu kanıtlayan tüm Kadriye Lativova Müzikal ve Drama Tiyatrosu ekibini gazetemiz adına kutlar yeni başarılar bekleriz, seyircilere de hep böyle aktif olmalarını dileriz.

Kaynak: İsmail KÖSEÖMER


Kategoriden tüm haberleri oku


« Geri dön
REKLAMLAR

booked.net




All Rights Reserved © 2006-2021      e-mail: kardjalinews.media@gmail.com    Webdesign: SWS