Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7439 Lv.
GBP GBP 2.1822 Lv.
TRL TRL 0.3041 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
18 Temmuz 2019
HABERLER » Kırcaali
11 AYIN SULTANI – RAMAZAN

11 AYIN SULTANI – RAMAZAN

10 Ağustos 2010

Ramazan Ayı; Kuran, oruç, iyilik ve güzellik ayıdır. Tövbelerin, duaların, hayır ve hasenatın kabul olunduğu mübarek bir aydır. Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış, Müslüman’ın ramazan orucunu tutması farzdır.

İslam takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan, kelime anlamı itibarıyla yüksek dereceli sıcaklık veya güneşin şiddetli hararetiyle yerin ve taşların ısınması ve kızması anlamlarına gelmektedir. Bu ayda, tutulan orucun verdiği açlık ve susuzlukla yanma veya oruçla günahların yanıp silinmesinden dolayı yakma anlamı
ile ilgili olarak Ramazan adı verilmiştir.

Ramazan ayı ki; Yüce Rabbimizin bir Hadis-i Kudsi'de:
"Oruç benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti” buyurmuştur ve oruç, bu ayda tutulmak üzere farz kılınmıştır.

Ramazan ayı ki; oruç tutan, ibadet ve taatta bulunan, hayır ve hasenat yapan, tevbe ve istiğfarda bulunan müminler için rahmet ve mağfiret ayıdır.

Ramazan ayı ki; orucu, iftarı, sahuru, teravihi, cemaatle dolan camileri, dinlenen vaazları ve okunan mukabeleleri ile kurtuluş ayıdır.

RAMAZAN AYI KURAN AYIDIR

Ramazan ayı, Kuran-ı Kerim ayıdır. Kalplere nur, gönüllere şifa, müminlere rahmet ve bütün insanlığa hidayet olan Kuran-ı Kerim, bu ay içerisinde bulunan Kadir Gece'sinde indirilmeye başlanmıştır.

Yüce Allah, Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur:

''Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kuran’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin''.

RAMAZAN AYI ORUÇ AYIDIR

Ramazan ayı, oruç ayıdır. Yüce Allah, müminlere bu ayda oruç tutmayı emretmiştir, yani farz kılmıştır. Yüce Mevla'mız, Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki (oruç tutmak suretiyle kötülüklerden) korunursunuz."
"... içinizden kim Ramazan ayına erişirse, orucunu tutsun..."

Cennet kapılarının açıldığı, Cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların zincirlere vurulduğu bu ay müminler için oruç ayıdır. Bu sebeple, Müslüman bu ayda orucunu tutacaktır. Zira oruç sadece aç ve susuz kalmak değil, kalbin Allah'a açılması hayata Allah'ın emrettiği şekilde bakılmasıdır.

RAMAZAN AYI RAHMET VE MAĞFİRET AYIDIR

Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim'de ve Peygamber Efendimizin dilinde övülen Ramazan ayı; İlahi rahmet ve mağfiretin zirveye ulaştığı ve oluk oluk aktığı bir aydır. Kalbimizi ve bütün organlarımızı kötülüklerden kurtarmak ve ibadetlerle Cenabı Allah'ın sonsuz rahmet ve mağfiretine erişmek için, bu ay kaçınılmaz bir fırsattır. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:

"Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."

Ramazan ayına kavuşup da, o ayı Allah'ın razı olacağı şekilde geçirenleri Rabbimiz af ve mağfiret edecektir. O halde; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluşa vesile olan Ramazan ayını en iyi bir şekilde değerlendirmeye çalışmalıyız.

ORUÇ CENNETE GÖTÜRÜR

Cennet kapılarının açılıp, cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların zincirlere vurulduğu Ramazan ayında, ihlas ve samimiyetle oruç tutan müminlerin varacağı yer Cennet'tir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), şöyle müjdelemiştir:

"Cennette Reayan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez."

Oruç, müminleri cennete götürecek bir ibadettir. Öyleyse, oruçlarımızı her türlü noksanlıktan uzak olarak, tam bir samimiyetle tutalım ve bu büyük müjdelere nail olmaya çalışalım!..

ORUÇ CEHENNEMDEN KORUR

Yüce Allah’ın rızası gözetilerek, ihlas ve samimiyetle tutulan oruç, sahibini Cehennem ateşinden korur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:

" Oruç sağlam bir kalkandır."

Yine Allahın Resulü:

"Kim Yüce Allah yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar."

ORUÇLUNUN DUASI KABUL OLUR

Yüce Allah, oruçlu Müslüman’ın duasını kabul eder. Bu bakımdan, Müslüman oruçlu olduğu zaman Allah'tan dünya ve ahiret saadeti istemeli; yeryüzündeki bütün müminler için, bilhassa sıkıntı ve çile içerisinde olan kardeşlerimiz için dua etmelidir.

Allah Resulü (s.a.s.) Efendimiz, şöyle buyurmuşlardır:

"Her iftar vaktinde Allah tarafından (cehennemden) azat edilen kimseler bulunur. Bu, (Ramazanın) her gecesinde olur."

"Oruçlunun iftar vaktinde yaptığı dua katiyen reddolunmaz."

RAMAZAN AYINA HAZIRLANMAK

Büyük ecir ve sevaplarla dolu olan ramazan ayına girerken, bu ayı ihya etmek için manen hazırlıklı olmak lazımdır. Kendimizi bu ayın sevap ve mükafatına hazırlıklı ve layık bir hale getirmeye çalışmalıyız. Bunun için:

Ramazan ayına girerken maddi ve manevi kirlerden temizlenmeli, işlediğimiz günahları terk ederek Cenabı Hakk'a tövbe ve istiğfar etmeliyiz.

Başkalarına haksızlık etmişsek, onlardan helâllik dilemeliyiz. Kul hakkıyla Allah'ın huzuruna çıkmak büyük bir tehlikedir. Haksızlık ve kötülük yapanların mutlaka tevbe ederek, helâllik alması gerekir. Yoksa Allah'a yaklaşamaz ve onun rızasına eremezler.

Ramazan ayına girerken; Dinimiz İslâm'ın haram kıldığı kin, haset, dedikodu, yalan, bühtan, iftira, gıybet, nefret gibi kötü huylardan vazgeçmeliyiz. Dünya ve ahiretimiz için faydası olmayan her türlü davranışlardan uzak olmalıyız.

Ramazan ayına girerken, kalbimizi Allah'a tam teslim etmeliyiz. Niyetlerimizi düzeltmeliyiz. Kıyamet Günü'nde, insanlar niyetleri üzerine hasrolunurlar, Allah'ın huzuruna niyetlerine göre çıkarılırlar. Çünkü ameller niyetlere göredir.

RAMAZAN AYI NASIL GEÇİRİLMELİDİR?

Ramazan ayının gündüzlerini oruçla, gecelerini de namaz, zikir, dua, tevbe ve istiğfarla geçirmeliyiz. Gecenin bir kısmında uyumalı, bir kısmında da ibadet etmeliyiz. Ayrıca, Kuran-ı Kerim'i çok okumalıyız. Okuduklarımızı anlamaya çalışmalıyız. Anladıklarımızı da hayatımızda yaşamaya gayret göstermeliyiz. Allah Resulü (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:

"Ey insanlar! Selamlaşınız, yemek yediriniz. İnsanlar uykuda iken geceleyin namaz kılınız. Selametle cennete girersiniz."

"Ramazandan sonra tutulan oruçların en faziletlisi, Allah'a izafe edilen Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlarından sonra en faziletli namaz da gece namazıdır."

Gecenin evvelinde uyuyup, ahirinde ise kalkıp namaz kılan sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: "Gece de duanın kabul olacağı bir saat vardır ki; herhangi bir Müslüman ona rastlar da dünya ve ahirete dair Allah'tan hayır dilerse, muhakkak Allah dileğini yerine getirir. Bu hal, her gecede vardır."

Ramazan ayında, kimsesizlere, fakirlere, yoksullara, komşulara, hayır kurumlarına yardımda bulunmak; onlara şefkat ve merhamet göstermek, her zaman olduğu gibi imanımızın gereğidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), her zaman muhtaçları gözetir, kimseyi eli boş çevirmezdi. Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Fukarayı arayınız, görüp gözetiniz. Siz ancak fakirleriniz sayesinde yardım görür ve rızıklaşırsınız."

"Bir adamın hayra sarf ettiği paranın en değerlisi; çoluk çocuğuna infak ettiği para ile Allah yolunda kullanacağı atı (biniti) için verdiği ve bir de Allah rızası için mücahit arkadaşlarına sarf ettiği paradır."

"Emri altındakilerin nafakasını kısmak, bir kimseye günah olarak yeter."

ORUÇLU KİMSENİN ÖZELLİKLERİ

Oruçlu Müslüman şu özelliklere sahip olmalıdır. Aslında bu özellikler, her Müslüman’ın özelliğidir:

1) Oruç tutan bir Müslüman yalan, hile, kötü söz ve kötü davranışlardan uzaklaşacaktır. Orucunu bütün varlığı ile ve yalnız Allah rızası için tutacaktır. Yalan, hile, kötü söz ve davranışlar; orucun ruhunu kaybettirdiği gibi, yaratılmışların en üstünü olan insanı, insanlık şerefi ve sıfatından da uzaklaştırır. Gerçek oruç, sahibini kötü fiil ve davranışlardan koruyan oruçtur. Yoksa oruç sadece yemeyi ve içmeyi terk etmek değildir. Müslüman’ın görevi, oruç ibadetini kötülüklere karşı bir kalkan olacak şekilde yerine getirmektir. Müslüman; elini, ayağını, gözünü, kulağını dilini, kalbini ve gönlünü haram olan fiil ve davranışlardan korumalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:

"Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!" desin (ve ona bulaşmasın)."

"Kim kötü söz ve davranışları bırakmazsa, Allah'ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur."

"Nice oruçlu vardır ki; orucun ona açlıktan başka faydası yoktur..."

O halde, Müslüman orucunu bütün varlığı ile tutacak, İslamiyet'e uygun olmayan her çeşit davranışlardan uzak olacaktır.

2) Oruçlu Müslüman, başına gelen belâ ve musibetlere karşı sabredecektir. Sabır, kurtuluşun kaynağıdır. Sabır; felaketleri önler. Sabır, başarının sırrıdır. İlimde, ticarette, savaşta, ibadette sabır, sahibini zafere götürür. Peygamber Efendimiz (s.a.s.): "Oruç, sabrın yarısıdır." buyurmuşlardır.

3) Oruçlu Müslüman, başkalarına karşı şefkat ve merhamet sahibi olacaktır. Oruç tutmak suretiyle açlık ve susuzluk sıkıntısını tadan kimse; aç ve susuz kalanların hallerini düşünmeli, onlara şefkat ve merhamet elini uzatmalıdır.

ORUCUN HİKMET VE FAYDALARI

Orucun dini, ahlakı, ruhu, sosyal, ekonomik ve pedagojik (eğitim) pek çok hikmetleri ve faydaları vardır. Ancak, ibadetler Allah'ın emri olduğu için ve yalnız Allah rızası için yapılır. Orucun hikmet ve faydalarından bazılarını şöyle özetlemek mümkündür:

1) Oruç, Allah'a itaat ve ibadetin alâmetidir: Oruç tutan bir Müslüman, öncelikle Allah'a itaat ve ibadet etmiş olur. Böylece "Takva" sırrına erer. Allah'a teslim olma, Allah'a sığınma ve yalnız Allah'a güvenme; kısaca Allah'a kul olma hazzını tadar. Allah'ın nimetlerine şükretmiş olur. Sınırsız sevaba ulaşır. Bunun içindir ki; oruçla ilgili ayet-i kerimelerin sonunda: "Umulur ki, takvaya ulaşırsınız (korunursunuz); umulur ki, şükredersiniz" buyrulmuştur.

2) Oruç, bedenlerin zekatıdır: Zekatın malı temizlediği gibi, oruç da vücutları temizler. Hadis-i şerifte: "Her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin zekatı da oruçtur." buyrulmuştur.

3) Oruç bedenlerin sıhhat kaynağıdır: Çalışan her varlığın dinlenmeye ihtiyacı olduğu gibi, midenin ve diğer iç organların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. Oruç, bu dinlenmeyi sağlamak suretiyle vücut organlarına sıhhat kazandırır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: "Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız."

4) Oruç nefsi terbiye ederek ahlâkı güzelleştirir: Oruç, nefsanî, şehevî ve şeytanî arzuları kırarak kötülüklere engel olur. Kötülüklerden uzak kalan bir kimsenin de ahlâkı güzelleşmiş olur. Bunun içindir ki, Allah Resulü (s.a.s.) Efendimiz; "Evlenmeye gücü yetmeyen gençlere oruç tutmayı tavsiye etmiştir."

5) Oruç, sabır alışkanlığı kazandırır: Oruç, ruhlara sabır alışkanlığı kazandırır. Allah sabredenlerle beraberdir ve sabredenleri sever.

6) Oruç, şefkat ve merhamet duygularını geliştirir: Oruç tutan bir Müslüman, açlık ve susuzluğun acısını nefsinde tadarak; fakir ve yoksulların halini daha iyi anlamış olur. Böylece fakir ve yoksullara acır ve onlara yardım elini uzatır.

7) Oruç, dünya ve ahiret saadetine ulaştırır: Oruç, müminlere Allah'ın rahmet ve mağfiretini kazandırır. Böylece onların dünya ve ahirette saadete erişmelerine vesile olur. Çünkü oruç, bir sabır ve kulluk imtihanıdır. Bu imtihanı başarıyla vererek hakikî anlamda oruç tutabilenler, Allah Teala'nın sevgi ve rızasına ulaşırlar. Cennet'e girmeye de hak kazanmış olurlar. Ne mutlu bu gerçeği kavrayabilenlere!..

Orucu Bozup Kaza ve Kefareti Gerektiren Haller

1. Oruçlu olduğunu bilerek yemek ve içmek (yenilip içilen şey ister gıda, ister ilaç olsun).

2. Oruçlu olduğunu bile bile cinsel ilişkide bulunmak.

Karı-kocadan biri ötekine zorla cinsel ilişkide bulunduğu takdirde zorla ilişkide bulunana kaza ve kefaret, kendisine zorla ilişkide bulunulan kişiye de kaza lâzım gelir.

3. Ağzına giren yağmur, kar ve doluyu kendi isteğiyle yutmak.

4. Sigara içmek, öd ağacı veya amber ile tütsülenip dumanını içeri çekmek.

5. Enfiye çekmek.

6. Buğday ve arpa tanesi yutmak.

7. Dışarıdan bir susam tanesi kadar bir şeyi alıp yutmak.

8. Yenmesi alışılmış olan çamur, kil ve kömür gibi şeyleri yemek. (Bazı kimseler bunları severek yerler.)

9. Az miktarda tuz yemek.

10. Karısının veya sevdiği bir kimsenin tükürüğünü yutmak. (Bundan zevk aldığı için kaza ve kefaret gerekir. Başkasının tükürüğünden iğrendiği için bundan kefaret gerekmez.)

11. Kan aldırdıktan veya sadece karısını öptükten sonra orucu bozulduğu kanaatiyle bile bile orucunu bozmak.

Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan kimse, saydığımız şeylerden birini bilerek ve özürsüz olarak yaparsa orucu bozulmuş olur. Bozulan bu orucu kaza etmesi ve kasten bozduğu için de kefaret tutması gerekir.

Kefareti Düşüren Haller

Kefareti gerektiren bir şeyi yaparak orucunu bozan kimse, aynı gün oruç tutamayacak derecede hastalanır veya kadın ay hali yahut da lohusa olursa kefaret düşer, yani kefaret orucu tutması gerekmez. Ancak hastalığın kendi isteği dışında olması şarttır. Kendisi kasten hastalığa sebep olursa kefaret düşmediği gibi sefer mesafesinde bir yolculuğa çıkması ile de düşmez.

Orucu Bozup Yalnız Kazayı Gerektiren Durumlar

1. Pamuk ve kağıt gibi yenmesi sıradan olmayan bir şey yutmak,

2. Bir defada çok miktarda tuz yemek,

3. Yenmesi mutat(alışılagelmiş) olmayan zeytin çekirdeği yemek. Yenmesi alışılmış olan çekirdeği yemek ise kefareti gerektirir.

4. Taş, toprak, demir, altın ve gümüş gibi şeyleri yutmak.

5. İçi olmayan ceviz ve badem yutmak. (Bunların içi olanları yenildiği takdirde kefaret gerekir)

6. Burnuna ilaç çekmek.

Bu, Ebu Hanife'nin görüşüdür. Buna göre; tedavi maksadıyla iğne yaptırmak orucu bozar ve kazayı gerektirir. Çünkü iğne vasıtasıyla vücuda verilen ilâç iç kısımlara kadar ulaşmaktadır.

İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre; tabi olan yollar dışında vücudun başka tarafından açılan bir yoldan içeri giden ilâç orucu bozmadığı için iğne yaptırmakla oruç bozulmaz. Çünkü vücuda verilen ilâç ağız gibi tabi bir yoldan değil, deriden açılan başka bir yoldan verilmektedir.

Ancak, ibadetlerde ihtiyatlı hareket etmek esas olduğundan Ramazanda iğne yaptırmak zorunda olan kimse bunu mümkünse iftardan sonra yaptırmalıdır.

Bu mümkün olmaz da gündüz iğne yaptırmak zorunda kalırsa, İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed'in görüşlerini esas alarak orucuna devam eder ve bu orucunu daha sonra kaza etmesi gerekmez.

7. Ağzına aldığı boyalı iplik gibi şeylerin boyası ile rengi değişen tükürüğü yutmak.

8. Boğazına kaçan kar veya yağmuru kendi isteği olmayarak yutmak. (Kendi isteği ile yutarsa kefaret gerekir.)

9. Zorlama ile oruç bozmak.

10. Dişleri arasında nohut tanesi kadar kalan yemek kırıntısını yutmak.

11. Abdest esnasında ağzına ve burnuna su alırken kendi elinde olmayarak boğazına su kaçmak.

12. Unutarak yiyip içtikten sonra orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içmek.

13. Ağız dolusu kusmak. (Kendi isteği ile).

14. Ağız dolusu gelen veya kendi isteğiyle getirdiği kusuntuyu mideye geri çevirmek.

15. Kendi isteği ile içine veya genzine duman çekmek. Kendi isteği ile olmazsa oruç bozulmaz. (İçeri çekilen duman sigara dumanı olursa kefaret gerekir.)

16. Güneş batmadığı halde-battı zannederek-iftar etmek.

17. İmsak vakti geçtiği halde daha vakit vardır zannederek yemek.

18. Cinsel ilişki dışında kadına dokunmak veya öpmek sonucu boşalmak.

19. Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak. (Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak sadece kazayı gerektirir.)

20. Ramazan orucuna niyet etmeyerek yiyip içmek. (Kefaret, niyet edilerek başlanan orucu bilerek bozmaktan lâzım gelir. Oruca niyet edilmeyerek yiyip içtiği takdirde sadece o günün orucunu kaza eder.)

Ancak mazeretsiz olarak ramazan orucunu tutmamak büyük günahtır.

21. Misafir iken oruca başlayıp ikamete niyet ettikten sonra yemek.

22. Mukim iken oruca başlayıp sefer mesafesi yolculuğa niyet ederek bulunduğu yerin sınırlarını geçtikten sonra orucu bozmak.

Sayılan bu şeylerden birini yapan kimsenin orucu bozulur ve bozulan orucun gününe gün kaza edilmesi gerekir.

Bunlardan biri ile orucu bozulan kimse akşama kadar orucu bozacak bir şey yapmamalıdır.

Gündüz iyileşen hasta, yolculuğu sona eren misafir, ay hali veya lohusalıktan temizlenen kadın, erginlik çağına gelen çocuk ve Müslüman olan gayri Müslim, Ramazan ayına saygı için günün kalan kısmında oruçlu imiş gibi akşama kadar orucu bozacak şeylerden sakınmaları uygun olur.

Oruca niyetlenen kadın gündüz ay hali veya lohusa olursa, orucunu bozması lazımdır.

Kadın, henüz ay hali olmadan adet günümdür diyerek orucunu bozmamalıdır.

Hasta ve yolcu olup da oruç tutmayan kimselerin yemeden, içmeden durmaları gerekmez. Ancak bunlar açıktan değil de gizli olarak yerler.

Kaynak: İsmail KÖSEÖMER

Ziyaretci sayısı: 4774


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


Ahmet Yılmaz 2010-08-11 00:17:56
11 Ayın Sultanı Ramazan Ayının İzzeti Bereketi Ve Huzuru İle Bütün
Müslümanları Sarmasını Temenni Eder Mubarek Ramazan
Ayının Türk-İslam Alemine Hayırlara Vesile Olmasını Cenab-ı Hak'tan
Niyaz Ederiz..


Başarılar Ismail bey

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: kardjalinews.media@gmail.com   Webdesign: SWS