Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7473 Lv.
GBP GBP 2.1232 Lv.
TRL TRL 0.3187 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
25 Ağustos 2019
HABERLER » Kırcaali
Bulgaristan Türk Kültürüne hizmet edenler. “Genç Rumeli” Müzik Grubu’nun başarılı bir sanat yolu.

Bulgaristan Türk Kültürüne hizmet edenler. “Genç Rumeli” Müzik Grubu’nun başarılı bir sanat yolu.

16 Ocak 2011

“Genç Rumeli” Grubu sadece Kırcaali’de değil, yurt içinde de yapılan düğünlerin, şenliklerin vazgeçilmez orkestrası haline gelmiş durumdadır. Öyle ki, artık yeni evlenecek çiftler düğün tarihlerini bile orkestranın programına göre ayarlıyorlar. Grup yönetmeni, “Kadriye Latifova” Sahneli “Dimitır Dimov” Drama ve Kukla Tiyatrosu sanatçısı, Ayhan Işık ile yaptığımız söyleşiyi gazetemizin okurlarıyla da paylaşmak istiyoruz.

-Sayın Işık, siz halkın çok sevdiği “Genç Rumeli” Grubu’nu nasıl ve ne zaman kurdunuz?

- 2000 yıllarında Ömer Lütfi Kültür Derneği orkestrasında bulunduğum sırada tanıştığım birkaç arkadaşla davet edildiğimiz düğünlerde beraber çalmaya başladık. Fakat grup olarak tanınmadığımız için ilk önce zorluk yaşadık. Hatırlıyorum 2002 yılında daha çok Rumeli şarkıları çalıp söylediğimiz için grubumuzun adının Müzekki Ahmet’in teklifiyle “Genç Rumeli” olmasını kararlaştırdık. Kırcaali’de tanınmış, düzgün müzisyenlik yapan ve halkın sevdiği arkadaşları seçerek grubumuzu arttırdık ve şimdi 7 kişilik orkestra olduk.

-Arkadaşlarınızı tanıtabilir misiniz?

- Memnuniyetle! Grubumuzun kuruluşundan beri benden ayrılmayan iki arkadaşımız var: birincisi, bizim büyüğümüz olduğu için sevilip sayılan klarnet ustası Hüseyin Sönmez ağabeyimiz. Diğeri klavye de çalan solist Seyit Seyit. Orkestramızda akordeon ustası Neşko Neşev’in yeğeni klavyeci Ferdin Karagöz yer alıyor. Darbuka, davul çalan arkadaşımız ise Şenol. Saksofoncumuz da, “Ömer Lütfi” Derneği orkestrasının klarnetçisi Bayram Mümün’ün oğlu Aycan. Kendisi 18 yaşında olmasına rağmen artık bir buçuk yıldır genç kadro olarak grubumuzda çalışmaktadır.

-Nerelerde sahne alıyorsunuz?

- Genelde Bulgaristan’da Türklerin yoğun yaşadığı tüm bölgelerde sahne alıyoruz. Kırcaali dışında en çok sahneye çıktığımız şehirler Haskovo, Aytos, Kazanlık. Asenovgrad’a ise her iki üç haftada bir davetliyiz. Düğünlerin yanı sıra, köy ve kasaba şenliklerine katılıyoruz. Ayrıca Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin seçim kampanyalarında konserler verdiğimiz oldu. Sahneye çıktığımız her yerde seyircilerimiz bizi artık iyi tanıyorlar. Ülkemiz dışında Türkiye’nin Lüleburgaz, Çorlu, Balıkesir şehirlerinde defalarca sahne aldık. Gurur verici bir olaydır ki, bir düğünü çaldığımızda, o ailenin ve aile yakınlarının daha sonraki düğünlerine de ısrarla davetliyiz. Bir de birkaç günde bir aranıp, “Ne zaman serbestsiniz ki düğünümüzü o tarihe ayarlayalım?” sorusu bizleri son derecede mutlu ediyor.

-Müziğe sevginiz nasıl doğdu?

-Ailemizde her ne kadar müzikle uğraşan olmasa da, ben çocukluğumdan beri müziğe aşığım. Hatırlarsınız, eskiden pille çalışan teypler vardı. Ben onlarla yatıp kalkıyordum. Hatta devamlı yanımda taşıyordum. Tabii ki, Türk ve dünya usta yorumcuları dinleyip onları taklit ederek kendi kendime şarkı söylemeye çalışıyordum. 5-6 sınıflarda kendimde cesaret toplayıp Çernooçene panayırlarında sahneye çıkmak için organizatörlere yalvarıyordum ve onlar bana bu imkanı verdiler. 8. sınıfta org aldım ve kendi kendimi geliştirmeye başladım.
1994 yılında Kırcaali’de lise eğitimine başladığım zaman Ömer Lütfi Kültür Derneği’ne kaydoldum ve 2007 kadar oradaydım. Burada hocalarımızın sayesinde müzisyenliğin temellerini attım diyebilirim. İlk önce koro şeklinde konserlere katılıyordum. Sahneye alışınca solo şarkı söylemeye başladım. Son birkaç yılda org çalarak buradaki bazı solistleri sahneye ben hazırlıyordum. Dernek adına katıldığım son konserlere “Genç Rumeli” Grubu’ndan arkadaşlar eşlik edip renklendirdiler. Daha sonra Türk Tiyatrosu adıyla bilinen “Kadriye Latifova” Devlet Müzikal ve Dram Tiyatrosu’nun solisti oldum. Geçen yaz “Dimitır Dimov” Dram ve Kukla Tiyatrosu’yla birleştirilince önceki 70 kişilik personel 25’e düştü. Orada genç ses sanatçılarıyla beraber, Bulgaristan’ın ünlü pop-folk yıldızı Orhan Murad’la aynı sahneyi paylaşmaktan onur duyuyoruz.

-Seyircilerin gönlünü nasıl kazanıyorsunuz?

- Ben sevdiğim işi canı gönülden yaptığım için kendimde bir yorgunluk hissetmiyorum. Ama her işte olduğu gibi bizler de yaptığımız işlerde prensip olarak dürüstlüğü ve gerektiği zaman aramızda sertliği güdüyoruz. Yani işimizi tam yapmaya çaba gösteriyoruz. Böyle olmamız çok önemli, çünkü bir yıl öncesinden iş anlaşmaları yapıyoruz. Bu arada seyircilerimizin 2011 yılını kutlayarak sağlık diliyorum. Ekim ayına kadar programımız belli, inşallah o zamana kadar yine halkın karşısına ak yüzle çıkacağız. Aslında işimiz çok ciddi, çünkü tam olarak işimizin günü ve saati belirlenmiş. Verdiğimiz sözden geri dönmemiz imkansız. Biz her zaman, her yerde seyirciyi hoşnut edip gönlünü kazanmaya çalışıyoruz. Çünkü halkın damarına girip sevgisini kazanmak en güzel şey ki, o zaman her yerde saygıyla karşılanıyorsun. Zaten düğünlerde halkımızın en sevdiği eski Rumeli türküleri ağırlık veriyoruz. Bilindiği gibi, “Ormancı” ve “Ayva Çiçek Açmış” türküleri söylenmeyen düğün yok. Tabii ki, gençler için modern parçalar da okuyoruz. Türkçe şarkıların yanı sıra, sevilen Bulgarca ve diğer Balkan ülkelerinden her tarzda şarkı ve türküler sunuyoruz diyebilirim.

- Başarılarınızı kimlere borçlusunuz?

-Şimdi, geri dönüp geçen yıllara bakarsam, müzisyen olarak kendimi yetiştirip geliştirmemi en çok Kırcaali Ömer Lütfi Kültür Derneği’ne borçluyum. Zaten halk da bizi dernek sayesinde tanıdı. Çünkü lise öğrenciliği yıllarım ve delikanlılığım burada geçti. İnanmazsınız ama halihazırda Tiyatro’da çalışsam da bile, kendimi hala Derneğe bağlı hissediyorum. Türk kültürüne sevgiyle hizmet eden Müzekki Ahmed’in benim gelişmemde de en çok emeği geçtiğini belirtmek isterim. Kendisi, Dernek için elinden geleni yaparken, benim de elimden bir ağabey sevgisiyle tutarak daima destekleyen oldu. İzninizle gazetenizin aracılığıyla, kendisine saygı ve sevgilerimi sunarak, şükran duygularımı ifade etmek istiyorum. Ayrıca Derneğin orkestrasında çalışan Süleyman, Fahri ve Baki saz hocalarımın da hakkını ödeyemem. Çünkü ben müzik eğitimi görmememe rağmen onların sayesinde bir konservatuarda gibi yetiştim. Her türlü müzik aletini burada tanıdım ve müziğe olan sevgim daha da arttı. Ayrıca saz, akordeon ve piyano çalmasını öğrendim. Burada ilk defa seslendirme cihazı gördüm ve mikrofon tutmaya alıştım. Fakat en önemlisi halkımızın türkü ve şarkılarını burada öğrenip sevdik. Ben inanıyorum ki, Dernek, benim gibi birçok genç yetenek yetiştirip, gelecekte de her zorluğa rağmen Bulgaristan’da Türk kültürünü yaşatmaya devam edecek.

- Sizce gençlerimiz kültürümüzü yeterince tanıyor mu?

- Maalesef, bence gençlerimiz kültürümüzü yeterince tanımıyorlar, çünkü ilgi göstermiyorlar. Oysa Türk milleti olarak çok zengin kültüre sahibiz. Tabii ki, her genç sanatla uğraşamaz. Sanat insanın içinde varsa yaşar, ama o yeteneği geliştirmek de çok önemli. Bugüne bugün biz halkımıza kendimizi sevdirdiysek, bunu Ömer Lütfi Kültür Derneği’nde yeteneklerimizi geliştirdiğimiz içindir. Yani bazen bir düğünde 500-600 seyirci karşısına çıkıyoruz, haftada ise en az 1000. Söylediğimiz Rumeli halk şarkılarını hep burada öğrendik. Bu açıdan her yetenekli gence bu derneği tavsiye ederim. Ayrıca o kadar da yetenek gerekmiyor. İnsan gençliğinde on türlü yol seçebilir. Özellikle deli çağ dediğimiz dönem yanlış yol seçmek için tehlike yaratır. Oysa sanat insanı bütün kötü şeylerden uzak tutar. Çünkü daima halk arasında olduğun için onun gözünde iyi görünmek zorundasın. Sanat ve genel anlamda kültür insanı terbiye eden çok güçlü bir etkendir. O yüzden gençlerin sadece doğruluk ve güzellik taşıyan şeyleri öğrenmeleri için yetenekleri üzere sanatla uğraşmayı öneriyorum. Zaten bölgede tanınan Türk sanatçıların çoğu “Ömer Lütfi” Derneğinde adlarını duyurdular. Ayrıca burada yetişen gençler dünyanın çeşitli yerlerinden birçok yetenekler ile tanışıp dost oldular. Bu da Derneğin katıldığı çeşitli uluslararası festivaller sayesinde mümkün oldu. Bir sözle “Ömer Lütfi” Türk Kültür Derneği Balkanlardaki gençler arasında köprü kurdu. Sanat sevgisi olan herkese derneğin verdiği fırsatlardan faydalanmasını tavsiye ederim.

- Hayranlarınıza kendinizi daha yakından tanıtabilir misiniz?

- Ben 1979 doğumluyum. Aslen Çernooçene Belediyesi’ne bağlı Yabılçene (Almalık) köyündenim. İlk ve ortaokulu Çernooçene’de bitirdim. Kırcaali “Aleko Konstantinov” Ekonomi Lisesi mezunuyum. Müzik sahnesine ilk ciddi adımlarımı burada attım ve sayesinde çok düzgün ve mutlu bir hayatım var. Beş yıldır evliyim. Eşim Mirem de müziği çok seviyor. Üç yaşında Damla adında bir kız çocuğumuz var. Onun bu yaşta müziğe olan aşırı ilgisinden doğrusu “korkuyorum”. Evde yaptığım provalar esnasında kızımın şarkı söyleyerek bana eşlik etme çabasından gururlanıyorum.

Kaynak: Söyleşi: Resmiye MÜMÜN

Ziyaretci sayısı: 5595


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


İSMAİL 2011-01-16 23:00:38
Ne guzel anlatmıssın genc arkadasım, insan sanatlat veya sporla ugrasırsa kotu yollara dusmez ve hayatıda mutlu ve dolu gecer, kırcalıdaki tum genclerimize ornek olursunda bizde artık bolgemizden Türk sanatcı cıktı diye gururlanalım. Yeni Rumeli turkuleri bestelerseniz çok iyi olur bence ,Ormancı falan bıktırıyor artık, Cigulinin Ağla anam sen ağla sarkısını guzel soyluyorsun kardesim, bu sarkı beni bitiriyor, Turkiyeyede gelin ,eminimki burdada cok sevileceksiniz,

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: kardjalinews.media@gmail.com   Webdesign: SWS