Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
 
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7563 Lv.
GBP GBP 2.171 Lv.
TRL TRL 0.257 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
05 Haziran 2020
HABERLER » Kırcaali
Rumeli Türküleri

Rumeli Türküleri

24 Nisan 2011

Türk’üz, türküleri severiz. Türkü söyleriz, türkü dinleriz. Yalnız dinlemekle kalmayız, duruma göre içimizden mırıldanır, tempo tutar ve ya söyleyene eşlik ederiz. Alkışlarız, ama sadece adet yerine gelsin diye değil, candan gönülden alkışlarız. Bayramda seyranda, düğünde dernekte hep türkülerle beraberizdir. Velhasıl, türküler bizim yaşantımızın ayrılmaz bir parçasıdır; hayatımızın ta kendisidir.

Ben, Rumeli türküleri ile doğup büyüdüm. Onlar, annemin ninnileri ile kulağıma çınlamış, beni rahatlatmış ve beşiğimde mışıl mışıl uyutmuşlar. Daha sonraları anlamaya başladım Rumeli türkülerini; bazıları annemin yüzünü neşe ve sevinçle dolduruyor, bazıları da hüzne boğuyor, gözyaşlarını akıtıyordu.
Ben, böyle türkülerle büyüyüp yetiştim. Bayramlarda, düğünlerde ve eğlencelerde onları çalıp oynardık, söyleyerek eğlenirdik. Kısacası, Rumeli türküleri hep dilimizdeydi. Şimdi de öyle. “Fincanı Taştan Oyarlar”, “Çıkayım Gideyim Şu Rumeli Düzüne”, “Kırmızı Gülün Alı Var”, “Arda Boyları”, “Alişimin Kaşları Kara”, “ Suya Gider Su Testisi Elinde”, “Kırcaali ile Arda Arası”… Daha yüzlercesi, belki de binlercesi, çünkü Rumeli insanı, sevincini, derdini, sevgisini, aşkını, her şeyini türkülerle dillendirmiş. Bunun için konular da çeşitlidir: aşk, gurbet, doğa, ölüm, ayrılık… Kısacası yaşamda karşılaşılan her şey.

Bu türküler, oradan göç edip de Anadolu’ya yerleşenlere orasının toprağını, taşını, kurdunu kuşunu, dağını tepesini, yani her şeyini özletiyor, en çok da insanlarını. Orada kalanlar annemiz babamız, bacımız kardeşimiz, teyzemiz halamız, dayımız amcamız, konu komşumuz. Biz o Rumeli türkülerini onlarla birlikte söyledik bayramlarda seyranlarda, düğünlerde şenliklerde. Söyledikte neşe bulduk, sevinçlerimizi paylaştık. Türkülerle güldük, türkülerle ağladık, zamanla bu türkülerin ustaları yetişti aramızdan. Ünlü sanatçı oldular. Onlara siz Rumeli Bülbülleri dedik.
Bu hususta en başa Kadriye Latifova’yı koymak lazım. Ünlü türkücü ve sanatçı 30 Mayıs 1928 yılında Haskovo’ya bağlı Golemantsi köyünde doğdu. Yıldızı 1953’de Haskovo’daki Türk tiyatrosuna girdikten sonra parlayan Kadriye, ilk ulusal çaptaki halk türküleri yarışmasında birinci oldu. Daha sonra birçok yerde güzel sesi ile seyircileri büyüleyen Kadriye Latifova, kısa zamanda halkın sevgisini kazandı. Kırcaali Türk Tiyatrosu ile Rodoplardaki her köyü dolaştı. Her yerde alkışlarla karşılandı, alkışlardan dolayı sahnelerden inemezdi. Tuna Boyu, Deliorman ve Doburca’daki Türk köy ve kasabalarında pek çok konserler verdi bir Rumeli Bülbülü olarak. Radyolardan, plaklardan dinlerdik onu. Biz ona doyamadık, o da sahnelere. ‘Rodopların Bülbülü’, kısa hayatı boyunca 500’e yakın halk şarkısı seslendirdi ve radyoda da 200’e yakın türkü kayıt etti. Kadriye Latifova’nın ünü uluslararası çapta da biliniyor. Bir gün Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük seslerinden olan Zeki Müren’e Balkanlarda ünlü bir türkücü adı söylemesini rica etmişler. O da, Kadriye demiş. O sadece sesi ile değil arkadaşları arasında gösterdiği insanlık ve anlayışı ile de gönülleri kazandı. 1962 yılında hayatının baharında bir trafik kazasında bu dünyaya gözlerini yumdu. Şimdi türküleri ile yaşıyor. Onun yerini kimse dolduramadı, ama Rumeli Türkülerini ustaca söyleyenler çıktı sahnelere: Osman Azizov, Cemil Şabanov, Ulviye Ahmedova, Ahmet Yusuf, Hasan Rodoplu, Mümin Karakaş, Zeynep Kayacıeva, Sıdıka Ahmedova ve daha niceleri. Fakat her biri için Kadriye Latifova, erişilemez “Kadriye Abla” olarak kaldı. Onun için şiirler yazıp, besteler yapıldı. Bunlara bir örnek Hasan Rodoplu’nun yazıp bestelediği “Kadriye Abla” şarkısıdır:

KADRİYE ABLA

Biricikti aramızda
Merhem idi yaramıza
En yüceydi sıramızda
Şanımızdı Kadriye Abla
Büyük Kadriye Latifova
Anamız hem bacımızdı
Parlayan yıldızımızdı
Başımızda tacımızdı
Şanımızdı Kadriye Abla
Büyük Kadriye Latifova

Yoktu dünyada hiç eşi
Andırırdı o güneşi
Bülbülden almıştı sesi
Şanımızdı Kadriye Abla
Büyük Kadriye Latifova

Sofya Radyosu’nun Türkçe yayınları da 1985 yılı başında kapanışına kadar halk yaratıcılığını geliştirmek ve ses sanatçıları yetiştirmek için çok gayret gösterdi. Pek çok türkü ve türkücüyü bulup programlarında geniş yer verdi. Aynı zamanda Türk bölgelerindeki okuma evleri yanlarında faaliyet gösteren amatör müzik toplulukları da, halk yaratıcılığını geliştirerek, gelenek ve görenekleri yaşatmak için çok çalıştılar. Folklor kaynaklarının kurumamasını sağladılar, uygulanan kısıtlamalara ve getirilen yasaklara rağmen.
Sonraları öyle dönemler oldu ki Türkçeyi konuşmak bile yasaklandı. Rumeli türkü ve şarkıları susturuldu, oyunlarımız oynanamaz oldu. O yıllarda Türkler, kalpleri ile söylediler türkülerini, şarkılarını. Ama bir kez dinledi mi kulak türkü istiyor, saz söz istiyor. Ah bu türküler; insan onlarsız olamıyor, büyük şairimiz Nazım’ın dediği gibi:

“İnsanların türküleri kendilerinden güzel, kendilerinden umutlu, kendilerinden kederli, daha uzun ömürlü kendilerinden. Sevdim insanlardan çok türkülerini.
İnsansız yaşayabildim. Türküsüz hiçbir zaman. Hiçbir zaman beni aldatmadı türküler de. Türküleri anladım hangi dilde söylenirse söylensin.

Bu dünyada yiyip içtiklerimin, gezip tozduklarımın, görüp işittiklerimin, dokunduklarımın, anladıklarımın hiçbiri, hiçbiri, beni bahtiyar etmedi türküler kadar...”
Türk, türküsüz olamaz, çünkü türküler hayatın ta kendisidir. Severse sevgisini haykırır, hüzünlenirse derdini dillendirir, ayrılığın hasretini seslendirir, gurbetin acısını haykırır…

Acıklı olaylar sonrası ağıtlar yakar, gözyaşı akıtır. Bazıları da efsaneleştirilir ve öyküden türkü doğar, Arda Boyları’nda olduğu gibi:

SELİME’NİN AĞITI

Arda Boyları türküsü radyodan çalındığında beni doğup büyüdüğüm Arda’nın kıyısına götürür (Arda Bulgaristan’ın Rodop dağlarından kaynar ve Meriç nehrinin koludur).

Rahmetli annem bu türküyü sık sık tuttururdu. Söylerken de gözleri nemlenir, biraz sonra da gözyaşları nurlu yüzünden yuvarlanmaya başlardı. “Arda Boyları” türküsünü söylerken annemin neden gözyaşı döktüğünü daha sonra anladım. Meğer şarkının kahramanı Selime, annemin akranıymış. Selime’nin öyküsü acıklı mı acıklı. Yarattığı hüzün insanın içini doldurup taşırıyor. Gözyaşı dökmemek elde değil, tıpkı zaman zaman yatağına sığmayan Arda nehri gibi.
Anlatılanlara göre olay bundan 70 yıl öncesi Arda’nın kıyısında bulunan Terziler köyünde vuku bulmuş. Köy sakinlerinden Sadullah Hoca’nın Selime adında alımlı mı alımlı bir kızı varmış. Bu sarışın güzel büyüyüp yetişmiş. Gelin olacak kız olmuş. Ne var ki Selime gönlünü köydeşi Recep’e kaptırır. Recep öksüz ve fakirdir. Selime buna önem vermez, onun için önemli olan Recep’e olan sevgisidir. İki gönül bir olunca samanlığın saray olacağına inanır. Ne var ki Selime’nin hayalleri boşunadır, çünkü babası Selime’nin fikrini almak niyetinde değildir. Kararı karardır, zira kızına da danışmaz. Her şey babaya bağlıdır. O kimle derse kız onunla evlenmelidir. Asırlardır böyle gelmiş, böyle gidecektir. Töreye karşı gelmek kızların haddi değildir.
Selime, annesinden ve ağabeyinden yardım umutlanır:

“Gitmeyeceğim ana Kara Duran’a.
Babam meram anlamaz, yalvar agama.”
Baba laftan anlamaz, dediği dediktir. Üstelik bol miktarda başlık parası almıştır. Bu gerçeği bilen Selime’nin dilinden şu sözler dökülür:
“Arda’nın suları bal gibi akar,
Benim imansız babam paraya tapar.”

Babasının katı tutumuna rağmen Selime kesin kararını vermiştir. Recep’ten başkasının sözünü ettirmez. “Olursa Recep olur, olmazsa…” diye kestirip atar. Ne var ki, Recep aynı kararlılık içinde değildir. Garibanlığın ezikliği altındadır. Gücünü, kuvvetini ve umudunu yitirmiştir. Zira Salih Hoca’nın dediği dediktir, yörede her şey ondan sorulur. Kaçarsa ikisini de yaşatmazlar. Kendinden çok Selime’yi düşünür. Ona kıyılmasına sebep olmak istemez.

Günler, kararsızlık içinde gelip geçer. Zoraki kına gecesi gelip çatar. Selimelerin evinde kına şenliği düzenlenir. Türküler, şarkılar ve oyunlar gelir arka arkaya, ama Selime’nin içinde dinmez fırtınalar esmeye başlar. Gözlerinden akan yaşlar adetten değildir, gerçektir. Gece yarısına doğru ellerine ve ayaklarına kına yakılır. Yanık kına türküleri herkesi ağlatır.
Kına gecesi son bulur. Herkes evine gider ve uykuya yatar. Sadece Selime’nin gözlerine uyku girmez. Düşündüğü planı uygulamak için fırsat kollar. Gece yarısından sonra sessizce yatağından kalkar. Kimseye sezdirmeden evden çıkar ve yavuklusu Recep’in evine ulaşır. Kapıyı ürkek hareketlerle açan Recep şaşkın, çaresiz ve cesaretsizdir. Ne yapacağını, ne diyeceğini bilemez. Selime’yi içeriye bile bile davet etmez. O anda Selime’nin çöküşü dille tarif edilemez. Yavuklusunun acizliği karşısında yeni bir karar alma aşamasına gelir. Kalbinden vurulmuştur. Artık tek bir yol kalmıştır: Arda Boyları…

Kıyıya vardığında şafak sökmek üzeredir. Arda’nın suları azgın mı azgın akar. Akan suların çıkardığı uğultular vadiyi dolduruyor ve etraftaki dağlarda yankılanıyordu. Tıpkı Selime’nin kalbinde esen fırtınalar gibi. Koynunda sakladığı kalemi ve kâğıdı çıkaran Selime kendi ağıtını bir yandan yazar, bir yandan da söyler:

“Arda Boylarına ben kendim gittim,
Dalgalar vurdukça can teslim ettim.”

Selime’nin ağıtında kızların parayla satılması töresine isyan ve başkaldırı vardır. Öfke ve kin vardır, Allah’tan da bir istediği vardır:

“Arda boyunda potin izleri,
Görmesin kâfir babam cennet yüzleri.”

Selime kendisini Arda’nın soğuk sularına bırakmazdan önce aşkına sahip çıkmayan Recep’e sitem dolu bir veda eder:

“Uyu uyan Recep’im ben gidiyorum,
Şu şavklı dünyayı terk ediyorum.”

Selime’nin sesini Arda’nın sulara dağa taşa, kurda kuşa ulaştırır. Onlar da alıp daha uzaklara götürür. Herkes duyusunda Selime’nin ağıtını dillendirsen diye. Selime, bahtsız kaderini ağıta döktükten sonra kendini Arda’nın sularına bırakır. Atlayışını Şeytan Köprüsü’nden geçen bir yolcu görür. Hemen kıyıya doğru koşarlar, ama feryatları ve çırpınışları boşunadır. Arda Selime’yi bağrına alıp götürmüştür. Elindeki ve ayaklarındaki gelinlik kınaları da “can teslim” etmişler, tıpkı Selime gibi.

Arda boylarına her gittiğimde akıp giden suların sesleri arasında Selime’nin ağıtını duyar gibi oluyorum.
Dik yamaçlardan koşan Arda’nın suları ile hayalen ben de alçaklara doğru akıyorum, vadiler geçerek, barajlar aşarak Kırcaali’ye ulaşıyorum. Bu şehir Arda Nehri’nin iki tarafına serili Rodopların Türklük başkentidir. Bunun dışında Kırcaali’nin benim için daha başka bir anlamı da var. Öğretmen Okulu’nu burada tamamladım. 15 yıl da gazetecilik yaptım. Şimdi her noktası benim için sadece bir anıdan ibaret. Ama Arda hep aynı; dört barajla gemlenmiş olsa da yoluna devam ediyor, Selime’nin ağıtına bir yenisini ekleyerek:
Feride, Arda’nın kudurmuş sularında Yusuf’unu arıyor devrilmiş kayığına bakarak:

“Kırcaali’yle Arda’nın arası,
Saat sekiz sırası,
Yusufum, saat sekiz sırası.
Civan bre Yusufumu dalgalar aldı,
Yoktur a çaresi.
Aman bre deryalar, kanlıca deryalar
Biz nişanlıyız,
İkimizde bir boydayız,
Biz delikanlıyız.”

İşte bu ağıtlarla koşuyor Arda, Meriç’e doğru. Yolculuğunda ona hem hüzünlü hem neşeli Rumeli türküleri eşlik ediyor.

Kaynak: İbrahim Şafak- İzmir


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR



 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET

BU YIL YAZ TATİLİ İÇİN HANGİ ÜLKEYE GİTMEYİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Türkiye
Bulgaristan
Yunanistan
Kendi ülkemde

Anket Başlangıç Tarihi:
2020-06-02
[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR

 05 HAZİRAN 2020     

-Toplam PCR Test Sayısı:87 890
-Son 24 Saat PCR Test Sayısı:223
-Toplam Vaka Sayısı:2 627
-Son 24 Saat Yeni Vaka Sayısı:42
-Toplam Vefat Sayısı:159
-Son 24 Saat Vefat Edenler:12
-Yoğun Bakımda Olanlar:8
-Toplam İyileşenler:1 390
-Son 24 Saat İyileşenler:68

Kaynak: www.koronavirus.bg



All Rights Reserved © 2006-2020    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS