Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7473 Lv.
GBP GBP 2.1232 Lv.
TRL TRL 0.3187 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
20 Ağustos 2019
HABERLER » Kırcaali
Unutulan Balkan Türklerinin Sorunlar Grafiği Üzerine Bir Değerlendirme

Unutulan Balkan Türklerinin Sorunlar Grafiği Üzerine Bir Değerlendirme

30 Temmuz 2011

Ülkemizin son dönemde iç ve dış politikadaki yoğun gündemi, artan terör, malum çevrelerin ‘özerklik’ (!) açıklamaları ve yapay azınlık çalışmaları son hızla devam ederken; yanı başımızda Türkiye’nin ‘garantör devlet’ olarak teminatı altında bulunan, Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonra bölgedeki şanlı ama bir o kadar da hüzün dolu bir geçmişin mirası olan ve günümüzde ‘gerçek azınlıklar’ olarak bölgede varlığını sürdürmeye çalışan Balkan Türklerinin ülkemizde pasif bir tepki ve unutkanlık psikoloji içinde izlendiği görülmektedir.

Son birkaç aylık dönemde Balkan Türkleriyle ilgili gelişmeler, ülkemizde yine bu alana heves duyan bir küçük bir grup tarafından takip edilmekle birlikte; kümülatif olmayan, tekil konu başlıkları altında ele alınmıştır. Kanaatimizce, konuların tekil incelense de; bütüncül bir çerçeveye oturtulması gereklidir. Ancak bunu Balkan topluluklarında görülen (ki özellikle Balkanlı Ortodoks Hristiyanlar’da oldukça yaygındır) ‘düşman yaratma’ hastalığı ve tarihsel paranoyaya kapılmaksızın gerçekleştirmek sağlıklı sonuçlar verir.

Genel bir yaklaşımla, Balkan Türklerinin sorunlarına bakıldığında; görülen husus hemen hemen bütün Balkan Türklerinin kimliksel anlamda sıkıntılarla karşı karşıya bırakılmak istendiğidir. Bir milleti ayakta tutan kültürün en önemli öğelerinin dil ve din olduğu yadsınamaz bir realite iken; bu noktada, özellikle Batı Trakya’daki ve Bulgaristan’daki Türklerin her ikisinden de muzdarip olundukları görülmektedir. Türkçe eğitim, müftülük sorunu, yoğun misyoner çalışmaları, ekonomik geri kalmışlık, din görevlileri ve Türkçe öğretmen konusundaki yetersizlik, hâkim kimliğin uyum ve bütünleştirme adı altında asimilasyon faaliyetleri, ılımlı milliyetçi çoğunluğun mesaj veremediği noktalarda LAOS, ATAKA, VMRO gibi aşırı milliyetçi grupların devreye girmesi ve bunların provakasyon amaçlı eylemleri, Müslüman Türk nüfus kitlesini, Türk, Pomak, Roman diye etnik gruplara ayırarak Müslüman adı altında birleştirme gayretleriyle sonra bu grupları yine etnik gruplara bölmek suretiyle farklı bir stratejinin uygulanması, kısıtlı kaynaklar nedeniyle mevcut Türkçe yayın organlarının kapanma tehlikesi, ekonomik açıdan sorun yaşamayan neşriyatların ise tazminat cezalarına boğulması gibi, bir dizi husus iki azınlık grubumuzun ortak sorunlarını içermektedir. Kaldı ki; Bulgaristan Türkleri açısından mesele daha trajiktir. Ortak sorun yaşayan iki kitlenin farklı tepkiler vermesi Batı Trakyalıların ‘iradî azınlık’ olmasından; Bulgaristan Türklerinin ise ‘kültürel azınlık’ olmasından ileri gelmektedir. Diğer bir deyişle, Batı Trakyalılar her dönemde teyakkuz halinde olmaya meyilli iken; Bulgaristan Türkleri kriz oldukça sertleşme eğilimindedir. Başmüftülük krizi ve Mayıs ayındaki cami saldırısı bu noktada önemli örneklerdir. Ancak bütün Balkan Türklerinin görmediği bir husus vardır: Katı asimilasyon dönemleri bitmiştir; artık modern asimilasyon dönemleri yaşanmaktadır. Diğer bir ifadeyle, askeri araçlarla asimilasyon yerini İngiliz metotlarına, Ali Cengiz oyunlarına bırakmıştır.

Bulgaristan’da son dönemde yaşanan bir iki hususa dikkat çekmek lazımdır. Bulgaristan Türkleri nüfus itibariyle diğer Balkan Türklerinin toplamının iki katından daha fazladır. Bu açıdan, Balkan Türklerinin en önemli mihenk taşı olarak da nitelendirilebilir. Ancak, ülkedeki 2011 yılı nüfus sayımına göre, Bulgaristan Türklerinin sayısı 588 bin 313’e gerilemesi tarihsel süreç içerisinde görülen en alt düzeyi ifade etmektedir. Bunda, ülkedeki Türklerin ekonomik sorunlar nedeniyle yurtdışına yoğun göçlerinin etkisi büyüktür. Ayrıca, nüfus sayım metotları, yurtdışındaki pek çok Bulgaristan Türkünün demografik istatistiklerde yer alamamasına yol açmıştır. Kanaatimizce Bulgaristan Türklerinin sayısı 800.000 sınırının biraz daha üzerinde; Müslümanlar ise 1,5 milyon dolayındadır. Ancak, burada dikkat çeken, Bulgar Devleti’nin sayım sonuçlarıyla eriyen Bulgar nüfusunu gizleme çabasıyla, bununla birlikte Türk ve Müslüman grup üzerindeki psikolojik harekâtıdır. Öte yandan, Bulgaristan’da Başmüftülük krizi büyük ölçüde çözülse de; küçük çaplı hukuk sorunları hâlâ devam etmektedir. Güncel farklı bir sorun ise, ülkede yeni yürürlüğe giren ikamet yasasıyla oy kullanmak için yerel seçimlerden önce 4 ay ülkede oturma zorunluluğunun getirilmesidir. Aslında söz konusu seçim yasası, Bulgar Devleti’nin Türkiye’den her seçimde gerçekleşen göçmen akınını engelleme isteğiyle Türklerin ezici çoğunlukta olmadığı ancak yerel yönetimleri elinde buldurduğu yerleri ‘devirme’ arzusunun bütünleşmiş ifadesidir. Yerel seçimler için ‘seçmen turizmine’ çözüm bulan Sofya Yönetimi’nin genel seçimler için de paralel bir alternatif üreteceğini tahmin etmek güç olmasa gerek. Diğer taraftan, kurumsal açıdan Bulgaristan Türklerinin gerek siyasi temsil anlamında gerek Türkiye’deki sivil toplum örgütleri bazında hiç olmadığı kadar büyük bir kimlik krizi yaşadığı ve açmazda bulundukları görülmektedir. Nitekim bu durum kendi içinde ‘anti’ hareketleri doğurmakta ve azınlık yapılanmalarının yıpranmasına yol açmaktadır.

Makedonya ve Kosova Türklerinde de kimliksel tehditlerin yaşandığı gözlenirken; Batı Trakya ve Bulgaristan’dan temel farkları, tehdidin kaynak noktasının Müslüman bir topluluk olmasıdır. Nüfus sayımlarında Türklerin Arnavutlar tarafından farklı bir kimlik beyanına zorlanmaları bu noktada temel olabilecek bir örnektir.

Makedonya ve Türkiye arasındaki olumlu ikili ilişkiler Türk azınlığın durumunda göreli bir iyileşme yaratsa da; Türkçe’nin resmi dil olma sorunu (yüzde 20’lik nüfus sınırlaması), Türkçe eğitim ve hassas olan etnik ve dinî dengeler (Şubat 2011’de Üsküp’teki çatışma örneği) önemli konu başlıklarıdır. Makedonya Türkleri için esas tehlike ise azınlık grubu içerisindeki görüş farklılıkları ve kurumsal bölünmüşlüktür. Yaklaşık 70 bin kişilik bir azınlık grubunun 3 siyasi partiye ve 50’nin üzerinde sivil toplum örgütüne bölünüp, bütüncül hareket edememesi izahı zor bir durumu ifade etmektedir. Özellikle, Haziran 2011’deki seçimler bu bölünmüş yapıyı çok daha belirgin hale getirmiştir. Ne var ki, azınlığın içsel sorunuymuş gibi gözüken bu statükonun devamını isteyen ülke, bölge ve kıta geneline yayılan odakların var olduğu bilinegelmektedir.

Kosova Türklerinin bölünmüşlük sorunu Makedonya Türklerine nazaran çok daha minimize edilmiş bir durumdayken; Türkçe konusunda yaşanan sıkıntılar kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Örneğin, 1974 Yugoslavya Anayasası’nda Türkçe resmi dil statüsündeyken, Türkler de kurucu unsurlardan birisiydi. 2008 yılında bağımsız olan Kosova Anayasası’nda ise, Türkler azınlık bir grup haline getirilerek, Türkçe resmi dil olmaktan çıkarılmış, yerel yönetimler düzeyine indirgenmiştir. Kurucu unsur kapsamına ise nüfus açısından ezici çoğunluğu oluşturan Arnavutların yanı sıra, bugünlerde Mitroviça’da Müslüman Kosovalılara kurşun sıkan sadece Sırpların dâhil edilmesi düşündürücü olmuştur. Kosova’da 2005 yılından itibaren Resmi Gazete Türkçe olarak da yayınlanmaktayken; 2010 yılında baskısı kaldırılmak istenmişti. Neyse ki, görünürde KDTP’nin, arka planda ise Türkiye’nin etkin girişimleri bu süreci lehte sonuçlandırmıştır. Geçmiş dönemlerde kapatılan/kapanmak zorunda kalan Yeni Dönem Gazetesi ile Temmuz 2011’de Mehmetçik FM’in alınan bir kararla yayın hayatına son vermesi (Kosova’daki Türk askeri bu kararı almıştır) Türkçe’nin akıbetini düşündürür olmuştur. Kosova’da Türkçe olarak yayın hayatına başlayan yeni neşriyatlar olsa da; istenilen düzeyde değildir. Yine aynı şekilde, Makedonya’daki resmi için yüzde 20’lik nüfus kotası, Kosova’da yüzde 5 olarak karşımıza çıkmaktadır. Ne var ki, yasal mevzuat bunu emretse de, Prizren Belediye ambleminde olduğu gibi uygulama hataları görülmektedir. Kazanılan hukuk mücadelelerine rağmen, Kosova’da üstünlerin hukukunun egemen olduğu görülmektedir. Okullarda Türkçe eğitim görenlerin sayısındaki azalma ile üniversitelerdeki Türk akademisyenlere yapılan baskılar işin farklı bir boyutunu oluşturmaktadır. Bütün bunlarla birlikte, Kosovalı Türklere hâkim grubun etnik baskıları dâhil edildiğinde, sanılandan daha çetrefilli bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Kosova ve Makedonya’daki etnik baskı konusunun arka planında Türkiye’den bölgeye giden gerek kamu, gerek yerel yönetim görevlilerinin göz yummasının etkili olduğu anlaşılmaktadır. Kanaatimizce Ankara’nın genel olarak bu faaliyetlere kayıtsız kalması, ‘Katolikleştirilme tehdidi altında bulunan Kosova’nın Müslüman kalabilmesini sağlamak için, dindaş Arnavutları üzmemek, bilakis kazanmak ve Priştina’yı Ankara ekseninden fazla uzaklaştırmamak’ stratejisine dayanmaktadır.

Balkan Türklerinin ifade edilmeye çalışılan bu sorunlu grafiğinin arka planında, tarihsel Şark Meselesi bulunmaktadır. Konjonktür itibariyle modernize edilen söz konusu tarihsel kavram, ilk ortaya çıkışı itibariyle, Türkleri Avrupa’dan atmak ve daha sonra geldikleri yere geri göndermek olsa da; yapılmak istenen bu suikast Lozan’la durdurulmuştu. Daha sonra farklı formatlara bürünen proje, Soğuk Savaş sonrası dönemde modern haliyle ortaya çıkmış; ilk denemesini Bosna Hersek’te yapmıştır. 11 Eylül 2001 sonrası süreçte ise, Avrupa’da iyice kendini hissettiren İslamofobia, sıradan muhafazakârları bile etki altına alırken; aşırılık yanlılarını ise daha da sertleştirmiştir. Avrupa Birliği belgelerinde adını Türklerin verdiği Balkanlar ifadesi yerine ‘Güneydoğu Avrupa’ kullanılması konusunda ısrardan, Norveçli cani Anders Breivik’in manifestosundaki ilgili ifadelere; Balkanlar’da Yugoslavya’nın kanlı dağılma sürecinden, bölgedeki Türklerin birbirinden bağımsızmış gibi gözüken ama aynı bütünün parçaları olan sorunlarına kadar geniş bir yelpaze Modern Şark Meselesi’nin görünen yüzünü işaret etmektedir.

Avrupa’nın İstanbul’dan, Türkiye’nin ise Bosna’dan başlayan güvenlik eksenleri Balkanlar coğrafyasında çakışmaktadır. İki aktörün farklı güvenlik algılamalarının uzun vadede taban tabana tezat olduğu görülmektedir. Balkan Türklerinin sorunları zamanla iyice kemikleşen bir görünüme bürünürken; Ankara Yönetimi’nin uzun vadeli politikalar izleyerek daha sistematik ve profesyonel kurumlarıyla hareket etme zarureti ortaya çıkmaktadır.

-----------------------------------------------------

 *Kader Özlem, Uluslararası İlişkiler Uzmanı, kaderozlem@gmail.com
1 “Bulgaristan’da Nüfus Sayımı”, TRT Haber, 21.07.2011 http://www.trt.net.tr/haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=37fbb5fc-c9cc-4850-b2bb-201dc7ec24f9 , (28.07.2011)
2“Kırcaali İli Nüfusunun % 40 ‘ı Seçimlerde Oyunu Kullanamayacak”, Kırcaali Haber, 07.12.2011, http://www.kircaalihaber.com/?pid=3&id_news=7291 (28.07.2011)
3 “Makedonya Türklerinin En Büyük Sorunu Bölünmüşlük”, Milli Gazete, 22.12.2010, http://www.milligazete.com.tr/haber/makedonya-turklerinin-en-buyuk-sorunu-bolunmusluk-185321.htm , (28.07.2011)
4Mevcut Kosova Anayasası için bkz. “Constitution of the Republic of Kosovo”, 5. Madde, http://www.kushtetutakosoves.info/repository/docs/Constitution.of.the.Republic.of.Kosovo.pdf (29.07.2011)
5 Prizren’den Yayın Yapan Mehmetçik FM Kapandı”, Kosova Haber, 04.07.2011, http://www.kosovahaber.com/?page=2,12,7366 , (29.07.2011)

Kaynak: Kader Özlem

Ziyaretci sayısı: 3117


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


Kader Özlem'e 2011-07-31 00:55:44
SAYIN KADER ÖZLEM,BAŞTA BULGARİSTANIN SÖZDE TÜRK PARTİSİ DPS-HÖH LİDERLERİ,ISRARLA VE İNATLA,TÜRK SÖZÜ,TÜRK KELİMESİ YERİNE,İNATLA VE ISRARLA MÜSLÜMAN DEYİMİNİ KULANMAYI TERCİH EDİYORLAR.NEDEN?.
Saygılar.
Varnalı
Sn. Özlem' 2011-07-31 03:30:23
Sayın Özlem; yaızlarınızdan bir Türk milliyetçisi olduğunuz anlaşılıyor. HÖH'e neden vurmayıp da her seferinde "teğet" geçiyorsunuz? Yeterince malzemeniz yok mu?
Bilgilendirirseniz sevinirim.
küçük doğan 2011-07-31 10:34:15
Yorumcunun birisi Sy. Özlemin neden H.Ö.H.ü eleştirmediğini hatta vurmadığını sormakta.Bende o arkadaşa şunu sormak isterim -Bulgaristan Türklerinin tüm sorunlarından H.Ö.H. mü sorumlu
Türk aydınlar sorumly değlmi
Çocuklarını Türkçe okutmayan aileler sorumlu değilmi
Türklük şuurunu muhafazası için kılını kıpırdatmayan gençlik sorumlu değilmi
Sivil toplum örgütlerine katkı sağlamayan Türk gençliği suçlu değilmi-dinine-dilinekültürüne-folkloruna-
gerekli ilgiyi göstermeyen toplum suçlu değilmi.
EN KOLAYI DPS SUÇLU DEMEK
büyük doğan 2011-07-31 12:25:35
Bulgaristan türklerinin sorunlarından sorumlu tutulan Türk aydınlardan çocuklarına Türkçe okutmayan ailelerden Türklük ruhunu muhafa etmeyen gençlikten sivil toplum örgütlerine destek olmayan gençlikten dininie diline kültürüne folklarına gerekli ilgiyi göstermeyen toplumdan herseçim döneminde Türklük narası atıp oy isteyen Türkçe bile konuşamayarak oy oy diye bağıran dedem mi senin küçük doğancığınmı ?
Perperek Papazı Der ki... 2011-07-31 12:25:55
Kader, 7-8 cümle ile yazabileceğini ikibuçuk A4 kağıda üşenmeden ne diye yazdın ki, oturup da okuyan kaç kişi var acaba?
Tum Turkluk Adina. 2011-07-31 15:11:23
Komunizme dogru
Oktyabr /Ekim ayinda Lenin en basta.
Rusya ayaklandi ve ilirledi
Zaferi kazandi çetin savasta
Bu inkilyab 1917

Dalgalandi sanli Sovyet bayragi.
húr úlkenin yaylasinda ve dúzúnde
Emekçiler elinde oz topragi
esi bulunmaz onun yer yúzúnde

Ona karsi herkes bir sevgi tasir
yeter ki namuslu ve uyanik olsun
Çúnkú basis için basta savasir
Artik Harb olmasin Baris Kurulsun

ne gúzel deyilmi!

60 yillardir bu makaaleyi ezbere okuyan okumus dedikleri O Komunist çocuklarinin ogullarindan daha neler beklersininiz ki Komunist parçaciklari baska bir ise yaramazlaar Turkçemizi dogru dúrúst okumak ve Dilbilgisi Tuklugu için Anadan ve Babadan gelir eyitim Buyuklerimizden Aydinlarimizdan gelir Ahmed Dogan bunu okudu. Ibrahim Tatarli bunu okudu Lutfi Mestan bunu okudu onlar DS evlyatlari Onlar Turkçeden Arapçadan Diinden Kulturden Ne anlarlar ki onlara sen sor bu salak millet nasil ezilebilir nasil soyuk sogana çevirilebilir sen Al parayi sok cebine Sat anasini o fakir turk halkini gibi bir seydir Onlara sorarsaniz Ne turkçesi ne Arapcasi yahu onlar artik eskide kalmis diller bu gun malum olan diller Bulgarca.Rusca, Ingilizce, Almanca ,Fransizca bu gun konusulan modern diller bunlardir derler kardesim bunlarin tarihi yikilmis kókú,sopu çúrúmús bir millettir. Ozúnú iyi degerlendirecek olan Turk milletine çagrimiz sudur Uyanalim artik zamaani geldide geçiyor Turkçenin nekadar ónemli oldugunu Çocuklarimiza anlatalim birinci Ana dilimiz Turkçe ve sonrada resmii olarak Bulgarca .Ingilizce Almanca ve Fransizca dillerini de bilmemizin bize yararli olacagini biz çok iyi biliriz bir yabanci dil bir silahtir. bizim için demisler bizim Atalarimiz Zamaanindbuyuk bir gayretle bilmemizde yarar vardir..Saygilar.
Büyük doğana 2011-07-31 22:34:11
Dedeni tanımam ama senin sıkıntın olduğu apaçık belli ,bence sen ısrarla gerçekleri görmek istemiyorsun.
Bireysel sorumluluğnu yerine getirmektense hemen DPS yi suçlamak maalesef bir alışkanlık hale gelmiş sende ve senin gibi sorumsuz kişilerde.Hadi artık büyüde kartak ol....
küçük doğana 2011-08-01 08:34:07
hiçbişeycik yapmadığım halde parlamentolarda uyuduğum halde Türk Türk diye bağırıp çağırıp iki kelimecik Türkçe konuşamadığım halde bir halta yaramadığım halde banada üste para versinler bende durduk halde zengin olim bende büyücem anlaşıldımı
küçük beyinli küçük doğan'a 2011-08-02 13:35:08
küçük doğan,seninde kanın çingene kanı.Türk düşmanalarına,ÇANAK TUTMA HIYAR HERİF.BULGARİSTAN TÜRKLÜĞÜNÜ YEDİNİZ BİTİRDİNİZ,DOYMADINIZ.BG.Türklerinin içler acısı durumundan baba annen mi suçlu hıyar ağısı?. Tabi ki HÖH VE AHMET DOĞAN SUÇLU.SİYASET BİLMİYORSAN YAZMA.GİT 10 DEKAR TÜTÜN ÇALIŞ,DAHA HAYIRLI OLURSUN.
iyi ki doğdun............!!!!! 2011-08-02 17:46:09
İYİ Kİ doğdun küçük doğan,sen doğmasaydın bizim halimiz nice olurdu,bilinmez.
şıp demiş,düşmüş............. 2011-08-02 17:51:10
küçük doğan,büyük doğanın burnundan şıp diye düşmüş olacak ki,Ahmet Doğan'ın burnundan kıl dahi aldırmıyor.
sonsuza dek... 2011-08-02 23:26:55
Şıp demiş mankafalıkları düşmüş. Ya! Yok çingene kanıymış, yok ajanmış... Hani kanıtlr? Nanay kanıtlar. Mankafa gibi düşünmeyene hayasızca saldırılar, küfürler mubah.Çünkü mankafa mankafadır arkadaşlar.

Mankafaya mesajım: sonsuza dek eşşek kalacaksın!
başlangıçtan beri 2011-08-02 23:37:30
Eşeğe bilem yaptığı iş, taşdıkları için arpa verirler, liderliye soyunan bazılarımız eşek bile olamamışlar anlaşılan yatma uyuma sefa süerme için para alırlar kendileri utanmadan! Eşeklere saygı!
başlangıçtan beri 2011-08-02 23:39:50
Eşek bile olamayanlara mesajım: Sonsuza dek asalak kalacaksın!
asalak tanımı 2011-08-03 11:19:26
Hayatını mesleği sayesinde kazanan adama asalak denmez, olsa olsa özgür düşünceli birey denir. Ne iş olursa yaparım abi diyenler fikir beyanında bulunmaya karışmamalılar, çnkü fikir niyetine abuk sabk şeyler söyleyecekleri neredeyse kesindir.

Adam Doğan'la ilgili, medeni bir şekilde düşüncesini söylüyor; dediklerini kabul eteyebilirsin, ama hakaretler yağdrma hakına da sahip değilsin. Kendi düşünceni beyan etmek yeterli olmuyor, başlıyorsunuz galiz saldırılara. Kendinize gelin beyler.
burjuva fetişisti asalakları 2011-08-04 00:43:42
4 yıl süreyle seçildiğin parlamentoya 4 yılda 10 kere gitmeye bir halt proje üretmemeye temsil ettiğin kitle tek kelmeyle ekmek derdindeylen ikiyüzlü çıkar ilişkileiryle servetine servet katmaya özgür düşünceye sahip olmayı bırak kafasında kullanılmamaktan çürüyen beyinciğe sahip olma vasfına ve işine meslek değil asalaklık denir. Ne iş olsa yaparım abi diyenlerin ödediği vergiler ve verdiği oylar olmasa düşünce felsefe adamı diye bize yutturulan çürük beyinliler çöplükte asalaklık yaparlardı parlamento ve villalarında değil ne iş olsa yaparım diyenlerin vergilerine ve oylarına iyi göz kulak olsunlar yoksa ne iş yaparım abi diyenler hayatta kalırda ne iş olsa yaparım abi diyenlere bir taraflarını dayıyanların bir tarafları açıkta kalabilir sonra ilgili tarafları her iş yapar hale gelmesin
küçük doğan 2011-08-14 14:44:01
Bana hakaret eden ve küfreden herkese cevap
- DNA testi yaptırmadım ama Türklüğümden şüpem yok,ancak bir çök çingene bile sizden daha onurlu ve şerefli davranmaktadır.
- Politika insan unsuru üzerine yapılır -iyi insan her partide iyidir-kötü insan her partide kötüdür,ben parti başkanı ile ilgili iyi veya kötü diye bir yorum yapmadım ben sadece her şey partiden beklenmemeli dedim.İnsanlar partizan olmamalı idealleri doğurultusunda oy vermeli diye düşünüyorum.Kaldı ki toplum ve toplumun oluşturduğu örgütler ve benzeri kuruluşlar siyasete baskı unsuru olup politikacılara yön vermeli.Bugünkü gibi bu toplum duyarsız olduğu müdetçe sadece ağzınızı yorar ve küfür edrsiniz.
- Beynimin küçüklüğü ile ilgilide cevap vermiş oldum herhalde?

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: kardjalinews.media@gmail.com   Webdesign: SWS