Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7473 Lv.
GBP GBP 2.1232 Lv.
TRL TRL 0.3187 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
23 Eylül 2019
HABERLER » Kırcaali
Bulgaristan Türk Edebiyatı Hakkında Yeni Kitap

Bulgaristan Türk Edebiyatı Hakkında Yeni Kitap

03 Aralık 2012

Atilla Jorma,1952 yılında Finlandiya’da, Turku’da doğmuş, ortaöğrenimini Finlandiya’da tamamlamıştır. 1976 yılında kaydolduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden (Güney Azerbaycan) Zencan Şairler teziyle 1982 yılında mezun olmuştur. 1984-1987 Finlandiya’da Turku Üniversitesinde Dilbilim bölümünde araştırma asistanı olarak çalışmış, aynı üniversitenin dil merkezinde 1984-1991 Türkçe okutma olarak çalışmış; Türkçenin üniversitenin programına alınması şahsi teşebbüsüyle olmuştu. Fince hazırladığı Türk Dil Bilgisi Turku üniversitesi yayınları arasında çıkmış, geliştirilmiş baskılar Helsinki Üniversitesi yayınevinde çıkmıştır.

Hazırladığı Fince-Türkçe, Türkçe-Fince sözlüğün Finlandiya’da son baskısı 2009, Türkiye’de 2010’da çıkmıştır. Bulgaristan’da altmışlı yılların Türkçe romanı başlıklı doktora tezini Turku Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümünde 2008 yılında savundu. Başta Ural-Altay dilciliği, Balkanlarda Türk Dili konulu uluslar arası sempozyumlarda sunduğu bildirilerin, uzmanlık dergilerinde makalelerinin yanında Hazar Berisi-Karadeniz Kültür Çevresinde Türk Dili, Türkistan ve Azerbaycan Araştırma Merkezi, Hollanda, Haarlem 1999 ve Oğuzcanın Karadeniz Serüveni, Doğu Kütüphanesi, İstanbul 2008, 2011 eserleri anılmalıdır. Halen Ardahan Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümünde Horasan Türkçesi ile Gagauz dili ve edebiyatı derslerini okutmaktadır. Türk lehçelerinden başka Fin, Macar, Hollanda, Alman, İngiliz dillerini bilmektedir.

Atilla Jorma’nın bu yıl Bulgaristan ve Türk Edebiyatı adlı kitabı yayınlandı.
Bu yeni kitabı ile ilgili Sevil İrevanlı’nın Atilla Jorma’yla yaptığı söyleşiyi Kırcaali Haber gazetesi okuyucularına sunuyoruz.


- Sizi yeni çıkan kitabınız için tebrik ederim. Kitabın adını merak ettim, neden Bulgaristan’da Türk edebiyatı değil de Bulgaristan ve Türk edebiyatı?

- Kitap aslında tamamlanmış değil. Kitaba bir bölüm daha eklenecek, onun için kitaptan şimdilik çok küçük bir baskı yapıldı.

- Günümüzde Bulgaristan Türk edebiyatı kavramından söz etmek acaba gereklimidir? Sadece Türk edebiyatından veya Türk dilinde yazılmış edebiyattan söz etmek yetmez mi?

- İkinci dünya savaşından sonra dünya ikiye bölünmüş oldu. Bulgaristan ikiye bölünmüş dünyanın doğu tarafında kaldı. Sovyetler Birliğinde Stalin Yazarlar Birliğini kurdurmuştu. Başına da Maksim Gorki’yi oturtmuştu. Bulgaristan’da ise 9 Eylül 1944 edebiyat dünyasında da her şeyin miladı gibi görülüyordu. Doğunun, yani komünist ülkelerinin, edebiyatlarına baktığımızda, “sosyalist gerçekçilik” diye bir akımla karşılaşırız. Bu edebiyat, sosyal ve insancı görünmekle birlikte tam gerçekçi değildir. Devlet yetkisinin, parti önderlerinin buyurduğu yapmacık bir akımın yüzeysel ve çoğu zaman ideoloji propagandasına kaçan ürünlerini vermekten öteye geçememiştir. İktidarın zararlı görülen gerçeklerini yasaklamıştır. Eleştiriden, tenkidi gerçekçilikten yoksundur. Bütün bu yasaklamalardan, çizilen dar sınırlardan, özgürlük yokluğundan dolayı, sosyalist gerçekçiler, insan gerçeklerinin karmaşık sorunlarını gereği gibi işleyemediler. Bunun bir sonucu olarak açık, kolay anlaşılır, ama inkişaf etmeyen bir sanat ve edebiyat doğdu. Türkiye ise bu çağda bir yandan Stalin korkusundan Amerika ve Natoya bağlanmış olup Amerikan kültür(süzlük) etkilerine maruz kalmıştı; öte yandan da Sovyet sistemini alttan alta taklit ediyordu. O dönemin eğitiminde yetişen Türkiyeli sosyalist realist yazarların eserlerini Bulgaristan Türkü de bol bol okuyordu. Koşukavaklı Ömer Osman yazdığı son romanlarında bu çatışan siyasi etkilenmeleri tasvir etmiştir.

-Kitabınız Bulgaristan’daki okuyuculara veya Bulgaristan’daki Türkçe kitap bulunan kütüphanelere ulaştı mı?

- Kitap hemen çıktıktan sonra İstanbul’dan Bulgaristan’a geçtim. Sırasıyla Kırcaali, Şumnu ve Torlak kütüphanelerine birer adet bağışladım.

Mesleğim kütüphaneci olduğu için dikkatimi çekti. Bulgaristan’da sözünü ettiğiniz Türkçe kitapların bulundurulduğu kütüphanelerde hangi yazar ve şairlerin eserlerini gördünüz bunlar hakkında biraz bilgi verebilirmisiniz?

- Bulgaristan’da Türkçe kitapların yer aldığı sadece andığım üç kütüphaneyi görme imkanım olmuştur. Kırcaali’deki Ömer Lütfi Kültür Derneği kütüphanesi, Kırcaali Haber gazetesinde tanıtılmıştı sanırım. Şumnu’daki kütüphane ise şu anda yeni binaya taşınmakta. Soykırım yıllarında Türkçe kitaplar yakılıp yok edildiği zamanın kütüphane müdürü Şumnu kütüphanesindeki kitapların bir bölümünü bodrumda saklamayı başarmış. Bodrumdaki bu kitapların kütüphanede katalog sistemi ile yerleştirilip düzenlenmesi çok ağır ve zahmetli bir vazife olacak. O devirde siyasi ağırlıklı kitaplar çok çıkmış olsa da edebi açıdan değerli eserler de yayımlanmıştır. Bulgaristan’da 50'li 60'lı yıllarda Türkçe şiir ve hikaye kitapları, tiyatro eserleri, romanlar yayımlanmıştır. Ellili ve altmışlı yıllarda yaratıcılığa başlamış Türk şairlerin eserleri bugün bazı antolojilerde okunabilir, yoksa bazıları yeniden basılmaya değer bu eserler bugün unutulmuştur. Nitekim iki Torlaklı yazarın eserlerinin yeniden yayımlanması gecikmektedir. Ahmet Şerif’in 2005'te ikinci baskısı olarak yayımlanan ”Sen İstanbul’a Gelme” romanı iç kapağındaki bilgiye göre Rusçuktaki posta kutusu adresinden istenebilir. Sabri Tata’nın ise bütün eserlerinin birinci cildi 2011’de BALTAM yayını olarak Kosova Prizren’de çıkmıştır. Ancak sonraki ciltlerden mesela çok sevilen ”Gün Doğarken” romanı henüz çıkmamıştır. Günümüzde Türkçe şiir kitapları yayımlansa da romanlar çok seyrek çıkıyor. Bulgaristan’daki şu anda yaşayan roman yazarlarından İsmail Yakup’la görüştüm. Kendisinden “Kestaneler Altında” adlı yeni çıkan romanını aldım. Çok sevindim; bu eserin tanıtımı da kitabımın yeni baskısında yer alacaktır.

- Daha önce de Bulgaristanlı romancı rahmetli Sabri Tata hakkında hazırladığım bir röportaj Azerbaycan’da 525’inci gazetede ve İstanbul’da Önce Vatan gazetesinde 2009’da yayımlanmıştı. Adını çektiğiniz “Kestaneler Altında” romanının yazarı İsmail Yakupla da ilerde bir söyleşi yapmayı düşünüyorum. Bulgaristan’da Türkçe kitaplar bulunduran kütüphaneler hakkında da bir yazı hazırlamak isterdim. Kitabınıza ilave edeceğiniz bölüm neyle bağlı olacak?

- Çalışmam hem tanıtım hem eleştirme amaçlıdır. Edebiyat araştırmaları edebiyatın tarihinden, tenkidinden ve tanıtımından ibarettir. Tenkidin yani eleştirinin tanıtımdan ayrı olduğu bilinmeli; sağlam edebi tenkit olmadan sağlam bir edebiyat olmaz. Edebiyat sağlam bir eleştiri ile gelişebilir. Vaktiyle "sanat sanat içindir" görüşünün karşısına dikilen sosyal gerçekliği savunanlar da edebiyatçı değildi, onların işi şiir, hikâye, roman yazmak değildi, onlar bugün de olduğu gibi edebiyat eleştirmenleri olarak, sanatın, estetiğin, edebiyatla toplum ilişkilerinin ne olduğunu araştırıp anlatan kimselerdir. Bence önemli olan Bulgaristan’da yaratılmış edebiyatın dünya edebiyatı içinde hak ettiği yeri alabilmesidir. Kanadı kırılmamış olsaydı, Bulgaristan’da yaratılan Türk edebiyatı da dünya edebiyatının bir parçası olma yolunda idi. Tekrar böyle bir yeri alabilmesi için bir engel yok, ancak bu edebiyatı tanıtmak gerek. Avrupa Birliği programında az bilinen eserlerin çevirileri için de imkanlar, fonlar vardır. Bunların en elverişli türü romandır. Milli edebiyat insanı esas alarak uluslararası boyut kazanabilir. Büyük edebiyatın, bilhassa romanın belirli bir topluma aidiyeti ve oradan aldığı bir kimliği var; Tolstoy, Turgenyev, Dostoyevski vs. Rus toplumunu, Balzac, Victor Hugo Fransız toplumunu anlatıyor. Aynısını İngiliz, Amerikan edebiyatı ve başka edebiyatlar hakkında söylemek mümkün. Her yazar bir "milli" kimlik taşır. Romanın şiirden ve küçük hikâyeden oldukça farklı kökenleri ve fonksiyonları var, romanların milli yönlerinin ötesinde ve üstünde hatta onlardan çok daha önemli olarak insanı tasvir etmeleri vardır. Milliyeti ne olursa, Fransız, Rus, Japon, büyük roman yazarları insanı ve sanatı ön plana çıkardıkları için milliyet farkı gözetmeksizin uluslararası kabul görmüşler, eserleri onlarca dile çevrilmiştir. Bu özellikle nesir için geçerlidir; şiirin de toplumsal bir yönü bulunur, fakat şiirde sanat yönü ağır basar.
...

Teşekkür ederim. Bir dahaki söyleşimizde şiir konusunu ele alabiliriz.

Kaynak: Kırcaali Haber

Ziyaretci sayısı: 3356


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


Er 2012-12-03 14:16:59
En iyi Turkologlar Finlerden ikinci Macarlardan cikar.
Mestanli 2012-12-17 14:45:00
finliler,macarlar da turk boylarindan olduklarindan dir her halde.
İsmail Yakup 2013-02-22 18:30:55
Kütabı okumaya ikanım oldu. çok celbedici ve sevindirici bir eser olmuş. edebiyatseverlere tavsiye ediyorum.
İsmail Yakup 2013-02-22 18:31:48
Kitabı okumaya ikanım oldu. Çok celbedici ve sevindirici bir eser olmuş. Edebiyatseverlere tavsiye ediyorum.

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS