Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
 
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7585 Lv.
GBP GBP 2.2451 Lv.
TRL TRL 0.2798 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
07 Nisan 2020
YORUM

BULGARİSTAN’DAKİ BASKILARA ÇARE!

06 Temmuz 2009

Durmuş ARDA
Yirmi senedir Türkiye’de yaşamış olsam da, bu yılın Şubat ayında emekli olduktan sonra Bulgaristan’da daha çok oturma fırsatım oldu.
Kırcaali bölgesinde yaşayan sıradan Türklerle yaptığım sohbetlerde kendilerine devlet dairelerinde hala negatif ayrımcılık yapılarak evrak işlemlerinin savsaklandığını… Kırcaali plakalı araçların bazı Bulgar trafik polislerinin özel ilgi alanına girdiğini ve sebepli sebepsiz durdurularak el altından paralar alındığını ve çeşitli cezalar kesildiğini... Kırcaali’de bazı uygulamaların başka yerlerden daha ağır olduğunu söylediklerinde inanmak istememiştim.
Bu dört-beş ay içinde bu iddiaların bazılarını yaşayarak gördüm. Kırcaali plaka aracımla Sofya veya Burgaz’a giderken her ilde - diğer araçlar durdurulmazken- en az bir kere trafik polislerince durduruldum ve olur olmaz sorularla karşılaştım ve her defasında da tepkimi gösterdim ”Yine ‘K’ plakayı görüp durdurdunuz” diye.
Bu çeşitli negatif uygulamalarla Bulgaristan’daki Türklere dolaylı yollardan da olsa hala baskılar yapıldığını ve bunu gündeme getirmeyerek gayet normal karşılayanları gördüğümde şu meşhur Beş Maymun Öyküsü aklıma geldi:
“ Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bir merdiven kurarlar. Kafesin tepesine de iple muzlar asarlar. Herhangi bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde, dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.(Bu esnada merdivenleri çıkmaya çalışan maymunla birlikte, diğer maymunlar da soğuk su ile ıslatılır.)
Bütün maymunlar bu denemeler sonucu sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara doğru hareketlenen maymun diğerleri tarafından engellenmeye başlanır.
Su kapatılır maymunlardan biri dışarı alınıp, yerine yeni bir maymun(adı ‘A’ olsun) konulur. A maymununu ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur, fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni gelen maymunu döverler.
Daha sonra ıslanmış maymunlardan ikincisi de yeni bir maymunla(adı ‘B’ olsun) değiştirilir. B maymunu da merdivene yaptığı ilk atakta diğerlerinden dayak yer. Bu ikinci maymunu(B) en şiddetli ve istekli döven sonradan kafese alınan ilk yeni maymun ‘A’ dır!
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Yeni gelen maymun (adı ’C’ olsun) da merdivenlere ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan ikisinin(sonradan gelen A ve B) kafese en yeni gelen maymunu(C) niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur! Yine de şiddetle onu döverler.
Son olarak en başta ıslatılan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle(‘D’ ve ’E’ olsun) değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşamamaktadır. Neden mi? Çünkü burada işler böyle gelmiştir ve böyle gitmelidir.”
Görüldüğü gibi ilk maymunlar çaresizliği öğrendiler ve daha sonra gelenlere de kendileri dayakla öğretti.
İnsanların bir kısmının da böyle öğretilmiş çaresizlik içinde kıvrandıklarını görünce üzülmemek elde değil…
1989 yılı öncesi biz nelerini gördük, nelerini…
Öğretilmiş çaresizler ordusunun - bunların arasında Türk asıllılar da vardı - Türk halkını asimile etme gayretlerini… Cami önlerinde ibadet edilmesin diye nöbet tutanları… Kurban bayramlarında evlerde kurban etleri arayanları… Türkçe konuşanlara “Yabancı dil konuştun” diye ceza kesenleri… Türklerin giyim kuşamlarına karışanları…
Bu baskı yapanların hepsi birer öğretilmiş çaresizdi ve Türk halkına çaresizliği dayatmaya kalkıştılar…
Türk halkı bunlara direndi…
Yani öğretilmiş çaresizliğe çare aradı…

Şimdi “Eski hamam yeni tas” misali yeniden Türk halkına baskı yapmaya kalkışanların da bir gün çaresi bulunur…
Ne güzel demiş atalarımız:
“Keser döner sap döner gün gelir hesap döner.”
Bu baskılar bir gün kesinlikle sona erecek…
Sofya’daki siyasi konulara hâkim olan, rakiplerinin beceriksizliğini hafif tebessümle Ti’ ye alan bazı Türk asıllı siyasetçiler örnek alınacak ve çoğalacak…
Köyde oturup öğretilmiş çaresizlerin dayattığı Mevlit kültürü ile yetinmeyip kentleşme süreci hızlanacak…
Çocukların iyi yetiştirilmesi ve gelecekleri için, köyde muhtar olmak yerine, kentte çöpçü olmak tercih edilecek…
Hakların savunulması için, - Siyasi Partiler dışında - kentlerde Sivil Toplum Örgütleri de kurulacak…
O zaman her kentleşen eskiden olduğu gibi çeşitli baskılarla Türkiye’ye kovulamayacak…
Yukarıda verilen öyküdeki gibi öğretilmiş çaresiz olunmayacak…
Evet! Her şeyin bir çaresi muhakkak bulunacak!


ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2020    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS