Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.6639 Lv.
GBP GBP 2.2293 Lv.
TRL TRL 0.3704 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
22 Haziran 2018
YORUM

Çeşitli şekillerde uygulanan Bulgarlaştırma politikası devam ediyor

04 Haziran 2018

Resmiye MÜMÜN
Bulgaristan’da komünist rejim tarafından sözde “Soya Dönüş Süreci” olarak adlandırılan Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarına uygulanan zorla asimilasyon süreci, ne yazık ki yeni yöntemlerle devam ediyor. Zaten 2008 yılında BTV’ye verdiği bir demeçte eski komünist diktatör Todor Jivkov’un ve ailesinin özel koruması olan Başbakan Boyko Borisov, İçişleri Bakanlığı görevlisi olarak bizzat kendisinin aktif olarak iştirak ettiği soykırım sürecinin amacının doğru olduğunu, sadece yöntemlerinin yanlış olduğunu söylemişti. 2009 yılından beri Boyko Borisov’un başkanlık ettiği üç hükümet döneminde de ülkedeki Müslüman ve Türklerin aleyhine birçok kararlar alındı. Sonuncusu mevcut Borisov hükümetinin koalisyon ortağı olan ırkçı ve aşırı milliyetçi tavırlarıyla bilinen İç Makedon Devrimci Örgütü (BMRO) ve Ataka partilerinin girişimiyle 31 Mayıs Perşembe günü Stara Zagora (Eski Zağra) Belediye Meclisinin 838 Türkçe yer adının Bulgarcaya çevrilmesi kararı oldu. Bu tür kapsamlı bir yer adlarını Bulgarca adlarla değiştirme kampanyası 1934 yılından sonra Bulgaristan’da ilk defa gerçekleştirildi.

Daha önce de VMRO ve Borisov’un partisi olan Bulgaristan’ın Avrupalı Geleceği İçin Vatandaşlar (GERB) partilerinin girişimiyle Varna ve Burgaz illerinde yüzlerce Türkçe yer adı değiştirildi. Ayrıca ırkçı ve aşırı milliyetçi tavırlarıyla bilinen Bulgaristan’ın Kurtuluşu İçin Ulusal Cephe (NFSB) partisi tarafından da Karlovo (Karlıova) Belediye Meclis Başkanlığına benzer bir öneri sunulmuştu. Konuyla ilgili başka çarpıcı örnekler verelim. 2012 yılında Filibe kentinde “Cuma Meydanı” olarak anılan meydanın adı “Roma Stadyumu” olarak değiştirildi. On yıldan beri Ataka partisi, Balkanların en yüksek tepesi olan Rila Dağı’nın Musalla Tepesi’nin adının Bulgarca olarak değiştirilmesini önermeye devam ediyor. Son olarak geçen yıl Ataka partili Sofya Valisi İliyan Todorov, Cumhurbaşkanı Rumen Radev’e Musalla adının Sveti İvan Rilski’ye, bir vatandaş ise Moisey’e değiştirilmesini önerdi. Kırcaali şehrinin adının Orfey ve Delovgrad, Kazanlık’ın Aleksandrovgrad ve daha birçok Türkçe adlar taşıyan şehir, köy, sokak ve başka yer adlarının değiştirilmesi için de öneriler geldi. 2012 yılında mevcut hükümetin koalisyon ortağı olan Ataka partisi, Parlamento kürsüsünden taraftarlarının Türkçe yer adlarına dair bilgi vermeleri için tek telefon servisini duyurdu. Belediye meclislerinin Türkçe yer adlarını değiştirme kararlarının, yerel düzeyde alınan kararlar olmayıp, kapsamlı ve tutarlı bir politika doğrultusunda alınan kararlar olduğu açıkça belli oluyor. Zaten devlet bu yüzden buna müsaade ediyor.

2010 yılında o zamanki Kültür Bakanı Vecdi Raşidov’un emriyle annesinin adını taşıyan Kırcaali Kadriye Latifova Devlet Müzik ve Dram Tiyatrosu ile Razgrad Nazım Hikmet Türk Tiyatrosu kapatıldı. Daha sonra 2014 yılında o zamanki Kültür Bakanı Petır Stoyanoviç’in emriyle iki tiyatro Kırcaali ve Razgrad’daki tiyatro ve müzik merkezlerinin bünyesinde faaliyetlerine devam etti. Türkçe eğitimi önündeki engeller ve sorunlara GERB partisinin iktidara gelmesinden sonra bir tanesi daha eklendi. Önceden eski ders kitaplarıyla zorunlu seçmeli ve serbest seçmeli ders olarak okutulan ana dili Türkçe, şimdi sadece seçmeli ders olarak ders saatlerinin dışında okutuluyor.

Öte yandan 2011 yılından beri ülkede Türkçe propaganda yasağı devam ediyor. Lütfi Mestan, gerek Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Genel Başkanı, gerekse Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü İçin Demokratlar (DOST) Genel Başkanı olarak seçim dönemlerinde seçmenlere hitaben yaptığı daha ziyade Türkçe selamlamalardan dolayı birçok ceza aldı. Eski HÖH Milletvekili olan DOST Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Hafızov da aynı suçtan dolayı cezalandırıldı.

Borisov yönetimi sırasında ayrıca Bulgaristan Müslümanları aleyhine de kararlar alındı. 2016 yılında ülkede sadece birkaç kadının burka giymesine rağmen, milli güvenliği tehdit ettiği bahanesiyle burka giymek yasaklandı. Halihazırda Bulgaristan Meclisi Başkanlığına sunulmuş Dinler Yasası’nda değişiklikler yapılmasına ilişkin iki yasa tasarısı bulunuyor. Irkçı ve aşırı milliyetçi partiler, Anayasa’ya aykırı ve totaliter önerilerde bulundu. Örneğin, dini kuruluşlara yönelik dış yardımın yasaklanması, hutbe ve vaazların Bulgarca olarak verilmesi, dini merasimlerin Bulgarca olarak yapılması, her bir camiye Bulgar bayrağı dikilmesi ve daha birçok kabul edilemez kısıtlamalar önerildi. Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP), GERB ve HÖH tarafından sunulan Dinler Yasası’nda değişiklikler yapılmasına ilişkin yasa tasarısı ise devletin dini cemaatlerin faaliyetlerini doğrudan kontrol etmesini ve din işlerine müdahale etmesini öngörüyor.

Diğer yandan camilere ve mescitlere yönelik saldırılar devam ediyor. 2011 yılında Ataka partisi lideri Volen Siderov önderliğinde yaklaşık 150 parti aktivisti, bir fesi parça parça yırtarak başlattıkları bir miting sırasında Sofya’daki Banyabaşı Camii olarak bilinen Kadı Seyfullah Efendi Camii önünde Cuma namazı kılan cemaatin üzerine taş, yumurta, meyve, demir levha ve tahtalar attılar ve bir seccadeyi yaktılar. Çıkan olaylarda toplam 10 kişi yaralandı, fakat hala Ataka partisi temsilcilerinden herhangi biri olayla ilgili hüküm giymedi. Öte yandan saldırılara maruz kalan Veli Karaahmed, 2015 yılında Strasburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Bulgaristan’a karşı davayı kazandı ve devlet kendisine tazminat olarak 7 668 avro ödemek zorunda kaldı. 2013 yılında Sofya’daki Banyabaşı Camii’nden namazdan dönen Metin adlı 28 yaşındaki bir Türk, üç ırkçının vahşice saldırısına uğradı ve bir ay komada kaldı. 2014 yılında Bulgaristan Başmüftülüğü’nün vakıf mallarının iade edilmesi ile ilgili davayı protesto eden bir grup, Filibe'deki Cuma Camii olarak da bilinen Murad Hüdavendigar Camii’ne taşlar, yanıcı ve patlayıcı maddelerle saldırdı. 2015 yılında aynı tarihi camiyi yakma girişiminde bulunuldu. Geçen yıl Bulgaristan Müslümanları Başmüftü Yardımcısı Birali Birali'nin eşi ve iki kızı, Sofya’da bir markette alışveriş yaparken, başörtülü oldukları gerekçesiyle iki genç kadın ve bir erkeğin şiddetine maruz kaldı. Bulgaristan Başmüftülüğü'nün vakıf mallarının iadesi için ülkenin çeşitli şehirlerinde başlattığı davaların yarısından fazlası çeşitli nedenlerle engellendi. Tüm engellemelere rağmen Başmüftülük, vakıf mallarının iadesi için hukuki mücadeleden vazgeçmiyor. Bulgaristan’da sekiz yıldır devam eden ve kamuoyunda "13 İmam Davası" olarak bilinen davada savcı olarak görevlendirilen Nedyalka Popova, birkaç ay önce Bulgar basınına verdiği mülakatta ülkedeki Müslümanların hızla çoğaldığını ve bu durumun da devletin güvenliğini tehlike altında bıraktığını iddia etti. Davanın savcısı olarak Nedyalka Popova’nın “Ülkemizdeki Müslümanlar yüzde 30 olduğunda devlet tehdit altında kalacak” ifadeleri, imamların avukatlarının davanın başından beri zanlıların dini inançları ve dini ibadetleri yerine getirmelerinden dolayı yargılandığı iddialarının doğruluğunu ortaya koydu.

Bundan başka siyasi hakların kullanılmasında da engelleme çabaları var. Sofya Şehir Mahkemesi, Lütfi Mestan’ın kurduğu DOST partisinin etnik temelli bir parti olduğu iddiasıyla tescilini onaylamadı. Daha sonra Temyiz Mahkemesi, Sofya Şehir Mahkemesi’nin buna ilişkin kararını bozdu. DOST’un önüne çeşitli engeller koyan Bulgaristan devleti, geçen yılki erken milletvekili genel seçiminde partiye acayip baskı uyguladı ve yüzde 4'lük seçim barajını aşarak, Parlamento’ya girmesine izin vermedi.

Resmiye MÜMÜN
1 Haziran 2018, Kırcaali

Ziyaretci sayısı: 1559

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2018    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: info@kircaalihaber.com   Webdesign