Başmüftü Dr. Hacı, Uluslararası Nefret Söylemiyle Mücadele Konferansı’na Katıldı



Salı, 06 Aralık 2022

Başmüftü Dr. Hacı, Uluslararası Nefret Söylemiyle Mücadele Konferansı’na Katıldı

Başmüftü Dr. Mustafa Hacı, Uluslararası Nefret Söylemiyle Mücadele Konferansı'na katıldı. Sofya'da düzenlenen forum, aralarında Almanya, Hollanda, Slovakya, Slovenya, Litvanya, Sırbistan ve Ukrayna'dan hakimler, dini toplulukların, akademik çevrelerin ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri de bulunan yaklaşık 130 kişiyi bir araya getirdi. Bulgaristan Cumhuriyeti Başsavcısı İvan Geşev'in ev sahipliğinde Avrupa Yahudi Derneği’nin desteğiyle düzenlenen etkinliğin resmi konukları arasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı İliyana Yotova, Adalet Bakanı Krum Zarkov, Dışişleri Bakan Yardımcısı Velislava Petrova, Yüksek Yargı Konseyi’ni temsilen Boyan Magdalinçev, Avrupa Yahudi Derneği Başkanı Menachem Margolin da yer aldı.

Başmüftü Dr. Mustafa Hacı hazır bulunanlara hitaben yaptığı konuşmada, ülkemizde hoşgörü olduğu için Bulgaristan'da böyle bir konferansın yapılıyor olmasından gurur duyduğunu belirtti.

Başmüftü, “Dünyaya nasıl birlikte yaşanacağını ve insanların birbirlerini nasıl sevip yardım edebileceklerini gösterebiliriz. Bulgaristan, ülkemizdeki Yahudilerin katledilmesine izin vermedi. Daha sonra komünizm döneminde Müslümanlar ve Hristiyanlar birlikte Bulgarlaştırma sürecini yaşadılar,  ama birbirinden intikam almaya kalkışmadılar. Onlar, daha iyi bir yaşam biçimi bulmak adına birleştiler-ellerinden gelenin en iyisini yapmak, birbirlerine saygı göstermek, karşılıklı anlayış göstermek ve yardımlaşmak için birleştiler” diye kaydetti.

Dr. Hacı, toplumda nefret söyleminin var olma nedenlerini analiz etti.

Başmüftü, “Bir insan, dini mensubiyet veya etnik köken olarak kendisinden farklı olsun olmasınlar başkaları aleyhinde konuştuğunda bu kişi, aleyhinde konuştuğu kişilerden daha fazla zarar görüyor demek, çünkü nefret onun iç dünyasını kemirir. Bu nedenle huzur içinde yaşayamaz ve iyi yaşamak isteyen başka insanların da olduğunu kabul edemez. Bu yüzden nefret, tomurcuk halinde tedavi edilmesi gereken bir duygudur. Bu düşünce doğrultusunda hemen herkesin haklarının olduğunu düşündüğü bir çağda yaşadığımızı görmek gerekiyor. Ancak neredeyse hiç kimse yükümlülükleri de olduğunu hissetmiyor” diye vurguladı.

Dr. Hacı, konferansa sadece dini liderlerin değil, insanlar arası ilişkileri geliştirmeye yönelik karar ve adım atabilecek kişilerin de katılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

"Din Temelli Nefret Suçlarıyla Mücadele" konulu panelde de konuşmacılar arasında yer alan Başmüftü, sunumunda dinin insan hayatındaki yeri ve İslam'a göre temel insan haklarından bahsetti.

Dr. Hacı, “Bir kişi ateist olduğunu söyleyebilir ama dünya çapında ve tarihsel olarak ateist bir toplum yoktur. İnsanların kesinlikle her zaman inançları, dini inançlarına bağlı kalma ilkeleri olmuştur. Her zaman bazı ahlaki değerleri takip etmişlerdir. Dini değerler kaybolduğunda insani değerler de yok olur. İnsani değerler yok olduğunda insanlığın da yok olma tehlikesi vardır. Bu yüzden insanları dindar oldukları için, bir mabede, camiye veya havraya gittikleri için sınırlamamalıyız. Herkesin kendi yaşam tarzı ve kendi din anlayışı vardır. Elbette bir dinin temel ilkelerinden uzaklaşılmasını ve bunun topluma zarar verecek amaçlar için kullanılmaya başlanmasını doğal olarak kabul edemeyiz. Bu düşünce doğrultusunda etrafımızdaki insanlar mutlu olduğunda bizim de mutlu olacağımızı anlamak o kadar da büyük bir felsefi anlayış değildir. Acı çeken insanlar olduğunu anlamak için uzağa gitmemize gerek yok. Ama en çok askeri saldırılara maruz kalanlar zarar görüyor. Bir yandan baskı ve tacize maruz kalıyorlar, diğer yandan insanlık küresel ölçekte sorunları ve çatışmaları çözmek için yeterince çaba göstermiyor. Bu nedenle, bu forum daha önce katıldığım diğerlerinden biraz farklıdır. Burada gerçekten insanların sorunlarıyla ilgilenen insanlar var ve din nihai olarak, İslam'da da olduğu gibi dini inanç özgürlüğünü korumayı, insanların can  güvenliğini ve sağlığını, haysiyet ve şerefini, akıl sağlığını  ve malını korumayı hedefliyor. Bu beş şey dokunulmaz ve kimsenin bunlara tecavüz etmeye hakkı yoktur” dedi.

Nefret söylemiyle ilgili sorunlar hukukun üstünlüğü prizmasından da irdelendi. "Vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunması. Hukukun üstünlüğü - temel insan haklarının güvence altına alınmasına giden yol" başlıklı panelde Avrupa'dan savcılar ülkelerindeki uygulamaları ve çevrimiçi ortamda nefret söylemiyle mücadele esnasında karşılaşılan zorluklarla ilgili konularda bilgiler sundular.


Diğer Fotoğraflar

DİĞER HABERLER