Bulgarlaştırma sürecine karşı çıktıkları için yargılanmadan ve hüküm giymeden 1985-1987 döneminde Belene Toplama Kampı'na ve cezaevine gönderilen Türk kökenli Bulgaristan vatandaşlarının üye olduğu sivil toplum kuruluşu, bazı tarih ders kitaplarında komünist rejiminin manipülatif şekilde veya önemli gerçekleri ve olaylara değinilmeden tanıtma girişimlerine karşı bir bildiri yayımladı. Belene mağdurları, bildiride 9 Eylül 1944'ten sonra totaliter rejimin Bulgaristan'daki Müslümanlara yönelik asimilasyon politikasının tamamının yansıtılmayıp sadece 1984 yılından sonra Türklerin isimlerinin Bulgar isimleri ile zorla değiştirilmesine değinilmesinden dolayı hayal kırıklığı yaşadığını belirtiyorlar.
Yanlış bilgilerin verildiği sadece bir ders kitabından başka diğerlerin hiç birinde sözüm ona "Soya Dönüş" süreci başladıktan sonra Bulgaristan Komünist Partisi'nin (BKP) asimilasyon politikasına karşı direniş göstermelerinden dolayı 517 Türkün Belene kampına sürüldüğü bildirilmiyor.
Yayımlanan bildirinin tam metni şöyle:
Etnik Türk nüfusa yönelik yapılan zorla asimilasyon politikası döneminde BKP'nin asimilasyon politikasına karşı direniş göstermelerinden dolayı yargılanmadan Belene Adası'ndaki toplama kampında tutulan mağdurlardan bildiri.
BKP diktatörlüğü, 1944'ten 1989'a kadar 45 yıl sürmüştür. Ülke tarihinin bu dönemi, üç grup vatandaşa yönelik işlenen suçlarla doludur. BKP'nin diktatörlük rejiminin ilk kurbanları, komünist ideolojiden başka siyasi görüşleri olan vatandaşlardı. Onlar Bulgar milletinin elitiydi ve acımasızca yok edildiler. Başka bir grup vatandaş olan Müslüman Pomaklar, acımasız bir şekilde asimilasyon politikasına maruz kaldılar. Bu nüfusun önemli bir kısmı Belene Adası'ndaki toplama kampına sürüldü. Birçoğu uydurulmuş suçlardan dolayı mahkum edildi. Ne yazık ki, köylerde yaşayan Pomaklar arasından öldürülenler oldu.
Bu nüfusa yönelik zulüm ve baskılar 1962'den 1974'e kadar 12 yıl sürdü. Totaliter rejimin son kurbanları Bulgaristan vatandaşı olan etnik Türkler oldu. Rejim, bu nüfusa karşı acımasız bir asimilasyon politikası başlattı. Bu politika, çok sayıda milis grubunun, yedek askerin, gönüllünün, İçişleri Bakanlığı ve eski gizli istihbarat servisi DS'ye bağlı tüm örgütlerin ve askeri birliklerin savunmasız Türk etnik nüfusuna karşı savaşı haline geldi.
Üç ay içinde 517 etnik Türk, yargılanmadan ve hüküm giymeden Belene Adası'ndaki toplama kampına sürüldü. 1949-1974 yılları arasında da aynı şekilde bu kampa gönderilenler oldu. Eski Belene Toplama Kampı mağdurlarının üye olduğu sivil toplum örgütünün bu bildirisiyle yeni 10.sınıf tarih ders kitaplarında asimilasyon sürecinde yaşanan olayların müfredata tam olarak yansıtılmamasını protesto ettiğimizi ve hayal kırıklığımızı ifade etmek istiyoruz.
Olaylara yönelik bu yaklaşım, eski zihniyetin egemen olmaya devam ettiği ve komünist partinin suçlarını gizlemek için her şeyi yaptığı anlamına gelir. Öte yandan bu yaklaşım, etnik Türklerin ve Müslüman Pomakların zorla asimilasyonu sırasında işlenen suçları koruyor ve haklı gösteriyor. Sadece birkaç kelime ile sözüm ona "soya dönüş süreci" olduğunun bildirilmesi, 1944-1989 dönemindeki komünist rejimin kurbanlarına haksızlıktır. Her şeyden önce insanların en kapsamlı şekilde bir ülkeden başka bir ülkeye sınır dışı edilmesinin göz ardı edilmesi kabul edilemez. 70 gün içinde 360 000 etnik Türkün sınır dışı edilmesi, Bulgaristan'da bölgelerin tamamının boşalması ve ülke ekonomisi üzerindeki etkisinin yansıtılmaması kabul edilemez. Bizim sivil örgütümüz, ders kitaplarının içeriğinde tarihi gerçekler adına değişiklik yapılmasını beklemektedir.