Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da, Türkiye ve Bulgaristan’ın ortak arkeolojik mirasını onurlandıran kapsamlı bir kültürel etkinlik düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçiliği ile Bulgaristan Kültürel Miras Derneği’nin iş birliğiyle Ramada Otel’de gerçekleştirilen “Harikaların Diplomasisi – En Eski Mucizeler” başlıklı etkinlik, yaklaşık 250 seçkin davetliyi bir araya getirdi.
Görkemli Açılış: Tapanlar ve Folklorik Ezgiler
Program, Bulgaristan’ın “Pirin’in Sesi” lakaplı ünlü sanatçısı Nikolina Çakırdıkova ve Edirne’den gelen halk dansları topluluğunun sahne performansıyla başladı. Etkinliğe adını veren “Harikaların Diplomasisi” temasına uygun gerçekleştirilen ritüel dans gösterileri, gecenin kültürel ve sanatsal havasına damgasını vurdu.
Bilimin Öncülerine Arkeoloji Ödülleri
Etkinlik kapsamında Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma Bakanı Grozdan Karacov ile Kültür Bakanı Mariyan Baçev, her iki ülkeden önde gelen arkeologlara plaket takdim etti:
Prof. Dr. Necmi Karul (İstanbul Üniversitesi): Göbeklitepe ve Karahantepe’yi kapsayan “Taş Tepeler” projesiyle, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınaklarını gün yüzüne çıkardığı için onurlandırıldı.
Akademik Vasil Nikolov (Bulgaristan Bilimler Akademisi): Provadiya Tuzdağ arkeolojik alanındaki çalışmalarıyla Avrupa’nın ilk yerleşimlerinden birini ortaya çıkardığı için ödül aldı.
Doç. Dr. Hristo Popov: Krumovgrad’daki (Koşukavak) Ada Tepe bölgesinde yürüttüğü kazılarla Avrupa’nın bilinen en eski altın madenini ortaya koyduğu için ödüllendirildi.
Kültürel Diplomasiye Vurgu: Konuşmalar ve Vizyon
Program boyunca yapılan konuşmalarda, kültürel mirasın diplomatik ilişkilerde oynadığı rol vurgulandı:
Büyükelçi Mehmet Sait Uyanık, açılış konuşmasında Türkiye ile Bulgaristan arasında gelişen turizm ilişkilerine dikkat çekti: “Geçen yıl 3 milyon Bulgar vatandaşı Türkiye’yi, 2,3 milyon Türk vatandaşı Bulgaristan’ı ziyaret etti. Bu sadece rakam değil, halklarımız arasındaki dostluğun bir göstergesi.”
Slavka Buzukova (Kültürel Miras Derneği Başkanı), Mevlana’nın “Harabelerde hazine umudu vardır” sözünü anımsatarak iki ülkede yürütülen arkeolojik kazıların insanlık mirasına katkı sağladığını belirtti.
Grozdan Karacov, kültürün yalnızca turizmi değil, “bir zaman yolculuğunu” temsil ettiğini, Göbeklitepe, Provadiya ve Ada Tepe gibi alanların geçmişe açılan pencereler olduğunu ifade etti.
Doç. Dr. Hristo Popov, arkeolojinin bir uğraştan öte, bilimsel ve stratejik bir dava olduğunu vurgulayarak, kültürel mirasa sahip çıkmanın ulusal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.
Kültür Bakanı Mariyan Baçev, “Kültür, köprüler kurar. Siyasetin başaramadığı yerde kültür devreye girer. Bu etkinlik bunun somut kanıtıdır,” sözleriyle etkinliğin önemini özetledi.
Sanat, Dijital Deneyimler ve Ortak Hafıza
Etkinlik kapsamında geleneksel Türk ebru sanatı büyük ilgi gördü; su üstünde renklerin dansı misafirleri büyüledi. UNESCO tarafından koruma altına alınan Göbeklitepe ve Karahantepe alanlarının dijital görselleri ve enstalasyonları sergi salonunda sergilendi.
Ayrıca Varna bölgesinden çıkarılan dünyanın en eski işlenmiş altın eserleri dijital sunumlarla tanıtıldı.
Osmanlı tıbbı ile Mevlana’ya ait dijitalleştirilmiş el yazmaları “bibliyotek köşesi”nde ziyaretçilere sunuldu.
Perperikon Antik Kenti’nin 7.000 yıllık tarihini yansıtan maket büyük ilgi gördü.
Geçmişten Geleceğe: Kültürün Birleştirici Gücü
“Harikaların Diplomasisi” etkinliği, Türkiye ve Bulgaristan’ın zengin kültürel mirasını sanattan bilimsel keşiflere, dijital deneyimlerden folklorik performanslara kadar pek çok boyutla harmanlayarak sundu. İki ülkenin ortak tarihi ve kültürü, yalnızca siyasal ilişkileri değil, halklar arası anlayışı da güçlendirmeye devam ediyor.
Bu etkinlik bir kez daha gösterdi ki, kültür; farklılıkları birleştiren, geçmişi geleceğe bağlayan ve diplomasiye en sağlam zemini sunan evrensel bir köprüdür.
Foto: AA