AHMET DOĞAN: “EMİNİM Kİ, BİZSİZ BULGARISTAN ZOR YÖNETİLİR”



Çarşamba, 19 Mayıs 2010

AHMET DOĞAN: “EMİNİM Kİ, BİZSİZ BULGARISTAN ZOR YÖNETİLİR”1989 yılında haklar, özgürlükler, demokrasi, alınan isimlerimizin ve dini haklarımızın geri verilmesi için başlatılan Mayıs Hareketi, Cebel'de binlere kişinin katıldığı törenle kutlandı. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışına denk gelen bu kurtuluş hareketi çok sayıda yerli ve yabancı milletvekilini, parti temsilcilerini, belediye başkanlarını, siyasi mahpusları ve halkı bir araya getirdi. Bu kişilere çok sayıda yerli ve yabancı basın yayın temsilcileri de katıldı. Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkanı Dr. Ahmet Doğan, her gittiği yerde gibi alışıldık o anlatılmaz sevgi seliyle karşılaştı. Gelenek haline gelen son konuşmayı o yaptı ve çok ilginç, anlamlı sözler söyledi ve siyasi meydandaki rakiplerine de hem gözdağı verdi hem de kucak aştı.

Ahmet Doğan, neden başkalarının Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisini (HÖH) inkar ve reddettikleri için sevindiğini de söyledi. Doğan bu sorunun hem ahlaki hem de siyasi olduğunu belirtti : "Neden bizi sevmiyorlar? Bu sorunun çok ahlaki ve siyasi derinliği vardır. Kimler en başarılı kişileri sever? Kim ileri görüşlü kişileri sever? Kim alışılmışın dışında devlet ile azınlıklar, insan hakları, Avrupa perspektifi gibi bambaşka modelleri yaratan kişileri sever? Bizleri sevmediklerinden dolayı çok memnunum, çünkü bu yaptıklarımızın en belirgin notudur". Aynı şekilde "herkese kucak aştıklarını" ve artık insanların hareketin yüklenmiş olduğu görevin adil olduğunu anlamaları gerektiğini söyledi. Her zamanki neşeli halinden ödün vermeyen başkan: "Eminim ki, bizsiz Bulgaristan zor yönetilir. Biz aşının temelindeyiz, ülkedeki milletler arasındaki birliğin temelindeyiz. Bu da, Avrupa Birliğine girerken, başı dik ve eşit bir vatandaş gibi girmemizin bir teminatıdır. Temelinde, seçmen üzerinde kimliğe ve hizmete dönük bir siyaset yapılıyorsa, rakiplerinden bir adım önde ve daha hızlı gelişmeyi gerektiriyor. Buradaki büyük gerçek şu, eğer rakiplerine göre daha hızlı davranıp gelişemiyorsan, bırakın Bulgaristan'ı ve Balkanları, Avrupa kapsamında geri kalmışız demektir. Sonunda ya en önemli bölümle ya da en neşeli kısımla bu tür etkinlikleri tamamlıyoruz. Burada bulunan habercilerin çok önemli bir görevi olduğuna inanıyorum. Kırcaali milletvekili olduğumu bildiklerine rağmen, Doğan'ın bugün burada ne aradığını ve buradan çıkacak mesajın ne olduğunu anlamaları gerekmektedir." Başkan Doğan, Türkiye Cumhuriyeti'nden gelen değerli misafirlere de burada bulunma inceliğini ve fedakarlığını gösterdikleri için teşekkür etmeyi ihmal etmedi. Ardından da çok anlamlı bir şekilde Kırcaali'nin genetiği ve dünyadaki genetik kodlarla ilgili esprili ve şaka görünümlü atıflara girişti. "Cebel bir genetik koddur, Kırcaali'nin kendisi bir genetik koddur. 20 yıldan fazla hayatım Kırcaali'yle bağlıdır. Bu ilişkimin başında Kırcaali'ye soğuk ve kişiliksiz yaklaşıyordum. Ama tanımaya başladıktan sonra, meydana birçok sualtı tabakaları çıktı ve benim gözlerim açıldı. Kırcaali yedi ilçenin bir birleşimidir. Benim için bu ilçede yaşayan insanların karakter yapılarını yakalamak, bu karakterlere aşılanmış değerleri anlamak, farklılıklarını ve birleştirici unsurları tespit etmek çok önemliydi. Buradan elde ettiğim sonuçlar gelecekte yürütmüş olduğum siyasi faaliyetlerde bana çok yardımcı oldular. Sanırım bu haberciler için yeni bir haber olacak. Sen git farklı olan bu yedi karakteri birleştir! Bu Kırcaali için çığır açan bir olaydır. Cebel ve Kırcaali genleri o kadar güçlü ki, Türkiye'nin her yerindeler. Bursa, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya'dalar ve son üç bucuk yıldır da Avrupa'ya öyle bir ilerleyip dağıldılar ki, hiç kimse onları oradan çıkaramaz. Bu gen her yerdedir, Belçika, İspanya, Almanya, Fransa hatta eminim ki, bu genden Kuzey Amerika, Kanada, Rusya ve Çin'de de vardır. İşte buna büyük bir gen, güçlü bir gen denir!" Çıt sesi çıkmayan meydanı dolduranlara da ilk başlarda Hak ve Özgürlükler Hareketini kurarken, kurucuların "hak ve özgürlükler olmazsa demokrasini de olmayacağına" inandıklarını hatırlattı. Ve her kim ki, haklara ve özgürlüklere saldırırsa, o ki demokrasinin temel hakkını çiğnediğine dair hesap vermesi gerektiği söyledi. Ülke yönetiminde de tecrübeli olduklarını şöyle dile getirdi : "8 yılda çok ciddi bir şekilde ülkeyi yönetmeye de öğrendik. Öyle bir durum oluştu ki, bizsiz iyi, ama bizimle olan dönemden daha kötü. Evet, HÖH olmadan kötü, ama herkes bu gerçeğin farkına varıyor ki, HÖH olmadan işler yürümüyor, ülke yönetilemiyor. Belli bir zaman sonra herkes çok açık bir gerçeğin farkına vardı. Eğer, HÖH kötüyse o zaman "Kötülük gel, çünkü sensiz daha da kötü!"diye düşünmeye başladılar." Başkan Doğan, Hak ve Özgürlükler Hareketinin ülkedeki en tecrübeli parti olduğunu da kıvanç dolu bir biçimde anmadan da geçmedi. İnce bir espriyle de mevcut ülke yöneticilerine de gönderme yapmayı da şu sözlerle yaptı: "Hangi kuvvet gösterisini yaparlarsa yapsınlar, hangi cesareti sergileyeceklerse sergilersinler hiç kimse hak ve özgürlüklere saldırmaya düşünemez. Düşünse dahi, o anda gerekli düzeltmeyi yapmış olması gerekiyor. Eminim ki bu kasırga da geçecek, selden sonra kumlar kalır." Ahmet Doğan, güçlü olabilmemiz için her zamankinden fazla birliğimizi ve beraberliğimizi muhafıza etmeye çağırdı.









Diğer Fotoğraflar

DİĞER HABERLER