Bulgaristan’da Aşırı Sağın Yükselişi: Neo-Nazi Ağlardan Milliyetçi Eylemlere



Salı, 18 Ağustos 2026

Bulgaristan’da Aşırı Sağın Yükselişi: Neo-Nazi Ağlardan Milliyetçi Eylemlere

Bulgaristan’da son günlerde art arda yaşanan gelişmeler, ülkede aşırı sağ ve radikal milliyetçi çevrelerin yeniden görünürlük kazandığına ilişkin tartışmaları büyütüyor. Filibe’de uluslararası neo-Nazi yapılanması Blood & Honour ile bağlantılı olduğu belirtilen kişilere yönelik operasyonun ardından, farklı bir milliyetçi grubun Alen Simeonov’a destek açıklaması ve Rodoplar’daki Enihan Baba tekesi önünde gerçekleştirdiği eylem, ülkedeki radikal sağ söylemin farklı alanlarda nasıl görünürlük kazandığını ortaya koydu.

Filibe’de 18 kişilik operasyon

Ağustos ayında Filibe’de gerçekleştirilen operasyonda, Blood & Honour adlı uluslararası neo-Nazi yapılanmasıyla bağlantılı olduğu belirtilen 18 kişi gözaltına alındı. Operasyon, Bulgaristan’da neo-Nazi çevrelerin örgütlenme kapasitesini yeniden gündeme getirdi.

Blood & Honour’un Bulgaristan yapılanmasının özellikle Filibe çevresinde uzun süredir faaliyet gösterdiğine ilişkin araştırmalar bulunuyor. Aşırı sağ çevrelerin müzik etkinlikleri, gençlik grupları, internet ağları ve milliyetçi organizasyonlar üzerinden yeni üyeler kazanmaya çalıştığı belirtiliyor.

Bu nedenle güvenlik makamlarının son operasyonu yalnızca münferit bir olay olarak değil, ülkedeki radikal sağ ağların daha geniş yapısının araştırılması açısından da önem taşıyor.

Bu kez hedefte Enihan Baba vardı

Operasyonun hemen ardından gündeme gelen bir başka gelişme ise “Куберовъ воинъ” adlı milliyetçi grubun açıklamaları oldu.

17 Ağustos’ta yayımlanan haberlere göre grup, Filibe’de öldürülen Georgi Kuzev’in ardından “pedofil avcısı” olarak tanımlanan Alen Simeonov’a açık destek verdi. Grup ayrıca Rodoplar’daki Enihan Baba tekkesi önünde gerçekleştirdiğini açıkladığı bir eylemin görüntülerini sosyal medyada paylaştı.

Grubun paylaşımında Bulgar bayrağı açıldığı ve Momçil Voyvoda’ya atıfta bulunulduğu görülürken, açıklamada sözde “neo-Osmanlıcılıkla mücadele” vurgusu yapıldı. Grup, Enihan Baba’yı “Rodoplar’ın işgalcisi” şeklinde niteleyen sert bir dil kullandı.

Bu söylem, Bulgaristan’daki bazı radikal milliyetçi çevrelerin tarih, etnik kimlik ve din üzerinden oluşturduğu siyasi anlatının günümüzde de devam ettiğini gösteriyor.

Enihan Baba kimdir?

Enihan Baba, özellikle Rodoplar’daki Müslüman-Alevi/Bektaşi topluluklarının sözlü kültüründe yer alan efsanevi bir kişilik olarak biliniyor.

Güncel haberlerde Enihan Baba’nın tarihsel varlığının kesin biçimde kanıtlanmadığı, daha çok yerel anlatılar ve efsaneler içerisinde yaşayan bir figür olduğu belirtiliyor. Bazı yerel anlatılarda ise 14. yüzyılda bölgede yaşamış bir Alevi ermişi, İslam dinî önderi ve şifacı olarak anlatılıyor.

Dolayısıyla Enihan Baba’nın tarihsel ve kültürel kimliği konusunda farklı anlatılar bulunurken, aşırı milliyetçi çevrelerin bu figürü “Osmanlı” ve “Türk” karşıtlığı üzerinden siyasi bir sembole dönüştürmesi ayrıca dikkat çekiyor.

Neo-Nazi ile milliyetçi grup aynı şey değil

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Bulgaristan’daki her milliyetçi grup neo-Nazi olarak tanımlanamaz. Neo-Nazi ideoloji; Nazi Almanyası’nın ideolojisini, ırkçı ve antisemitik düşünceleri ve beyaz üstünlükçü anlayışı yeniden üretmeye çalışan belirli bir aşırı sağ akımı ifade eder.

Buna karşılık milliyetçi gruplar daha geniş bir siyasi yelpazeye sahip olabilir. Ancak bazı milliyetçi çevrelerde yabancı düşmanlığı, etnik veya dini azınlıklara karşı düşmanlık, tarihsel çatışmaları günümüz siyasetine taşıma ve şiddet yanlısı söylemler görüldüğünde, bu grupların radikalleşme açısından ayrıca izlenmesi gerekiyor.

Son gelişmelerin önemi de burada ortaya çıkıyor.

Cinayet soruşturması üzerinden yeni bir siyasi söylem

Alen Simeonov’a verilen destek de dikkat çekici. “Куберовъ воинъ” grubu, Filibe’de Georgi Kuzev’in öldürülmesinin ardından Simeonov’u savunan açıklamalar yaptı ve “Alen sorun değil” şeklinde bir söylem kullandı.

Ancak bir cinayet soruşturması ile siyasi veya ideolojik bir hareket arasında doğrudan bağlantı kurulabilmesi için somut deliller gerekiyor. Bu nedenle söz konusu olayların birbirinden ayrılması ve resmi soruşturma sonuçlarının beklenmesi önem taşıyor.

Bununla birlikte, şiddet içeren veya toplumda büyük tepki oluşturan olayların ardından radikal grupların sosyal medya üzerinden destek kampanyaları başlatması, aşırı sağın kamuoyu oluşturma yöntemleri açısından dikkat çekici bir gelişme.

Rodoplar neden hassas?

Rodoplar, Bulgaristan’ın etnik ve dini açıdan en hassas bölgelerinden biri. Bölgede Türkler, Müslümanlar, Alevi-Bektaşi toplulukları ve farklı kültürel gruplar uzun yıllardır bir arada yaşıyor.

Bu nedenle tarihsel şahsiyetler, dini mekânlar ve Osmanlı geçmişi üzerinden yürütülen sert milliyetçi söylemler, yalnızca tarih tartışması olmaktan çıkıp günümüzde yaşayan toplulukları da etkileyebilecek bir boyuta ulaşabiliyor.

Enihan Baba üzerinden yaşanan son tartışma da bu açıdan değerlendirilmelidir.

Asıl tehlike: Radikalleşmenin normalleşmesi

Bulgaristan açısından asıl soru, ülkede neo-Nazi örgütlerin bulunup bulunmadığından daha geniş bir noktaya uzanıyor:

Aşırı sağ düşünceler toplumun hangi kesimlerine kadar ulaşabiliyor?

Sosyal medya, radikal grupların görünürlüğünü artırırken, şiddet olayları ve toplumsal gerilimler de bu çevrelerin propaganda yapmasına fırsat yaratabiliyor.

Bir tarafta Blood & Honour gibi açık biçimde neo-Nazi ideolojiyle ilişkilendirilen yapılanmalar, diğer tarafta daha geniş milliyetçi çevrelerin tarih, kimlik, göç, İslam ve “neo-Osmanlıcılık” üzerinden yürüttüğü kampanyalar bulunuyor.

Bu iki alan birbirinin aynısı olmasa da, ötekileştirici söylem, komplo anlatıları ve düşmanlaştırıcı siyasi dilin yaygınlaşması, radikalleşme açısından toplumun dikkatle izlemesi gereken bir gelişme.

Bulgaristan yeni bir sınavla karşı karşıya

Filibe’deki operasyon ve ardından gelen milliyetçi eylemler, Bulgaristan’da aşırı sağın farklı biçimlerde görünürlük kazandığını gösteriyor.

Devlet kurumlarının önündeki görev yalnızca suç işlediğinden şüphelenilen kişileri gözaltına almak değil; aynı zamanda radikal örgütlerin finansmanını, gençlere ulaşma yöntemlerini, internet ağlarını ve şiddet çağrılarıyla bağlantılarını araştırmak.

Toplum açısından ise en önemli görev, farklı siyasi görüşlerle aşırıcılık arasındaki çizgiyi doğru belirlemek.

Çünkü milliyetçilik ile neo-Nazizm aynı şey değildir. Ancak ırkçılık, dini veya etnik düşmanlık ve siyasi şiddet normalleştirildiğinde, demokratik toplumların güvenliği açısından tehlikeli bir zemin oluşabilir.

Bulgaristan’da son günlerde yaşanan gelişmeler, bu sınırın nerede çizileceği konusunda önemli bir tartışmanın başladığını gösteriyor.

Mümün YAŞAR


DİĞER HABERLER