Güneş, Rodop Dağları’nın yumuşak hatlarının ardında kaybolduğunda, Çernooçene (Yenipazar) karanlığa gömülmez. Aksine, alacakaranlığın mavisini yırtan yüzlerce küçük ışıkla hayat bulur. Bu manzaraya bakarken insan, elektrik ampullerinden çok daha fazlasını görür: Isının paylaşıldığı yuvaları ve birbirine yoldaşlık eden aydınlık pencereleri görür.
Yabancılaşmanın sıradan bir eşlikçi olduğu bu hızlı dünyada, Çernooçene karanlığın içindeki gerçek ışık ve "komşuluk" idealinin yaşayan bir örneği olmayı sürdürüyor.
Her bir ışık; bir komşunun, bir dostun, güvenebileceğiniz bir insanın varlığının kanıtıdır. Burada "komşuluk" sadece sözlükte kalmış eski bir kelime değil, ruhsal bir bağdır. Bu bağ, yamaçlardaki evleri birbirine bağlayan öyle görünmez bir iptir ki; en karanlık gecede bile kimsenin kendini yalnız hissetmemesini sağlar.
Doğu Rodoplar’ın kalbinde komşuluk, gündelik hayatın ta kendisidir. Yan pencereden sızan ışık, yardımın aslında sadece bir el uzatımı mesafesinde olduğunun işaretidir. Burada komşu, çoğu zaman bir akrabadan bile daha yakındır; sorun henüz yüksek sesle dile getirilmeden yardıma koşar.
Çernooçene’de farklılıklar ayrıştırmaz, zenginleştirir. Buradaki hoşgörü kitaplardan öğrenilmiş veya kağıt üzerinde kalan bir terim değildir; ruhun doğal bir halidir. Büyük şehirler anonimliğin içinde kaybolurken, Çernooçene bize asıl değerlerin neler olduğunu hatırlatır.
Bu Rodop bölgesinin modeli bir mihenk taşıdır; çünkü gerçek zenginliğin maddiyatta değil, insan ilişkilerinin sağlamlığında olduğunu kanıtlar.
Fotoğraftaki ışıkların yeryüzünde güzel bir takımada gibi birleşmesi gibi, Çernooçene halkı da kaderlerini saygı ve sevgi dolu ortak bir hikayede harmanlıyor. Burası bizim "karanlıktaki ışığımızdır"; sessiz, sürekli ve ilham verici... Çernooçene, insanlık ateşini canlı tutan bir kor gibi kalmaya devam ediyor ve bize şunu hatırlatıyor: Ancak birlikte ışık saçtığımızda karanlığı dağıtabiliriz.
Kırcaali Haber